DİYALOG MÜZESİ

AYHAN AYGÜN İLE

DOKSAN BEŞ'İNCİ DİYALOG
EDEBİYAT DA BİR SANATTIR


Merhaba.

Merhaba.
Şairlik var mı?

Şairlik demeyelim, kendimce kendi sayfamda yazmaya çalışıyorum.

(çveni zsa) merak ettim şimdi. Anlamı nedir?
Sayfa linki verirseniz görmek isterim.
 
"Bizim yolumuz" demek Gürcüce'de
 
Sayın Cumhurbaşkanımızla aynı soydansınız o halde?
Gürcülerin inatçı olduğu söylenir" doğru mudur?

Her etnik kökende böyle (...)ler çıkıyor.
Kendi adıma inatçı olduğumu söyleyemem ama dediğin gibi vardır inatçılık ki kendisinden örnek biçebiliriz.

Link rica ediyorum bu arada. Yazılarınızı da merak ettim.

Direk ismimden sayfama girebilirsin.

Ok. Ben ararken siz lütfen "şiirden diğer edebiyat türlerine geçmek - geçebilmek" ile ilgili fikrinizi yazınız! Gündemimizde bu var...

Sanal çerçeve ötesinde yazılı basında yazılarınız var mı? (Soru bana)
Kaçırmadığım sürece okuyorum yazılarını. Sanal grup ya da köşelerde, dijital platform ötesinde, yazılı mecmualarda yazıyor musunuz?
 
Yayıncılarla aram iyi değil. Kavgalıyız hatta - biraz... Para istedikleri için...

Anladım klasik "al - ver" dünyası.

Bursa'da nasıldır, edebiyat dünyası?

Gördüğüm yada karşılaştığım ölçüde bir kaç belediye bünyesinin ötesinde ve de birkac idealistin ötesinde edebiyattan uzak diyebilirim...

Şairleri (kendini şair düşünenleri) edebiyatın diğer türlerine ikna edebilir miyiz?

Bu tamamen kişiye bağlı...
Malum artık şiir yazmak bir ölçüye - kurala ya da edebi bir manaya göre olmuyor.

Siz de "arabesk bir şairlik salgını" olduğunu ve Türk Diline zarar verdiğini düşünenlerden misiniz?

Kesinlikle.

Bir kampanya yürütüyoruz. Yurt içi ve yurt dışı derneklere çağrı yaptık. Alt birimler oluşturunuz ve edebiyatın diğer türlerini öğretiniz. Tutar mı?

Hele ki bu dijital dünya içersinde iki kelime yazıp etkileme ve çıkara dayalı bir "septman içersinde kişiler" varken zor olacağını düşünüyorum.
 
Gerçek manada edebi içerikli ve edebiyata bağlı bağdaştırma yok, o nedenle "edebiyatın diğer tabanlarına inmeleri güç olur" diye düşünüyorum.

Editör desteği öneriyoruz. Derneklerde türler hakkında bilgilendirici toplantılar, kampanyalar filan...
Baya yekun tutan şair! var çünkü. Bir de kendi paralarıyla bastırıyorlar kitaplarını...

Dediğim gibi gördüğüm ve bildiğim "üç beş" şair hitabında olan kişilerin bunu sadece egosal boyutlarını tatmin etmek adına yaptıklarını biliyorum. Tabi tüm şiir yazarları aynı kefeye koymakda yanlış olur.
 
Dün bir şairler tartıştık - yazıştık. Bana bir sürü link verdi kendisi. Geleceğin şairlerinden örnekler gösterdi, filan. Ona dedim ki: "İnanın şiir görmek istemiyorum, isterse dünyanın en güzel şiiri olsun"

Sanırım anlıyorum.

Bence çok basit ve kısa bir çalışma ile bu yığın başka yerlere kanalize edilebilir. Alışkanlık olmalı!

Geçenlerde kısa bir düzyazı yazdım buna dair sayfamda;insan kendini, yüreğindekileri, ruhundakileri, düşlerini, hayallerini, aşkını, sevdasını, hasretini, acısını elbet bir şekilde ifşa edecek. Kâh şiir, kâh düzyazı, kâh şarkı, türkü, kâh ağıt, kâh iki cümle, kah resim, heykel v.s.
Ve herkes yaptığını bir amaca bir gayeye bağlamıyor. Bir yazarın dediği gibi " bir gün gelecek herkes kendi gazetesini, mecmuasını, dergisini çıkaracak". Ve evet, artık herkes kendi dünyasını kendi özlük sayfasında yaşıyor.
Bana tam da olan budur şu an

Bir de şu Osmanlıca tartışmaları var. Tam bizlik. Deneme yazın" hiç olmazsa diyorum, şair arkadaşlara. "Deneme ne ki?" diyor sonra da şairim diye gezip dolaşıyorlar. Zeynep Direk hanımla da yazıştık dün - bir süre. Dedi ki: "Onlar maço, doğru dürüst okur yazar oldukları bile tartışılır"

Maçoluk nedir? Bence Zeynep Hanım bu kavramı açmalı!
Kısacası devrimiz öncesi şiir bir edebiyat bir sanattı ama artık herkesin amaç için kullandığı bir aracı durumunda.
"Sen niye yazıyorsun madem" dersen. Kendi sayfamın içinden çıkmam ki şiir yazdım diye de hicbir zaman ithafta bulunmam.

Kadınları tavlamak için şiir kitabı bastıranları "maço" olarak tanımlamıştı.

O zaman tamam, dogru.

Asıl gelmek istediğim nokta; Türkçemizi daha güçlü ve yaygın okunur kılmak için neler yapabiliriz?
Hele gündemde Osmanlıca - Arap Alfabesi ve benzeri saldırılar varken!

Ulaşabildiğimiz sınıf ve kozmopolit yapıya bakmazsanız "her noktaya Türkçe yazmak ve okumak" adına doğru ve tüzel fikirlere, anlatımlara inmek gerekli ki şu dönemde her etnik yapının kendi dil ve yazısı ile eğitim alma çabaları varken...


O çabalara da saygı duyuyorum ve saygı duyulmalı, desteklenmelidir bence. Sorun o değil, asıl varmak istediğim nokta daha akıcı, başı sonu belli, mesaj içerikli, geleceğe yönelik, Türkçemize katkılarımız nasıl olabilir?

Gerçek manada edebiyatı, edebiyatın da bir sanat olduğunu kavratarak...
Bunun içinde gerçekten edebiyatı bilen ve de edebiyatı yaşayan kişilerin edebiyat içeriğini bizlere empoze etmesi gerekli. Sempozyumlarla, oturumlarla, şölenlerle, günlerle v.s

Bu diyalogumuzu "Edebiyat da bir sanattır" başlığı ile yayınlayacağım izninizle.

Biz şu an sadece bir sohbet yaptık. Yayınlamak adına daha kapsamlı ve içerikli bir diyalog olmalıydı. Yine de siz bilirsiniz, elbette...

Diyalogların özelliği bu zaten. Sade, samimi, ön hazırlıksız, alabildiğine doğal...

En azından halk tabanından birinin edebiyata bakış açısını yansıtmış olursunuz.

Rica ederim. Değerli bilgiler ve öneriler sundunuz. Son bir mesajınızla bitirelim dilerseniz.

Edebiyat da bir sanattır. Nasıl "herkes" bir heykeltraş, ressam v.s. olamıyorsa edebiyatçı, şair de olamaz.

Teşekkür ederim. Mutlu günler dileklerimle.

Saygılarımla.