DİYALOG MÜZESİ

HEYKEL

Heykeli diğer sanatlardan ayıran nedir?
 

Derinliği olan bir sanat türü. Genelde üç boyutlu olmasının diğer sanat türlerinden ayrıcalığı olduğu kesin.

Eski Yunan'dan kalan heykellerin paha biçilmez olmalarının nedeni nedir?
Örneğin: Eski Babil'den kalan Guennol Lioness (57,2 milyon Dolar)


Orijinal olmasıının yanısıra, Greek sanatının ayrı bir tarzı vardır. Paha biçilmez olmasını, sanatçının gerek malzemeyi kullanış biçimi, gerekse konu seçiminde, "tanrısal konuları" taşa işlemesinin değerine değer kattığı kesin olsa gerek.

Ülkemizde heykel sanatı sizin bakış açınızla ne durumdadır; heykeltraşlarımız yeterli ilgi görüyorlar mı?
 

Eserin bir hikayesi olmasının kolleksiyoncu ve müze yöneticilerinin daha sıcak bakmalarına sebep olduğu unutulmamalıdır.
Ben, yurt dışında yaşayan biri olarak Türk toplumunun heykel sanatına ne kadar ilgi duyduğunu bilemem ancak bildiğim kadarıyla; genel kültürün düşük olduğu toplumlarda sanatın her dalının -maalesef, hak ettiği değeri bulmadığı fikrindeyim.
 
Çalışmanızla devam edelim dilerseniz. İsmi nedir ve hikayesi lütfen, verebilir misiniz?
Daha sonra atölye çalışmalarınıza geçmek istiyorum, izninizle


Denizli Bekilli Kasabası'na dikilen bir anıt bu resimdeki. Dianisos Şarap tanrısı. Bekilli Şarap Festivali kutlamaları için belediye sipariş verdi. Galiba anıtın meydana dikilmesi beş yıl önce olsa gerek.

Scultore esenizin de müzeye alındığını görüyorum açıklamalarında:


Herkesin kendi zihnince algılayabileceği bir eser midir kasdedilen yoksa nedir bu çalışma?
 

Soyut eserlerin güzeeliği de; sanatseveri sanatçı kadar düşünmeye, fikir üretmeye teşvik etmesidir.


Kendinizden ve sanatınızdan bahsetmek ister misiniz?

Her sanatçı veya sanat yapan mutlaka içinden gelen duyguların sesine de kulak verir. Ekolün temsilcisi olmaktan ziyade kendi tarzımı yaratmaya çalışmak benim için daha önemlidir.

Sanatın hem sanatçıyla hem de hayatın kendisiyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Benim hayatla ve sanatla ilgili bağım ise öğrenmenin süreklilik arzetmesdir. Böylelikle sanattaki gelişmeleri her an takip edebiliyorum. Retrospektif'in, Espas'ın, Monokrom'un birlikte resim içinde hayat bulmalarını yada farklı anlatımlarını seviyorum.

Sanırım beni içine çeken "resmin sonunda gerçekleşen sihir" oluyor.

Ekol temsilciliği ilgimi çeker bu bahsi açmak ister misiniz?

Barbizon Ekolü mesela bir Fransız ressam grubu tarafından uygulanan manzara resmi tarzını oluşturmuşlar. Bana göre Bedri Rahmi Eyüpoğlu' da bir ekoldür kendi tarzında...

Yine bir dönem "naif resim tarzı ekolü" hakim olmuştur Avrupada, saf yüreklilik anlamına da gelir. Picasso' da Kübizm ile dünya ekolünü oluşturmuştur. Yine son yıllarda "fantastik sürreal ezotorik mistik vizyoner" isimli menşei Avrupa olan bir sanat ekolü oluşmuştur.

Nitelik ve özellikleri bakımından farklı yöntemlerle sanata katkı sağlayan ve devam eden sanatçılar oldukça bizler de var olmaya devam edeceğiz -yolumuza devam edeceğiz daha doğru olacak.

Öğrenmenin sürekliliği ile birlikte özellikle ulusal sanatçılarımıza (ressamlarımız daha genel olarak) yurtdışı takipleri hususunda önerileriniz olabilir mi?

Gündemi takip etmek ve geçmişle bu günü karşılaştırmak hatta kaynaştırmak. Çağın gerisinde değil tam içinde olmak adına, bir yandan da başkasının değil de kendi gerçeği yani sanatımzı icra edince sanat içinde varlığımızı sürdüreceğimizden emin olmamız halinde, bu ülkeyede sanat adına katkı sağlayacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın. İşte o zaman çağdaş ve sürdürülebilir sanat ortaya çıkacak, dünya sanatında da yerimizi alacağız.

Sanki bir çekinceleri var gibi bir hisse kapılıyorum bazen. Sizin de bu hisse kapıldığınız olur mu yani özgüvenle mi ilgili bir durumdur yoksa camianın etkisiyle mi daha içekapanık tavırlarımız?

İncelerseniZ sanata yıllarını vermiş sanatçılarda bu dediğiniz olmaz çünki artık kendi tarzını, tekniğini bulmuş ve sanatta kabul görmüş olur ama yine de uzun bir yoldur sanat, sürekli öğrenmeyi bırakmamak gerekir.

Yenilerde ise bir geçiş dönemi yani kendini bulma dönemi, içe kapanıklık, özgüven eksikliği gibi durumlar olabilir... geçecektir, ruhlarını özgür bırakınca.

Her sanatçını etkilendiği ve hayranı olduğu başka sanatçılar vardır. Ben en çok Türk sanatçılardan Zerrin Bölükbaşı' ndan etkilendim ve bitirme tezim de aynı sanatçının biyografisiydi. Yabancı heykeltraş olarak da etkilendiğim ve hayranlık duyduğum Alman Wilhelm Lembruck' dur.

Heykel denilince aklıma gelen: "Alacaksın eline bir mermeri evire çevire orasını burasını yontup, kazıp, eğeyelip onun içinde ve kendi içinizde olanı birleştirdiğiniz, siparişsiz bir harika". Çamur / kil hatta ağaç işleri bile yavan geliyor, haklı mıyım?

Bu söz farklı bir şekilde Rodin' e aittir.

Bir de devasa değil avuç içine sığacak işler daha heykel gelir bana. Anıtlar filan merasim hatırlatır ve uzak dururum aslında. Hani şöyle "evinizin bir köşesine sığacak işler olsa" diyorum...

Her malzemenin kendine has bir doğası ve bu doğaya uygun, uyandırdığı duygular vardır.

İcabında üzerine oya, nakış, atkı filan hatta elbise dikebileceği kadınların...

Ben bir heykeli farklı malzemelerle çalışmayı da seviyorum. Heykel için söylenebilecek en güzel söz ki ben kendime ilke edindim: "Büyük heykel yapmakla büyük heykeltraş olunmaz".
 
 
Eğer etkiyi küçük bir iş de yakalamışsanız büyükde de yakalarsınız.

Mermer dışı farklı malzemelerden bahseder misiniz, ne zaman yaygınlaştı mermer dışı üretimler?
 
Heykel denince malzeme sınırlı olmaz, konunun sınırlı olmadığı gibi...
Mermerden önce kil vardı. Bilinenin aksine ana malzeme kildir sonra mermer...

Roma Tanrılarının mı, Yunan Tanrılarının mı görünümüdür başlangıç?Daha herkese ait hatta bireye ait ürünler - tablolar gibi örneğin, bir devrim mi idi?

Öncesi de var - çok eski, sadece Yunan tanrı heykelleri ki daha sonra devlet büyüklerinin heykelleri yapılmıştır hatta o dönemde heykeltraşlar henüz sanatçı payesine de ermemişti. Küçük heykeller genel de takı türü, küçük heykelcikler öncesidir... Antik dönem heykelciliğin de yaygın gibi görünse de mermer daha çok sipariş üstüne olduğundan dolayı o dönem de vücutlar hazırlanıyordu ve heykelini isteyen kişiye göre büst yapılıp teslim edilirdi. O nedenle başı olmayan heykeller sonradan ilave olup geçirdiği erozyondan dolayı bazıları günümüze ulaşmamıştır.
 
 
Devrim olması için algılanması gerekiyordu. Antik dönem heykelciliği yapılma nedeni daha farklı...