DİYALOG MÜZESİ

MURAT ALTUN İLE

403. DİYALOG: ANNEM, "GÜVENME" DEDİ.
YeniHarman'da İşsiz Senarist ve Crena Works'ta Jr. Copywriter. İzmit'te yaşıyor.




Yeni Harman ve Senaryo yazışmak ister misiniz?

Anlamadım.

Sanata dair diyaloglar yayınlıyoruz.

Anladım.

Sizce basit neden anlaşılmaz?

Basit anlaşılır aslında. Sadece izlenimci öküz altında buzağı arar. Shakespeare gerçekten büyük bir yazar mıydı, yoksa yılların üstüne bindirdiği anlamlarla mı bu kadar büyük bir yazar oldu?

Büyük bir yazardı hem de çok büyük İngiliz Dilinin dehasıdır O.


Onun farkındayım. Tek başına İngilizceye yüzlerce kelime kazandırdı. Benim anlatmak istediğim şey için örnek olarak verdim sadece. Eserlerimizi düşüncelerimiz oluşturur. Düşüncelerimizi ise bilgi birikimimiz ve yaşadıklarımız oluşturur.

İzleyimcide bunu kendi düşünceleriyle yorumladığı için basit anlaşılmaz bir konuma geliyor.

Shakespeare basit yazıyor demedim

İzleyiciyi dışarda tuttuğumuz için mi hata yapıyoruz yoksa?

Şahan Gökbakar 1000 skeç hazırlamıştır. Gününün 18 saatini o dönem programlarına vermiştir fakat bir tek tanesi öne çıkmıştır o da Recep İvedik. Şimdi 5. bölümü vizyona giriyor.

Nasıl değerlendirirsiniz, sanatçı gözüyle?


Bu aslında sanatçı gözüyle değil de pazarlamacı gözüyle bakılacak bir olay. Televizyonda başladı. O televizyon o zamanlar sadece AB kitlesine yayın yapan ve  % 1 share bile alamayan bir kanaldı. Hedef kitlesi AB olduğu için bizim hoşumuza giden işler çıkarıyordu ama bunu sadece pazarlama olarak açıklayabilirim.

"Malı kime satacağını belirle, onun hoşuna giden işi yap".

Kanalı veya pazarlama boyutunu sormuyorum. Milyonlarca izleyiciye ulaşabilme başarısına yoğunlaşmak istiyorum.

İstanbul'un varoşunda oturan ama elitist kesimi yerle bir eden bir karakter. Aynı propaganda Erdoğan'da da vardı. O da milyonlarca oy aldı

Tamam işte buraya gelemiyoruz bir türlü. Şimdiye kadar binlerce kişi ile diyalog gerçekleştirdik, hiçbir tanesi  o basit sorulara kafadan yanıt vermedi. Lafı dolaştırıp durdular

Sizce burada bir sorun yok mu?

Recep İvedik konusunda mı?

Hayır, genel olarak...

Yaa, röportaj diye yaklaşınca büyük sözler söylemeye çalışmışlardır Senaryo yazmayı aforizma (...) sanan arkadaşlarım var.

Size de iş çıkar buradan (diyaloglarımızdan). Tümü doğal ve inanılmaz farklı.

Siteyi inceleyeceğim zaten.

Kendimi yorgun hissettim birden nedense. Geçmişten bahsetmek sizi de yorar mı?

Nereden başlayacağıma bağlı. "Yunan Tarihinden bugüne kadar gel" dersen... Ama kişisel geçmişimse fazla yormaz sadece 30 yıl. Çoğunu hatırlamıyorum bile.

Ben şahsen şiir yazanların tümüne "arkadaş lütfen bırakın şiiri ve senaryo yazın" diyorum O kadar çoklar ki.

Kısa bir özgeçmiş geçebilirsiniz...


87'de hala yerini bilmediğim Göztepe Hastanesinde doğmuşum. İlkokula kadar çok fazla yer değiştirmiş ailem. Sanırım o zaman ekonomik koşullarında çok fazla işten çıkarma falan vardı. Ama hafızamda Sultanbeyli ve Gebze var.

İlkokulda babam kapağı devlete atınca kendini Gebze' ye sabitledi. Tatil anlayışı, yazın hanımı ve çocuklara köye yollamak olan bir ailede büyüdüm. Hayat Amacı ise kapağı devlete atmaktı. Sanırım bu da Artvin coğrafyasından geliyor.

Artvin tarıma ve hayvancılığa elverişli bir yapısı olmayan bir yer olduğu için tek geçim kaynağı devlet memurluğuydu. Bende bu minvalde büyüdüm. Kendi tercihlerimi yapacak yaşa gelene kadar da bu doğrultuda hareket ettirildim.

Lise: Selimiye Veteriner Sağlık Meslek Lisesi. Sonra 19 yaşında memuriyet. Kendi kararlarımı verebilecek yaşa geldiğimi bile 19 yaşında anladım. Ne sevdiğimi ne sevmediğimi. On dokuz yaşımdaydım, para kazanıyordum ve en önemlisi tek başıma yaşıyordum. Salonda uyuyarak büyüyen bir çocuk için
kendi evinde tek başına yaşamak çok garip bir şey...

İnsan yapacak bir şey arıyor ve Artvin gibi bir yerdeysen yapabileceğin iki şey var; ya kahvede batak oynayacaksın, ya da evde internette takılacaksın. O zamanlar internette forum dönemi... O zamanlar hikaye yazmaya başladım. Geri dönüşler iyi olunca yazı yazabildiğimi anladım. Sonra da Kocaeli' de
Dramatik Yazarlık  Bölümünü kazandım. İlkbaşta memurlukla beraber götürmeye çalıştım. Sonra da hayatımda ikinci kez kendi hayatım hakkında karar aldım ve memuriyetten istifa ettim. Okul sonunda kendimi İstanbul' a attım. Önce reklam ajanslarında çalıştım.

Senaryo yazım ve başarı aşamanıza geçelim dilerseniz?

Zaten, okul  dramatik yazarlık  olunca senaryo yazımı  öğrenmiştim. İyi filmleri seviyorum. Okula girince tekniği öğreniyorsun sonra da karşına fırsat çıkarsa senaryo yazabiliyorsun. Benim de şansıma geçen yıl bir fırsat çıktı. Bir korku filmi yazdım. Çekimi Mersin'de oldu. Şu an vizyona girmesini bekliyorum.

Senaryo yazımının püf noktaları nelerdir, ülkemiz özelinde?

Çok satan mı, yoksa iyi bir film mi?

"Hem gişe hem de iyi film" diyelim çünkü örneklerini gördüğümüz devasa Hollywood ikisini birlikte götürüyor?


Gişe filmine kesinlikle film yazma. Yazacağın film komik skeçlerden oluşsun. Senaryonun altın kuralı, "filmdeki her sahne karakteri finale götürsün" dür ama çok satan filmlerde "sahneler komik olsun, komik olmazsa çıkarıp yerine başkasını koyabilelim" mantığında ilerliyor. İyi bir film ise; hikayeyi diyalogla taşıma... film "üst üste binen görüntülerle hikaye anlatma sanatıdır". "Hikayeyi diyalogla götürmeye çalışma" demek istedim.

Nasıl başlarsa öyle gider" gibi bir deyimimiz var bildiğiniz gibi. Korku senaryoları ile mi devam etmek istiyorsunuz ve

Mümkünse senaryonuzdan bir kesit rica edebilir miyim? (Yine mümkünse 100. dakika civarlarından)..?


Aslında korku filmiyle devam etmek istemiyorum. Sipariş öyle gelmişti ama şu an yazdığım filmde korku filmi. Bu filmi yapıp beklediğim başarıyı elde edersem Dumlupınar Denizaltısı' nın hikayesini yazmak istiyorum. Şu an piyasada yazabileceğin iki tür var, komedi ve korku -kiranı ödemek istiyorsan bunları yazacaksın.

Filmd 100. dk' sı imkansız. Film 93 dk.

Ok. O halde 60. dakika civarı olsun...

Sahne 90 iç/gün AHIR                           Efsun, Ali

Efsun ahıra girer. Haranın ortasında bir adam oturmuş elindeki tastan bir şeyler yemektedir. Efsun adama doğru ilerler. Bu adam onu takip eden adamdır.EFSUNKimsin sen.... Ne işin var burada... Sana söylüyorum. ... Cevap versene bana.... Efsun adamın yanına gelir. Adam Efsun'a bakar. Adamın gözleri yokturEFSUNGözlerinAdam kafasını eğer. Efsun adamın yediği yemeğe bakar. Çorbanın içinde yüzen iki göz vardır.  Efsun çığlık atarak ahırdan çıkar.




Los Angeles ekolüne göre içine karikatür - mizah karışmamış sinema kadüktür. Sizin sanat görüşünüze göre sinema diğer sanat dallarını ne kadar kuşatır / kuşatmalıdır?

Sinema her sanatı içinde barındıran bir sanat. Ekibinde 45 kişi çalışıyor, tek bir eser için. Bazı sahnelerin ritmini ve duygusunu sadece müzikle verebiliyorsun. İyi bir film çekmek için iyi bir kompozisyon bilgisine sahip olman lazım. Gilmin sanat ekibinde iyi heykeltraşlar vardır

Senaryonun filmin en özü olduğunu kabul edersek üzerinizde ağır yük hisseder misiniz?

Filmin özü senaryo değil, yönetmenin gözüdür. Senin anlattığın hikayeye nasıl baktığıyla ilgilidir, iyi film olması.

Ama ben sizi güçlendirmeye çalışıyorum neden kaçınıyorsunuz. Benim bahsini ettiğim güçlü bir genel kanıdır.

İyi senaryodan kötü film de çıkar: Kelebeğin Rüyası; iyi senaryo, kötü film.

Sizi ikna edemeyeeğim bu konuda anladım. O halde yönetmenden devam edelim; sizce yönetmen tarzları nasıl gelişiyor ve yönetmenin senaryo tercihleri nasıl olmalıdır?

Aslında bir yönetmenin tarzı olmamalı ama bir film çekince "beni korku filmi izleyicisi sevdi, korku filmi çekmeliyim" gibi kaygılara düşüyor. Gişesel kaygılar Tabi bir de buna "komedi yaparsam bütçeli yapmalıyım, korkuyu ucuza çekebilirim" gibi etmenlerde ekleniyor. Ülkemizde sinema kar - zarar tablolarıyla yapıldığı için...

Siz senaryolarınızı yurtdışı yapımcılara sunmayı planladınız mı / plalıyor musunuz?

Şimdi üniversite arkadaşımla bir filme başladık. Bunu yurtiçi ve yurtdışı festivallere yollalayacağız.

Dikkatiniz dağıldı sanırım yurtdışı yapımcılara senaryo göndermekten bahsetmiştim.

Evet, bir yandan da masal anlatıyorum Yurtdışı izleyicisinin dikkatini çekecek bir hikaye yazabilir miyim bilmiyorum, insan aynı insan ama
sorunlarımız çok farklı. O yüzden iç piyasada kalacağım gibi.

Yurtdışı filmeleri izliyorsunuz ama izlenimlerinizi geliştiremez misiniz?

En basit örneği serisi çekilen filmlerle ilgili bir sonraki bölümü şöyle olsun tasarımları zor mudur?


Serisi çekilen Hollywood. Orası çok büyük hayal. Holywood, kuramayacağım kadar büyük bir hayal. Bir fikrime 5 milyon doların yatırılması... Memurluk görmüş adamım, kuramam öyle hayaller.

Ben 20 yıldır onlarla çalışıyorum ve o kadar da hayal filan değil. Acaba bizi engelleyen nedir?

Sizi senaristler konusunda ikna edememiş olsam da


Ben sadece kiramı çıkarmaya çalışan bir adamım. Sektörün zorluğunu yaşayarak görüyorum. Bu zorluk böyle hayallere engel oluyor.

Burada sömürüldüğünüzü söylesem kızar mısınız bana?

Yoo. Ülkenin en iyi kafaları 1500 liraya çabalayıp duruyorlar...

Nasıl kurtulacağız bu sömürüden?

Sosyal medya uzmanlığı diye aslında olmayan bir iş yapıyor, hergün bir şeyler üretiyor ve ürettiği şeyler abuk bir markanın bir günlük söylediği söz. Bu sömürü düzeninden kurtulmamız da zor. Özal'dan beri ülkemizde geçerli düzen devam edecek, sınıf çatışması değil sınıf atlamacılık aynen devam edecek. Yol belli, başını eğ ve usul usul yürü.

Sizin elinizden tutsam bana güvenir misiniz?

Annem "tanımadığın insanlarla bir yere gitme" demişti ama!

Nedir sizce güven, böylesi bir durumda asgari ücrete talim etmeyi neden yeğler insanlar. Çok karşılaşıyorum çünkü "Abi ben aileme izah edemem, sigortam filan yatırılıyor, böyle idare ediyoruz" diyorlar.

Bunu bana mı soruyorsun. Memur maaşını tepmişim ben

Genel değerlendirme rica etsem?

Abi, çok basit: Bizim ülkede bu işler böyle, 17 yaşına kadar aile yanında oku sonra bir sınavla hayat tercihini yap, okul bitince askere git sonra evlen. Bu belirlenen normal yol. Bunun dışına çıktığın anda "o çocuğa da yazık" deniyor, sakat muamelesi görüyorsun.

Bireyselinizi güçlendirmek için en basitinden herhangi bir banka ile konuştunuz mu?

nope

Gelecek planlarınız nelerdir?

Bu günün geçmesini beklemek

Neden böylesin. Bak beni de kısırlığa ittin şimdi, soru üretemiyorum...

Bu kabuklar nasıl kırılır?


Bunu yumurta içindeki civcive de sorsan bana da sorsan aynı cevabı alırsın, cevap "bilmiyorum". Ama Berlin Duvarı yıkıldıysa bu kabuk da kırılır elbet.

Başarı diliyorum bu durumda ve son sözlerinizi rica ediyorum, özellikle sinema sanatına ilgi duyan okurlarımız için neler söylersiniz / yazarsınız?

Eski Ahit'i izlesinler, çok güzel bir film. Ayrıca bu işe gireceklerse parasızlığı göze alsınlar. Parasızlıktan intihar eden bir kaç senarist tanıyorum ve çok iyi bir filmi olan senaristti...