DİYALOG MÜZESİ

AHMET AYDIN KAPTAN İLE

339. DİYALOG: KONSERVATİZM
KORUMACILIK VEYA TUTUCULUK SORUNU
 
Önceden Ondokuz Mayıs Üniversitesi' nde emekli öğretim üyesi. Samsun'da yaşıyor.
 
16 Mayıs
LİNK PAYLAŞIMLARI
BİR KAÇ KISA SORU

İyi Akşamlar!
Bu akşam farklı bir soru soralım dedik: "Sizce denge nedir?"

Dengesizliğin giderilmesidir, Her alanda.
 
Sizce belirli - kesin kriterleri var mıdır, varsa nelerdir?

Alanına göre değişir. bazen dengesizlikden de denge kurulabilir. terazi gibi düşünmemek gerekir.
 
Sanatın burada rolü nedir sizce?
9 Eylül
 
Klasik sanatın dengesi ile aksiyon resmin dengesi, farklıdır. Diğerinde yerinde dengesizlik içinde denge aranır. Sanat akımlarına göre dengeler de değişir. Kavramsal olanla olmayan soyut olanla olmayan farklı dengelerde olabilirler. Göz dengeyi kendi kurar bu sanatsal yeterligi olanlar tarafından kolayca algılanır diye düşünüyorum.
 
Zihinsel sanat aktiviteleri ve alışkanlıklarının dışında kabul gören günümüz etkin sanat akımları sizce hangileridir?

Günümüz sanatında mekan düzenlemeleri görülüyor güzel sanatlar fakülteleri bu alana yöneliyorlar. Avrupada yetmişli yıllarda başlayan bu kavramsal hareket geleneksel sanattan uzaklaştı genel kriterleri yok sayarak kendi kurallarını koydu.
 
Yeni devâsa yapılar ve iç duvarların büyümesi, ışık, ışık kullanımı gibi yeni gelişmelerle özellikle resim sanatının da iten - ilerleten - güçlü (ekonomik) üretkenliğini gözönüne alırsak ülke sanatımızın buna uyum sağlayabilmesi nasıl mümkündür?

Bu mimari iç mekanların enstalasyon tarzli çalışmalarıyla mümkün olabilir. İnşaat alanlarının alabildigince geliştiği ülkemizde bu fırsat olabilir. Ancak güzel sanatlarla mimarlık fakülteleri işbirliği yapmalı mimarları sanatçı gibi yetistirmeli. Bazı binalarda bu tip çalışmalara rastlamak mümkün.
 
Tablolara gelmek isterim buradan. Büyüyen duvar ebatlarıyla orantılı tablo ebatları ve yeni parlak - HD renk ve ton kullanımları konusunda sanatçılarımızı nasıl cesaretlendirebiliriz. "Malzeme alacak paramız yok" diyenlerle karşılaşıyoruz

Tuval ya da duvar resimleri dekor olarak düşünülmeden uygulanabilir ancak günümüzde bazı alanlarda imitasyon çalışmalar görüyorum dekor olarak belki -ama çok kic görüntü veriyorlar. Bu çalışmalar doğru tasarımlarla orijinal düşünülmeli.
 
DAHA SONRA: FORM
 
İdeolojik sanat olabilir mi, olur veya olmazsa neden?

Bir soru da ben sorayım mı?

Elbette.

Görsel sanatlarda form deyince ne anlarsınız?
 
Türkçesi biçim veya kalıp da diyebiliriz.

Biçim belki ama daha açıklayıcı ifadeler olmalı kalıp klişe anlamına gelir. Fonetik sanatlarla birlikte düşünürseniz daha açıklayıcı olabilir.
 
Bu durumda görsel sanatların her bir dalı için ayrı ayrı tanımlamalar gerekecektir. Genel olarak kelime karşılığı veya ıstılah denilen şey aşağı yukarı budur. Benim çalışma alanım sinemanın miniminnacık bir alanı senaryo yazarlığına konu yazmak.

Kendi kullandığım form yedili imaj da denilen kurgular dünyasıdır. Farkım ise gelen tüm senaryoları okumak ve yazarlarının bile farkına varmadan aralarında bağ kurmaktır. Benim farkım budur. Dolayısıyla para kazanırım. Fason bir iş değil yani.

Sinemada da form vardır. Sinema estetiği içinde yerini alır toplumumuz bu bilgiyi hep atlamıştır. Anlatımcı olsun olmasın sanat eserinde form hep vardır ben de bunun nasıl bir şey olduğunu soruyorum.
 
Çok gelişti. O kadar gelişti ki anlatamam. Formların birbirine ustalıkla girdiği / girdirildiği dönemi yaşıyoruz. Harika ürünler çıkıyor ve onbinlerce çalışan kazanıyor. İyi bir şey yani.

Sizce tıkanıklığın nedeni nedir, her şey ortada olduğunca çıplaklığıyla dururken ve ışık görünürken neden insanlar bir türlü hareket edemez?

Asıl öze giremedik form bir dış görünüş ya da şekil değildir o halde nedir?
 
Örneğin sizin yukarıdaki cümleniz bir yönüyle kutucuğun - formunun içindeki şeyken diğer yönüyle soru cümlesi, bir diğer yönüyle imlası hatalı bir soru cümlesi ve diğer bir yönüyle değildir'le bağlantılı' dır.
Buradan şöyle bir senaryo çıkarılabilir...
Diye devam edebiliriz.

Bu konu hakkında daha sonra tartışalım. Bir ipucu atomun yapısı ile güneş sistemimizin yapısı arasında bir bağlantı var mıdır!
 
1 Ekim 16:31
Günün sorusu: "Sanatçının bireysel kurumsallaşmasından ne anlamalıyız?"

İki türlü yorumlamak mümkün. 1.Kalıplaşma - Ustalaşma 2. Usluplaşma. İkincisi önemlidir.
20 Ekim 10:38
 
Merhaba,
Borusan Flarmoni, Borusan Sahne, Sabancı Sanat Merkezi v.s. isimler sizde ne çağrıştırır, uygun bulur musunuz?

Bu merkezler -elit gruplara hitap eden sanat merkezleri, Anadolu' nun ücra köşelerine gitmeliler. Faaliyetlerini halka mal etmediler. Sanat halkın değil sermaye sınıfının malı oldu. Aşık Veysel'ler, Karacaoğlan'lar bile buralara çekilse... Yenileri yetişmiyor. Devlet ise kayıp...
 
Bu sanat merkezleri elbette olmalı. Ama sadece elitleri değil Anadolu' nun ücra köşelerine de gitmeli.Karacaoğlan'lar, Aşık Veysel'ler, Mahsuni'ler buralardan yetişti. Yereli evrenselliğe taşıyalım. Olanı tekrar ederken, yenilerini üretelim.
 
Tıkanıp kaldığımız yer tam da burası sanırım. Sponsorluk hukukunun istismar edildiğini de gözöününe alırsak kanun koyucu veya uygulayıcılar bahsini ettiğiniz Anadoluda yaygınlaşma hususunda neden gereğini yapmazlar, sebepler ve çözüm önerileriniz nelerdir?

Bu iktidarla olmaz. Sanata ucube ve belden aşağı bakanlarla her şeyi menfeatiyle değerlendirenlerle mi başaracağız! Sorun çok çözüm yok. Bu iktidarla olmaz çözüm yok .Her şeyden önce sanata doğru ve dürüst bakmak gerekir. Menfaat amaçlı olmaz. Maddi menfaat arkadan zaten gelir. Sanatın önüne gelmemelidir. Zira sanat eseri kiclesir.
 
Sorumu biraz daha başa sararsam, "sanat sadece elite mi hitap eder ve bizdeki elit gerçekten de sanattan anlıyor mu veya ne kadar anlıyor?"

ANLAYAN KİTLE ELBETTE VAR AMA AZINLIKTA. ESTETIK VE FELSEFI KÜLTÜR OLMADIKÇA ANLAMAK ZOR. GİTTİKÇE DE ZORLAŞIYOR. SANAT VE FELSEFİ DÜŞÜNCE, HÜMANIZMA OLSAYDI BUGÜNKÜ SİYASİ SORUNLARI YAŞAMAZDIK.
 
Acaba, en başından beri özellikle akademinin hataları nelerdir, seviye tespitleri ve tespit edilen seviyelere göre planlamalarda hata yapılmış mıdır?

Akademiler genelde doğru yoldalar ama ülkemiz genel kültürünün üzerindeler. Her yıl ülkemizde binlerce yabancı yetiştiriyorlar. Halk bu gençleri anlamakta güçlük çekiyor ve tartışıyorlar. Kendilerini anlatmakta zorlanıyorlar...
 
 
Halk - Akademi arasında kopukluk hatta uzak mesafe olduğunu kabul ediyoruz bu durumda..!

Bize öğretilen "halka öncülük etmekti" ancak seviye düşük olunca anlaşmak mümkün olmuyor. Halkın sanatsal/egitimsel seviyesini yükseltmek gerek.
 
Hayatınızdan örneklendirirseniz, halkın arasına karışıp örnek topladığınız saha araştırmaları akademide nasıl değerlendiriliyordu ve değerlendirildi?

Elli yıldır halkın arkasındayım. Yaşım 73, sürekli sanat tartıştık. Hem de üniversite mezunlariyle... Onlar çözebildikleri - anladıkları sanatı seviyorlar. Enstrumantalist resmi ve müziği sevmiyorlar ama soyut bir halıyı duvara asabiliyoorlar. Vals ya da tango yapabiliyorlar...

Bilinç yok anlayacağınız.
 
En yukarda kalan "formlar alemi / alemleri" ile bütünleştirirsek bilinç ve formlar düzleminde o tılsımlı öz - çekirdek nasıl keşfedilip ekilebilir? Atom çekirdeği ve Güneş Sistemi benzerliğine vurgu yapmıştınız...

Evet, bakın halkımız hiçbir şey anlamadan Kuran'ı dinliyor zira ahenkli - uyumlu, kafiyeli yazılmış ama müziğe, resme gelince anmakta güçlük çekiyorlar. Köklerinden gelen sorunlar var. Koservatizmi alamıyoruz. "Bu günlük yeter" diyorum.

İyi günler diliyorum.
 
 İKİNCİ BÖLÜM:

Halk ile câmia arasında sanatçının yeri neresi olmalıdır, değerlendirmelerinizi hangi kriterlere göre yaparsınız?

Ahmet Aydın Kaptan: Sanatçılar öncüdürler. "Alnında ışığı ilk gören insandır" diye tarif edilir. Öncüdürler (avangart) bu nedenle toplumun duygu ve düşüncelerinden, sosyo-ekonomik yapısından etkilenirler. Eserlerinde bunları halk için dile getirirler. Bu eylemi sanatçı duyarlılığı ile estetik kalıplara dökerek yaparlar. Belki birilerinin işine gelmez ama bu böyledir...

Sanatçı olayları toplu değerlendirir, yakından uzağa uzaktan yakına toplumda hangi tür etkileşim var ise konu genellikle budur bu tarih boyunca böyle olmuştur.Ortaçağda din eksenli, ronesansta din ve doğa, realizmde insan ve ilişkileri, izlenimcilikte (Empresyonizm) doğa ve insan, peyzaj.
 
Buradaki örneklemeler. Sosyo kültürel yapıların yapıta ve onun temasına etkisi olmuştur. Bu sadece görsel sanatlar için değil diğer bütün dallar için de geçerlidir..