DİYALOG MÜZESİ

KARİKATÜR


"Karikatür ve Fenerbahçe" desem nasıl bir diyalog konusu olur?
 
 
İkisini de severim.
 
Ben değil ama kardeşim fanatik Fenerbahçeli. Kaybedilen maç haftası "yok hükmünde" bu da bir karikatür değil mi?
 

Aynen... 6-0 lar hep VAR hükmünde.

Galatasay taraftarı olduğumu nereden anladınız?
 

Benim kardeşim de 6s'li. Kardeşler sadık olmuyor, ordan...

Kurgunuzu zıtlıklar üzerine mi kurarsınız, zihninizdeki mizah okyanusu nereden beslenir?
 

Kindarım. Geçmişi çok iyi hatırlarım. O kötülük ve yanlışlıklar besler mizah okyanusumdaki balıkları. İyi ,güzel şeyler de iyi, güzel balıkları besler.

"Herkes geçmişi iyi hatırladığında" bütün bu kaos ve kindarlıklar sürüp gitmez mi, bir yerde durup geleceğe bakmalı mıyız?
 

Bir yerde durmuş geleceğe bakıyoruz zaten. Gelecekten umudumuzu kesmedik. Yarını bugünden kuracağız, geçmiş yaşanmışlıklardan ders alarak. Bak mesela , Maraş katliamının bilmem kaçıncı yıldönümü. Taksim, Çorum, Bahçelievler, Sivas v.s...

Evet toplumsal bağlarımızı güçlendirebilirsek ve geleceğe motive olabilirsek sorunlar hızla çözülecektir, bence de.

Çizgiyi neden önerirsiniz gençlere?
 

ÇİZGİ, gençliğin FITRAT' ında var. ÇİZGİ, genç iken başlar ya da başlamaz. Örneğin, KARİKATÜR sanatına 20 yaşında başlayıp başarılı olan bir KARİKATÜRCÜ tanımıyorum. Gençlik umut taşı. Sorunları görür ve ona göre kendine ÇİZGİ silahını oluşturur ve onu hazırlar, hayata bileyler ...

Çalışmanızın (ismini bilmiyorum malesef) mesajını ve hikayesini alabilir miyim, lütfen

 

1987 yılında TAŞ TAŞ ÜSTÜNE adlı bir karikatür kitabı yayınlamıştım. O kitabın ilk sayfalarından birine imzamı bu biçimde desenleştirmiştim.

Buradaki çalışmanız da farklı geldi bana, desen vurgusu sanırım?


Modern sanat ile klasik sanat' ın zıtlığı, çelişkisi, uyumsuzluğu, eklektisizmi gibi... Benzer çok şey söylenebilir...

Teşekkür ediyorum, katkı verdiniz. Tüm sevenlerinizle birlilikte mutlulu dileklerimle

Sakalım sıkıştı "la minörle parmaklarımın arasına", sakalımı kurtarma savaşı...
 
Ve bu çalışmanızın hikâyesini biraz daha fazla detaylandırmanızı rica edeceğim.


"Face'de" yazdım: "Bu yarım yüzyıllık bir durum karikatürü. Menderes'ten bugüne "Atatürk ve Devrimlerine" ve kurduğu Cumhuriyete ihânet karikatürü. Doğal afetlerin; bu vatan haini, soysuzların, hırsızların, yobazların icraatlarının yanında çok masum kaldığının anlatımı.
 
Sondan bir önceki, Gaddar Davut. Fakat asıl ben Mokok'un o gün neden elindeki kütüğü, ilk geçişte değilde ikinci defasında - geri dönüp adamın başına indirdirğini hâlâ merak ediyorum. Çocukluktan kalan bir sorudur bu?
 


"Selamlama"; sopa indirme Mokok'a.
Hani bazen selam vermeyiz ya birbirimize kasıtlı - kasıtsız... O durumu hicveden bir Mokok anlatımı. Bazen de pişman oluruz ya, "selam verip borçlu çıktığımıza", o nasıl bir selamsa sopa vurmak gibi aynen o...
 
Sonuncu soruma fotograf eklemeyeceğim, okuyucuların o fotografı arayıp bulmalarını istiyorum.
Son çekimlerinizden bir tanesi; İlkokuldasınız ve sağ kucağınızda bir kız çocuğu var.

Evet, kucağımda değil ayakta duruyor "Adalet". Adı adalet...

Yanlış hatırladım o halde. Gelecekte insanlığın evrene yayılacağına inanır mısınız?

Hayır, evren insanoğluna göre değil, sadece yaşayabileceğimiz dünya. Onu da hızla yok etmekle meşgûlüz.
 
 
Çok teşekkür ediyorum, zaman ayırdınız, katkı verdiniz, huzurlu günler diliyorum sayın Kurtcebe.

Saygılarımla.
 
Sevgilerle.

Erkan Yazarkan Bu söyleşide okuyucunun dikkat etmesini rica ettiğim, bir kaç kelime grubu ve fotografların dizilişidir. Başlığa da dikkatinizi çekmek istiyorum ayrıca.
- Mokok ile başlayan geçmiş 1970'li yıllara dayanır. İlkokul öğrencisiyken nerede gördüğümü hatırlamadığım bir karikatür vardı. Hayatımda hatırladığım ilk karikatür odur. Birinci karede çıplak olduğunu sonradan öğrendiğim Mokok elinde bir sopa ile karşıdan gelen eli sopalı bir başkasına doğru yürümektedir. Birbirlerine vurmadan geçip giderler. İkinci karede geri dönüp, birbirlerinin kafasına indirirler ellerindeki sopaları.

Bu karikatürü inanın senelerce düşünmüşümdür, çocuk zihnimde hep şu soru vardı: "Halla, neden vurmadan geçip gittilerde sonradan dönüp vurdular?"

Sanatın ve sanatçının bir mucizesidir bu: "Hiç tanıyıp bilmediğiniz bir çocuğun zihninde soru işaretleri bırakıp onu düşündürebilirsiniz!"

Benim için ayrı bir mucize; seneler sonra eser sahibi ile yaptığım bu söyleşide kendisine sorabilmek ve cevabı kendisinden alabilmektir.

Kelime gruplarına geçersek
-Pır pır etmek ve uçmayı arzulamak
-Sanatçının verdiği heyecan
-Evrene açılabilecek miyiz?
-Gitara sıkışan sakal
-Altan Erbulak abi'nin gülümsetebilmesi ve
-Kendisinin de gülümsetebilmesi

Fotograflardaki dizilişi siz değerli okurlara bırakıyorum.