DİYALOG MÜZESİ

FAHRİ ÖZBEK İLE

KIRK İKİNCİ DİYALOG
(FOTOGRAFÇILIK VE DOĞA)

İyi Akşamlar Fahri Bey,
Doğa ve fotograf üzerine birkaç cümlenizi alacaktım, vaktiniz vardır umarım?

İyi akşamlar Cabbar Bey.
Buyrun
Öncelikle fotografla ilgili düşüncenizi almak istiyorum. Kamera elinizdeyken ve objeye odaklandığınızda ne hissedersiniz?

Kamerayı ele almadan önce bir gözlem sürem var: "Işık, kompozisyon durumunu çıplak gözle ayarladıktan sonra kamera vizöründen çıplak gözle baktığım kadrajı bulurum ve o an sadece vizörün çerçevesi ve obje ya da doğa vardır. O anda herşey, odaklandığım konu dışında yoktur."
Uzmanlık alanınız doğa fotografları mı?

Evet.
Doğa ve Mimari fotoğraflar.
Özellikle doğa konusunu seçmenizin nedeni nedir?

İnsanı konu alan fotoğraflarda "durum / an" dışında çekilen fotoğraflarda yapaylık hissettiğim için o konuda çekimler yapmıyorum.
Kapağınıza aldığınız fotograf sizin eseriniz galiba?
 


Doğa fotoğraflarında bir yapaylık yok. Herşey olduğu gibi... Evet özel anlatım dışında kullandığım bütün fotoğraflar bana ait.
Sizin orada durduğunuzu ve "anı yakalama çabasında" olduğunuzu bilmeden evcilleriyle geçip giden ihtiyar, sizde "gözlenme" hissi uyandırır mı?
Doğanın bir parçası olarak mı kabul edersiniz bu tür karma çekimlerde?

Fotoğrafın hikayesi şu: Önde gördüğünüz hazeran tüm bir tarla yüzeyinde idi. Orada macro çekim için durmuştum. O an amcanın sığırları ile geçtiğini gördüm. Ve deklanşöre bastım. Bu bir gözlenme değil an/durum fotoğrafıdır.
Duran objeler mi, hareketli objeler mi daha çok ilginizi çeker?
Örneğin bir "arının çiçek üzerinde kanat çırpışları ve kendine has dünyası" gibi?

Doğayı anlamak için gözlemlemek zorundasınız. Bu nedenle doğanın parçası olan her şey ister durağan,ister hareketli olsun takip ederim. Bir peyganber devesi böceği ile 2,5 saat konuşmuşluğum vardır.
Doğa insanısınız
Fotografçılık masraflı bir uğraş mıdır ve getirisi tatmin edici midir?
Sadece hobi olarak mı yapıyorsunuz bu sanatı?

FOTOĞRAF henüz ülkemizde bir sanat olarak görülmüyor ne yazık ki.
Ülkemizde sanat olarak görülmemesi engel midir?
İnternet imkanlarını kullanarak eserlerinizi yurtdışına açmayı düşündünüz mü?

Bu nedenle "Telif" getirisi oldukça düşük. "Dijital" ile yaptığınız yatırımı(makina-objektif) geri kazanıyorsunuz ama süreklilik ve geliştirme için ticari süreçte gerekiyor. O zaman da işin sanat kısmını değil zanaat kısmını icra eder hale geliyorsunuz.
Kurumsal mısınz?
Herhangi bir ofis veya iletişim adresiniz var mı, fotografçılıkla ilgili olarak?

Çalışma(Kent Tarihi Müzesi Yöneticiliği) sırasında 8 adet Kastamonu'yu anlatan yayın hazırladım.Emeklilik sonrası hobi olarak sürdürüyorum.
Kurumsallaşmayı düşünür müsünüz?

KURUMSAL DERKEN?
Kendi ofisinizi açıp; fotografçılığı profesyonel olarak yapmak, öğrenci yetiştirmek gibi...

Profesyonel fotoğrafçılığı düşünmedim. Öğrenci yetiştirme konusunda zaten kurucusu ve üyesi olduğum Kastamonu Fotoğraf Sanatı Derneği bünyesinde imkan ve zaman dahilinde katkı sağlıyorum.
Kastamonu konusuna gelirsek, oraları hiç bilmeyen birisine nasıl anlatırsınız Kastamonu'yu?
Doğal olarak tabi diyalogumuz gereği.

Kastamonu Gelenek/Gelecek arasında sıkışan bir kent. Doğanın şekillendirdiği mimarisi ve geleneksel yapısı, etnoğrafyası ve tabii ki zorlu doğasının ortaya çıkardığı güzellikleri ile görülmesi gereken yerlerden.
Doğa turistleri için konaklama imkanları var mı?

Evet. Ilgaz, Pınarbaşı,Cide ilçeleri outdoor için müsait ve konaklama mümkün. Sahil Abana,İnebolu müsait.
Çadır turizmi için gelen gruplar olursa yardımcı olabilir misiniz?
Yol ve mekan göstermek bakımından...

Çadır Turizmi için PINARBAŞI ve Cide Müsaittir. Elbette gerekli kontaklar için elden gelen yardımı gösteririm.
Sadece fotograf çekimi için gelen gruplar oluyor mu?

Münferit 3-5 kişilik gruplar sürekli geliyor. Organize gruplar ise yapılan etkinlikler çerçevesinde geliyor. Pınarbaşı'na düzenlenen fotoğraf turları var.
Üniversiteden destek alabiliyor musunuz?
Veya başka devlet kurumlarından?

Her ikisi için de hayır.
Derneğinize sponsor desteği bulabiliyor musunuz?

Dernek sponsor konusundan bir sıkıntı yaşamıyor. Kurulduğundan bu yana Belediyece destekleniyor.
Son olarak, gençlere doğa ve fotografçılıkla ilgili neler belirtmek istersiniz?

Genç kardeşlerime herşeyden önce sadece "fotoğraf" değil mutlaka sevdikleri konu dışında bir hobilerinin olmasını isterim. Bu müzik olur, tiyatro olur, resim olur, bisiklet olur ne bileyim günlük rutin uğraşlarının dışına çıkabilecekleri herhangi bir konu olabilir. Başladıktan sonra da gelişmelerini, felsefesini, yayınlarını takip ederek birikim sahibi olmalarını ve dolayısı ile en iyisini gerçekleştirmek üzere kendilerini eğitmelerini dilerim.
Saygılarımla, mutlu günler dileklerimle.

Teşekkürler. Bende mutlu günler diliyorum.

 



EK: "FETHETMEK İSTEYENE ZİRVE ÇOK" MAKALESİ

FETHETMEK İSTEYENE ZİRVE ÇOK

 

Fahri Özbek

 

Fotoğrafın Renk ve Işığa Doyduğu Şehir (*)

“KASTAMONU’DA SONBAHAR FOTOĞRAFÇILAR BULUŞMASI-2010”

 

3000 metreyi geçen Türkiye’de tam 129 zirve var. Arkadaşlar dünyanınpek çok ülkesinde bir tane bile 3000 metreyi geçen dağ yok. Yani Türkiye’ninmorfolojisinin jeolojik yapısının ne kadar engebeli ne kadar muhteşem olduğunudüşünebiliyor musunuz

 

Kastamonu Fotoğraf topluluğutarafından organize edilen etkinlik çerçevesinde gün boyu yapılan fotoğrafçekimleri yanında akşamları da sunum ve sohbetler vardı. Tüm katılımcılarınfire vermeden pür dikkat sunumları izlemeleri, sohbetlerinde deneyim ve birikimlerini paylaşan ustaları can kulağı iledinlemeleri, gün boyu kurulan kontakların sıcak bir kucaklaşmaya dönüşmesi tekkelime ile özetlenecekse “mükemmel”di.  GültekinÇizgen  ve Tansu Gürpınar tarafından ikiayrı akşamda gerçekleştirilen bu sohbetlerin bant çözümleri halen sürüyor. Bantçözümü tamamlanan Tansu Gürpınar’ın “fotodaş”ları ile yaptığı sohbetipaylaşalım istedik.

 

 

TANSU GÜRPINAR

 

Teşekkür ediyorum. Tekrar iyi akşamlar hepiniz hoş geldiniz.

Valla 5 güzel gösteriden sonra hepsi birbirinden güzel…üstelik sohbetine doyum olmayan sevgili Gültekin Çizgen engin kültürü çok güzelbağlamları ile dün çok güzel konuşmasını dinledik. Bütün bunlardan sonrakapanışta beni dinlemek herhalde epeyce can sıkıcı olabilir ama kısa tutmayaçalışacağım.

Ben her şeyden önce tekrargösterilerin etkisinde olduğumu tekrarlamak istiyorum diğer arkadaşlarım gibi. Buarada Kastamonu Fotoğraf Topluluğunun yaptığı gösteriye özellikle vurgu yapmakistiyorum. Gerçekten İl’i çeşitli yönleri ile tanıtan ve sanıyorum bir çokarkadaşın katkısı ile kolektif bir çalışma olan bir gösteriydi. Gerçekten çoketkilendim. Daha iyilerini de çıkaracaklarını tahmin ediyorum. Ama burada bukadar kalabalık bir fotoğrafçı grubunun bizlerin, hepimizin burada olmasınısağlayan Kastamonu Fotoğraf Topluluğu ve sevgili Suat Cumali Güngörarkadaşımıza, Mustafa Demirbaş arkadaşımıza ve Kastamonu Fotoğraf Topluluğununtüm üyelerine candan teşekkürü borç biliyorum. Bu arada teşekkürü hak eden vehatta büyük bir alkışı hak eden başka bir grup daha var hemen önünüzdekiyazılardan belli büyük bir sponsor grubu var 20’nin üzerinde Bizleringecelemesinde gerek lojistik desteklerinde hepimizin bir araya gelmelerindegerçekten çok büyük katkıları oldu onlara da huzurunuzda teşekkür etmekistiyorum.

Evet. Kastamonu FotoğrafTopluluğunun yaptığı gösteriye tekrar dönüyorum. O gösterinin önemli birbölümünde doğa fotoğrafları vardı. Kastamonu tarihi, kültürü, güzel insanlarıile olduğu kadar doğası ile de ünlü bir kentimiz. İsterseniz Kastamonu’nun ülkeiçinde bulunduğu coğrafyanın bir fotoğrafını çekelim(Ayağa kalkıp tüm salonda bulunan katılımcı fotoğrafçıların fotoğrafınıçeker) şöyle yukarı doğru çeksem… Evet. Batı ve orta Karadeniz de  13 tane il var. Türkiye de 80’in üzerindeilimiz var. 40 üzerinde de Milli Parkımız var. Yani Türkiye’de iki il’e birmilli park düşüyor. Peki batı Karadeniz daha doğrusu orta ve batı Karadeniz debu durum nasıl diye baktığımızda 13 tane ilimiz var 3 tane milli park var ortave batı Karadeniz de; 2 tanesi Kastamonu’da diğerini Zonguldak ile Bolupaylaşıyor 7 göller Milli parkı. Kastamonu’da Ilgaz Milli parkı ile KüreDağları Milli parkı olmak üzere iki milli parkımız var.

Milli Park ne anlama geliyor.Milli park; doğanın, ulusal ve uluslar arası ölçekte değerler taşıdığıalanların insan etkisinden uzaklaşarak doğanın kendi işleyişi içinde korunmasınıamaçlanan büyük alanlardır. Milli Park kavramı ilk olarak 1872 yılın A.B.D deortaya atılmıştır ve ilk Milli parkta Yellow Stone Milli parkıdır. Hemenhepimizin bildiği bir isim. Ve Amerikalılardan bazıları Milli park kavramınınAmerikan uygarlığının dünyaya armağan ettiği en uygar kavramlardan biri olarakyorumlarlar ve başka bir yorumu daha vardır.Milli parklar sadece doğa korumaalanları değil demokrasinin en somut örneklerinden biridir. Milli park’ındemokrasi ile ne ilgisi var diyeceksiniz. Var tabii.Çünkü Milli parklar birülkenin en güzel alanlarıdır. Ve bu alanlar özel mülkiyete değil tamamen kamumülkiyetine ait alanlardır. Yani o toplumun tamamına ait alanlardır ve hattasadece o ülkenin insanlarının değil bütün insanlığın malıdır. Milli park’ın birözelliği de biraz önce değindiğim gibi doğanın kendi işleyişi içindetutulmasıdır. Yani insan müdahalesi; örneğin bir ormansa bir ağaç kesimi veyaişte başka bir canlının oradan kaldırılması, av yapılması filan  bunların hepsi Milli parkta yapılmamasıgereken şeylerdir. Müdahalenin en az olması gereken şeylerdir. Böyle alanlarda;dün Gültekin Çizgen arkadaşım birkaç kere vurguladı ben de yineliyorum.Fotoğraf bir görme kültürüdür. Bir kültür işidir. Eğer dikkatli bakılırsa Milliparklarda yani insan elinden uzak doğal alanlarda doğanın bilgeliğini görebilirsiniz.Bunu çok farklı alanlarda ister ağaçlarda ister çiçeklerin üstündeki böceklerdekelebeklerde vesaire isterseniz kayaların üzerindeki yosunlarda pek çok alandaonun bilgeliğini güzelliğini fark edebilirsiniz. İşte Kastamonu bir yerde bununiçin doğa açısından gerçekten Türkiye ölçeğinde çok önde gelen bir ilimiz.

Kastamonu’yu bir il geçiyorTürkiye’de Antalya. Antalya ilimizde 3 milli parkımız var. Ama dediğim gibişey’den  Kastamonu’dan çok daha genişyüzölçümü olan İllerimizin pek çoğunda bir milli park bile mevcut değil.

Evet. Doğada bizi çeken bizi doğafotoğrafına yönlendiren şeylerin başında estetik gelir güzellik gelir. Eğerbunlar kolay algılanıyorsa kolay fark ediliyorsa bizimde harekete geçmemiz odenli rahat olur. Şu anda bakın Sonbahar Buluşması diyor Kastamonu FotoğrafTopluluğu. Sonbaharda doğada bu algılama çok daha iyidir. Farkındalık çok dahayüksektir. Doğa ile fazla ilgisi olmayan insanlar bile sonbaharda doğayıfazlası ile hissedebilir, yaşayabilir. Bu özellikle yaprağını döken ağaçlardakirenklenmeden  kaynaklanır. Bu renklenmeyaprağını dökmeyen ağaçlarda çok farklı kontrastlar çok farklı zıtlıklar çokfarlı uyumlar meydana getirebilir. Tabii sonbaharın kendine özgü ışığı havasıv.s başka estetik değerlerin de çok büyük katkıları vardır. Onun için sanıyorumözellikle bu gün  Şenpazar istikametinegiden arkadaşlarımız gezilerinden umarım bir hayli memnun kalmıştır. Biz de dünçok memnun kaldık ancak hava koşulları biraz fazla kapalı idi ona rağmen yinede çok keyifli anlar geçirdik.

Evet ben akşamın bu saatinde sözüfazla uzatmak istemiyorum ama Doğa Fotoğrafı konusunda birkaç şey daha söylemekistiyorum. Doğa fotoğrafı bildiğiniz gibi doğanın fotoğraflanmasıdır. Ama Doğanedir? Doğa yapay olmayan her şeydir. Çevremizdeki dağlar,tepeler, vadiler,kanyonlar, göller, akarsular, denizler, ormanlar, çayırlar, bunların hepsi doğave doğaldır. Bunların fotoğraflanması da Doğa Fotoğrafçılığının konusu. Bununkarşıtı da yapaydır. Yani bizlerin insanların yaptığı şeyler. bunlar da nedir işteevlerdir,fabrikalar,işyerleridir,yollardır,limanlardır bütün bunların içindekiaraç gereçlerdir.  

Doğal ile yapayı ayırmakgördüğünüz pekte zor bir şey değildir. Ama bazı alanlarda bu iki kavram o kadaryakınlaşıyor ki bu noktalarda biraz dikkat etmek gerekiyor. Şöyle bir şeydüşünelim. Bir çayır çiçeklerle bezenmiş üzerinde de işte koyunlar kuzularfilan otluyor. Çok güzel pastoral bir manzara. Bunun fotoğrafını çektik .Bu birdoğa fotoğrafımıdır? Eğer evet diyorsanız yanılıyorsunuz. Çayır,çiçekler doğalama üzerindeki koyunlar,kuzular insan tarafından evcilleştirilmiş yani kültürealınmış canlılar. Başka bir örnek vereyim. Buğday tarlaları içinde kıpkırmızıgelincikler. Fotoğrafını çektik. Doğa fotoğrafımı bu? Hayır kesinlikle hayır.  Gelincikler doğal ama buğday insan tarafındankültüre alınan başka canlı türü. Buradaki incelik canlı eşittir doğal değildirarkadaşlar. Eğer canlı insan tarafından evcilleştirilmiş, insan tarafındankültüre alınmışsa o doğal olma özelliğini taşımıyor artık. Yani doğa aynızamanda belki daha iyi anlamak için onların yabani olduğunu düşünün. Doğafotoğrafı olması için yabani olması gerekiyor. Doğaya ait olması gerekiyor.Yani biz insanların bir müdahalesinin olmamış olması gerekiyor.  Doğa fotoğrafçılığında  FIAP Uluslar arası fotoğraf SanatıFederasyonu’nun tanımı var. FIAP bu tanımında iki unsur üzerinde vurgu yapar.Birisi doğallıktır. Yani doğallık size biraz önce açıkladığım noktalarFIAP’ında vurguladığı noktalardır. İkinci nokta ise yine dün sayın  Çizgen’de belirtti fotoğrafın orijinal olmasıdaha doğrusu fotoğrafçı tarafından deklanşöre basılarak çekilmiş olmasıdır. Bugün otomatik düzeneklerle veya uzaktan kumanda ile görüntü elde etmek mümkün.Veya foto kapanlar var bunlarda fotoğraf çekiyorlar. Bu FIAP’ın kabul ettiğibir durum değil. Yani fotoğrafın bizatihi fotoğrafçı tarafından deklanşörebasılarak çekilmiş olma şartı var. Bu sadece doğa fotoğrafı içinde geçerlideğil. Fotoğrafın bütün dalları için geçerli bir şart. Son olarak ta Doğafotoğrafçıları için Kastamonu çok şanslı bir il. Ama Türkiyenin durumu ne diyebirazcık altını çizmek istiyorum. Türkiye biliyorsunuz yabancı dillerdeki adıdaha çok Anadolu yarımadasının tabii Küçük Asya’dır . Bu şu demektir. Dünyanınen büyük kıtası olan Asya’nın özelliklerini kendi ölçeğinde sergileyen bir karaparçasıdır. Gerçekten de hepimiz Anadolu çocuğuyuz. Anadolu’nun bu karakterineşu veya bu şekilde tanık olmuşuzdur, yaşamışızdır.

 

Arkadaşlar, Fotodaş’lar

Bu arada fotodaş sözcüğünü desizlere takdim etmek istedim. Fotoğraf arkadaşı anlamına geliyor. Birtürkolog’tan duydum çok ta hoşuma gitti.

Ülkenin en fazla yağış alan yeriile en az yağış alan yeri arasındaki miktar farkı 10 kattan fazla ve kimseninfark etmediği başka bir özelliğimiz daha var. Türkiye’nin etrafını saran 4denizin tuzluluk oranları %0 18’den %0 38’e kadar değişiyor.

Arkadaşlar dünyanın en büyükülkelerinde bile denizlerin tuzluluk oranı bu oranda değişmiyor. Yani çok farklı bir alan ama bu deniz yaşamıaçısından  çok belirleyici çeşitliliğison  derece arttırıcı özelliklerden birtanesidir. Türkiyenin dağlık bir ülke olduğunu hepimiz biliyoruz.  5000 metreyi geçen 1 zirvemiz var. Ağrı Dağı.3000 metreyi geçen 3 zirve var Türkiye’de resko, suphadorik ve süphan   dağları. 3000 metreyi geçen kaç zirve var kaçtepemiz var diye sorsam pek yanıt alacağımı tahmin etmiyorum. Zaten bir yerdede yazmıyor  3000 metreyi geçenTürkiye’de tam 129 zirve var. Arkadaşlar dünyanın pek çok ülkesinde bir tanebile 3000 metreyi geçen dağ yok. Yani Türkiye’nin morfolojisinin jeolojikyapısının ne kadar engebeli ne kadar muhteşem olduğunu düşünebiliyor musunuz.Ama bunun getirdiği bir takım sonuçlar var. İklim üzerinde çok etkili. İklimcanlılar üzerinde çok etkili ve de müthiş bir çeşitlilik ortaya çıkıyor. Buçeşitliliği çeşitli kaynaklardan duymuşsunuzdur işte Türkiye 10000’inüzerinde,10000 türün üzerinde çiçekli bitkiye sahiptir. Bütün Avrupada bumiktar 12000 filan civarında yani bir kıta ile tek başına Türkiye yarışıyordenebilir. Ama olayı Türkiye yüzölçümüne getirdiğinizde yoğunluğun ne kadararttığını  fark edebiliyorsunuz.Hayvanlar dünyası da öyle hele böceklere filan geldiğimizde işte Avrupa dasanıyorum böcek türü sayısı 40000 Türkiye’de 76000 filan. Yani inanılmaz farklılıklar var. Öbür taraftan dünyanın enbüyük daha doğrusu palearktik rejyonun yani Asya, Avrupa, ve Afrika’nın , bulunduğueski dünya kıtalarının bulunduğu coğrafik bölgede 4 büyük kuş göç yolu vardırbunun iki tanesi  Türkiye’den geçer.           

 

Yani Türkiye gerçekten Doğa’nınhangi alanında olursa olsun isterse cansız doğa’da olabilir bu. Jeolojikyapılar olur.  Akarsular olur, göllerolur v.s. hangi alanına yönelirse yönelsin Doğa Fotoğrafçıları için birCennettir. Bu cennetlerden biri de KASTAMONU’dur.

Beni dinlediğiniz için hepinizeteşekkür ediyorum.

      

 

(*) KASFOT’un Etkinlik Sloganı

 

 

KİMDİR ?

 

TANSU GÜRPINAR

 

Tansu GÜRPINAR Hakkında

-Ankara Üniversitesi FenFakültesi 1964 mezunu. (Botanik, Zooloji, Jeoloji

-Yedeksubay olarak askerlikhizmeti, (İstanbul, Hakkari ) 1964 – 1966.

-Orman Genel Müdürlüğü, MilliParklar ve Yabanhayatı birimlerinde doğabilimci ve

kuş uzmanı sıfatıyla çeşitligörevler. (Munzur Dağları Milli Parkı tesisi çalışması,

Yedigöller Milli ParkıYabanhayatı Geliştirilmesi Çalışması, Dilek Yarımadası Milli

Parkı, Uludağ Milli Parkı neslitehlikede olan türlerin korunması çalışmaları, Konya

Bozdağ Yabankoyunu KorumaProjesi, Antalya ve Adana Alageyik Koruma ve

Geliştirme Projeleri, HalikarnasTasarı Milli Parkı Karasal ve Denizel Fauna

Çalışması; Batı ve Orta Toroslarile Hakkari dağlık yöresinde yabankeçilerinin

korunmaları amacıyla rezervalanlarının ayrılması çalışmaları, Doğu Akdeniz

Bölgesinde yıllık sukuşlarıenvanteri çalışmaları, Kuşcenneti Milli parkının yıllık

“Yönetim Raporu”nun hazırlanmasıve uygulanması, başta Sultansazlığı olmak

ülkenin önemli sulak alanlarınınincelenmesi ve koruma önerilerinin belirlenmesi)

1966 – 1974

-Yırtıcı kuşların bütün ülkedekoruma altına alınmaları için gerekçelerin

hazırlanması ve onaylattırılması.1970

-Sultansazlığının drene edilmesiiçin Develi Projesini hazırlayan DSİ’nin projeyi

değiştirmesi için amacıylayapılan çalışmalar. 1974 – 1978

-Kuşcenneti Milli ParkıYöneticiliği, doğal varlıklarının geliştirilmesi, Milli Parkın

Avrupa Diploması için AvrupaKonseyine başvuru ve A Sınıfı Avrupa Diploması ile

ödüllendirilme.1969 – 1974

-Yabanhayatı ve Avcılık ŞubesiMüdürlüğü. 1976 –1978

-Milli Parklar ve Avcılık GenelMüdürlüğünde Çevre Sorunları Dairesi Başkanlığı.

1976 – 1978

-Ülkenin kuş göç yolları üzerineo zamana dek yapılmış çalışmaların raporlanması

ve haritalanması ve Ormanbakanlığı kanalı ile Genelkurmay Başkanlığına

sunulması. 1978

-Yeni kurulan Başbakanlık ÇevreMüsteşarlığında Eğitim, Mevzuat ve Finansman

Dairesi Başkanlığına atanma. Ülkeçevre envanteri, Ankara hava kirliliğinin

azaltılması, mevcut mevzuatıniyileştirilmesi ve yeni mevzuat hazırlığı çalışmaları.

1978 – 1983

-Çevre Genel Müdürlüğü, GenelMüdür Danışmanlığı. 1983 – 1989