DİYALOG MÜZESİ

ELİF ÇATAL KILIÇASLAN İLE

182. DİYALOG
KLASİK MÜZİK


Merhaba, kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Sanatınızla ilgili bir diyalog gerçekleştirmek isterim. Şimdiden teşekkürlerimizle.

Rica ederim.

Kemanı diğer müzik enstrümanlarından ayıran nedir?
Siz nasıl başladınız?
 
 
Sorunuzu cevaplayayım; keman benim için çocukluğumdan beri özeldir, Ankara'da yan komşumuz Cumhurbaşkanlığı senfoni Orkestrası 2. Keman grup şefi rahmetli Akşit Yücelen'di. Kendisi CSO solist keman sanatçısı Çağıl Yücelen Akın'ın babasıdır. Çok severdim kendisini. Bir gün beni apartmanda şarkı söylerken duymuş, "mutlaka müziğe yönelmem gerektiğini" aileme söylemiş ve ben de bu şekilde solfej ve kemana kendisiyle başladım. Başlarda çok yorucu geliyordu fakat sesini çok seviyordum. Konserlere de sık sık giderdik ailemle. Fakat kemanı altı yaş civarında sadece altı ay çalışabildik. Ailemin tayini olduğu için Ankara'dan ayrılmak zorunda kaldık. Giderken Akşit Amca "mutlaka konservatuvara girmelisin ilkokul bitince" dedi. İlkokul boyunca "ben kemancı olacağım, keman çalacağım" dedim durdum. Ara sıra sıkılınca solfej okurdum. İlkokul bitince Ankara'da konservatuvar sınavlarına girdim ve kazandım çok şükür. Böylece ciddi anlamda kemana başlamış oldum.


Şimdiye kadar hangi eserleri seslendirdiniz, kendinizi daha çok müziğin hangi türünde hissedersiniz?
 

Klasik Batı Müziği olarak yazılmış pek çok keman, oda müziği ve orkestra eseri seslendirdim ve seslendirmeye devam ediyorum. Klasik müzik tabi olmazsa olmazım.

Önerileriniz neler olur yeni başlayanlar ve yakınını müzik eğitimi ile yoğurmak isteyenlere?
 

En başta sevmek gerek ancak çok severek yapılabilecek bir iş. Sonra da sabır. Tabi ki sıkı çalışma beraberinde. Öğrenilenleri çalışmak, bol bol tekrar etmek gerekiyor. Ayrıca usta yorumculardan eserleri sık sık dinlemelerini, canlı performanslara gidip konser salonlarında görerek dinlemelerini yakını eğitim alacaksa bu imkanları sağlamalarını tavsiye ederim.

Klasik müziğin müzik sanatına katkıları sizce neler olmuştur?

Klasik Batı Müziği çok seslidir. Rönesans döneminden günümüze kadar pek çok değişimden, gelişimden geçmiştir. Klasik müzikle birlikte klasik müzik enstrümanları da doğmuş, gelişmiştir. Bunun yanı sıra enstrümanlardan oluşan orkestralar, insan seslerinden oluşan korolar ve her ikisini de içinde barındıran operalar oluşmuştur.
Pek çok klasik müzik eseri konser ya da cd'ler dışında da hayatımızdadır aslında. Örneğin cep telefonu melodilerinden tutun da, çizgi film, reklam filmi ya da diğer filmler de sık sık duyarız.
 
Şahsen beni en büyüleyen - etkileyen yönü çok seslilikle birlikte bestekârlarının tarz farkları da... Sizin müzik tecrübelerinizle bestecilerinin tarzları ayırdedilebilir mi?


Elbette bir Mozart ile Tchaikovsky arasında dağlar kadar fark vardır. Mozart klasik dönem dehasıdır. Duyduğunuzda iyimser çocuksu müziğini hemen tanırsınız.
Tchaikovsky gibi romantik dönem ya da bir Bach, Vivaldi gibi Barok dönem bestecilerinin eserlerini, çağdaş müzikleri biraz dinlemeyle iyi bir kulağa ve dikkate de sahipseniz ayırt edersiniz. Bunun için ille de müzisyen olmaya gerek yok.

Alman ve Avusturya ekolleri ile Rus ekolün farkı nedir? Rekabet mi görürsünüz, etkileşim mi? Ortak öğretmenleri var mıdır?

Sorunuz oldukça geniş kapsamlı. Kısaca özetlersek Alman Viyana ekolünü klasik dönem diye tanımlayabiliriz. Viyana klasikleri diye adlandırılan Haydn, Mozart, Beethoven'ın başı çektiği müzikler klasik tanımındadır. Denge, orantı evrensel mükemmellik üzerine kuruludur. Müzik ve form mükemmele yakın bir denge içindedir. Senfoniler bu dönemde yaygınlaşır. Klasik dönem edebiyatta olduğu gibi 1800'lü yıllara aydınlanma çağı denen döneme denk gelir. Klasik dönemi izleyen Romantik dönemde ise farklı yenilikler ortaya çıkmış, armoni, melodi, çalgılar çeşitlenmiş, ritimler özgürlük ve esneklik kazanmıştır. Bestecilerin fırtınalı, hırçın ve inişli çıkışlı duygularını eserlerinde rahatlıkla görebilirsiniz. Bana kalırsa etkileşim çok fazla. Hem klasik hem romantik dönem besteci ve sanatçılarından L van Beethoven, L.Spohr, G.Rossini, F. Schubert, C. M. Weber'i sayabiliriz. F. Mendelssohn romantik dönem bestecisi olmasına karşın klasik formlardan sık sık yararlanmıştır.

Bütün bu değerlendirmelerinizden sonra; "insan" denen varlığın farkı bakımından, ürettikleri bu muhteşem şeylerin özünde enerjisinin olduğunu belirtebilir miyiz?Kendinizde bulduğunuz coşkuyu nasıl tanımlarsınız?

İnsanı ayıran en büyük özelliktir sanatsal yaratıcılık. Aslında bunu doğaya baktığımızda da görürüz ama yine bunun farkına varan insandır. Enerjisiz olmaz elbette. Bu enerji nasıl açıklanır bilemiyorum. Kendimle ilgili olarak da yeni birşeyler, üretmenin heyecanı diyebilirim. O enerji heyecan olmazsa zaten olmaz. Sadece müzik değil sanatın her dalı ilgimi çekiyor. Müzik mesleğim, bunun yanı sıra görsel sanatlar özellikle fotoğraf, resim ilgimi fazlasıyla çekmekte ve onlarla da hobi olarak ilgileniyorum. Dünyamızı bunlar renklendiriyor güzelleştiriyor.
 
Teşekkür ediyorum, katkı verdiniz. Sanat dolu günler dileklerimle.

Rica ederim. Size de sanat dolu günler dilerim.



2. BÖLÜM
YENİ KEŞİFLER

Zehra Beşli Diyalogu ile başlayan bir diyalog

Merhabalar, sanat güncelinizle ilgili bir diyalog dileklerimizle. HOŞGELDİNİZ.

Merhaba

Diyalog kedi benzeştirmeniz farklı olmuş. (Diyaloga yazdığı yorumdan: "Dikkat diyalog çıkabilir".)

Kızmadınız umarım.

Hayır mutlu oldum. Hiç olmazsa bir şeye benzetmişsiniz. Hiç görmeyenler varken... Diyalogun içeriğine neden girilmez çok merak ederim?
 
Zehra, çok şaşırdığı için espri yapmıştım.

Az önce kendisine de yazdım: "Sevgili Zehra gördüğün gibi sayende - maniplasyonun ile kimse içeriğe bakmıyor bile".  Yüz sene sonra anlaşılacak diyalogun, çok yaşa...

Aslında merak uyandırıyor.

Daha uzun hatta upuzun cevaplar bekliyorum. Baştan savmayın lütfen!

Diyalogla ilgili yorum bekliyorsunuz sanırım.

Genel içerik konuları ile ayrı ayrı yorumlar lütfen. Bakalım nasıl değerlendiriyorsunuz ve neler ilginizi daha çekmiş... Güzel veya kötü ama neden?

Zehra ile ilgili olanı ele alırsak değişik olmuş fakat girişte sizin sorduklarınız ile Zehranın söyledikleri birbirine karışmış gibi. Zehranın çok yönlü sanat anlayışını, fotoğrafa bakış açısını güzel ortaya çıkarmış bir diyalog
. Farklı olanı yakalamak herkesin yaptığını değil kendi içinden geleni çekmek, kendi bakış açısını ortaya koymak...

Sanırım baştaki karmaşa Fuzili'den kaynaklı?

Sanırım.

Karmaşayı "koca karı" ile çözmeyi düşündünüz mü?

Orada anlaşılıyor ama birkaç kez üstüste okumak gerekiyor; ne oluyor, konu nereye gidiyor, kim ne dedi, neredeyim?

Genel olarak neden bir defada anlaşılmaz da, bir kaç kez üzerinden gitmek gerekir? Kocakarı'nın çocuğu tam da bu savunmasızlığında yakalaması ilginizi çeker mi?

Evet, siz de beni sıkıştırdınız ya neyse... Ben öyle çok edebiyat dili anlamam.

Sanatçı ruhunuzla gördüklerinizi almak/emmek isterim.

Yaşlı kadının hüznü bilgeliği beni de etkiledi. Fakat buna sebep Zehra'nın anlattıkları, etkilenişi, bakış açısı, annenin vurması, fotoğrafı görmesi.

Kocakarı fotografının aslında -sürekli, eskiden gelen bir akışı yansıttığı kanısında mısınız?

Eskiden gelen ve devam eden?

Cellü, kendi ninelerinden gelen bir töreyi çocuğa aktarıyor akşama kadar. Sözlü sanatı, şiiri, beyitleri ve nefesi kullanıyor bu aktarımda. İlginizi çekmez mi?

Çeker elbet.

Sizce buradaki giz nedir?

Giz, kadının kendisi gizemli. Hem de hüzünlü.

Hüznü aşmak için bir şeyler eklenmiş olabilir mi altlarda, araştırma ihtiyacı duydunuz mu, kişisel bir diyalog olduğu kanısında mısınız?

"İnsanlık bütün evrene yayılacak" demiş ya. Evet. Onun için bütün oldu varlık, gibi devam ediyordu. Gerçekten ilginç. Düşündürücü.

Bu kadın bunları söyledi mi?

Evet. Oradaki çocuk bendim.

Hmm, bu daha da ilginç.

Diyaloğun başını hakikaten ben karıştırdım yani niye "oğlum" der bu kadın diye düşündüm de...
Tahmin etmeliydim!!! yeni bir diyalog konusu.

Hitap şekli. Bence oraya takılmamalı ve diyalogun derinlerine inmeli, asıl özler içerilerde.
Buradan müziğin kulakta ve zihinde oluşturdukları ile edebiyatın zihinde oluşturdukları, üretimleri arasındaki farka geçebiliriz sanırım.

Bir deneriz.
Buyrunuz lütfen.

Tüm sanat türleri birbiriyle ilişki içinde aslında. Müzik de edebiyat gibi birşeyleri anlatır.

Edebiyatın bu cilvelerine karşı müziğin duyurdukları arasındaki farklar nelerdir? Elbette burada bir öncelik - sonralıktan, üst - ast ilişkisinden çok etkilerini, nezdinizde almak isterim.

İnsanı, insani duyguları; sevinç, hüzün, aşk, coşku, neşe anlatabilir. Doğayı anlatabilir. Bir kişiyi anlatabilir.

Önceki konumuz ile bütünleştirerek, insanların okuduklarını ilk etapta anlamamaları ile duyduklarını duydukları gibi anlamaları arasındaki fark nedir?

Duyurulan ile duyulan arasında yine fark olduğunu düşünüyorum. "Renkleri bile aynı görmezken iki kişinin aynı müziği aynı algılamadığı ya da yine farklı duyulduğunu" düşünüyorum. Çok sesli evrensel müziği ele alırsak ilk kez dinlediğiniz bir eserin sizde uyandırdığı duygu farklı daha sonra dinlediğinizde farklıdır. Aslında çoğunda böyledir. Yine de çok sesli evrensel müzikte her seferinde duyacağınız alacağınız tat değişir.
 
Edebiyatta dil farklılıklarına karşı müziğin evrensel dili avantajı mıdır?

Avantaj denebilir sanırım.

Katkınız için teşekkür ederim. Son bir mesajınız varsa almak isterim.

Katkım olduysa sevindim. Son mesajım "sanata evet".

Umarım dostlarınızla ve gruplarınızda gönül rahatlığı ile paylaşabileceğiniz diyaloglar üretiyoruz?

Bence öyle, emeğinize sağlık.