DİYALOG MÜZESİ

HÜLYA SAVAŞ İLE

318. DİYALOG: GÖL, KOKTU
"devlet denilen çukur"

Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'da Tiyatro Bölümü okudu. İzmir'de yaşıyor.

Medya bombardımanına karşı ne önerirsiniz ve zihin sağlığınızı korumanın yöntemleri nelerdir?

Anlayamadım?

Neden? Çok basit bir soruydu oysa...

Zihin sağlığımı korumak için sadece işimle meşgul oluyorum.
-Tümden kapatma önerileri geliyor, ne diyorsunuz bu hususta?
-Devletin samimiyetine güveniyor musunuz?
-Özel tiyatroları destekleyecegine gerçekten inanıyor musunuz?

Devletin hiçbir şeyine güvenmem ve inanmam. İnancımı yitirdim. Tiyatrolar konusuna gelince benim çabam bütün kurumlar kurum çalışanlarına devredilsin.

Sanatın her dalı meşakkatli ve masraflı, bunu siz de biliyorsunuz öyle değil mi? İşleyiş konusunda "yeniden yapılandırma sorunları çözer" diyorum.Objektif bir bakışla elbette.

Geçen süreçde o kadar öneri gelişti ki hiç birine doğru dürüst karşılık bile vermediler. Düzenlerinin bozulmasını asla istemiyorlar. Sordukları tek soru "pekiyi biz ne kazanacaz?"
Bu mantıkla ilerleme olabilir mi? Elbette kapatılacaklar çünkü çözüm üretmiyorlar.

Devlet Tiyatroları 'nın kapatılması demek bu ülkede tiyatronun bitmesi demektir.. Hemen değilse de çok kısa bir zaman içinde gerçekleşir bu. Ne kadar kolay kapatılsın diyorsunuz.. Hem de böyle bir dönemde.. Beğenirsiniz ya da begenmezsiniz ama ben asla inanmıyorum kapatmanın çözüm olacağına.. Tıkanma neredeyse o çözülür.. Otuz küsur yıllık oyuncuyum ve araştırırsanız bu güne kadar nasıl çalıştığımı dosyamdan cikarabilirsiniz .. 7 aylık hamileyken sahnedeyiz, hastalıktan ölmek üzereyken sahnedeydim.. Asla kaçmadım, bahaneler uretmedim. Çünkü işimi aşkla yapıyorum.. Bu işe tesadüfen girmedim, aslında doktor olmak istiyordum ama puanım tutmadı mecburen girdim gibi bir durumum yok.. Bilerek, isteyerek, bir başka üniversiteyi bırakıp bir takım sınavlara girerek okudum. Benim tercihimdir ve ne subay, ne şu ne bu kimseden torpilim yok. Ne yaptıysam eşek gibi çalışarak yaptım, kimseye yalakalık yapmadım. Dizi setlerinde değilim. Sadece tiyatro yapıyorum. İşimi ahlaklıca yapıyorum. Araştırın bir tane kaçtığım görevlendirme bulun bu gün istifa ederim. Kurumumu seviyorum, var olması gerektiğine inanıyorum.. Yapılandırılması gereken yanları için gereği yapılmalı ama bu dürüstçe yapılmalı. Ayrıca özel tiyatrolara da en az DT kadar bütçe ayrılması ve bunun hakkaniyetle dağıtılması gerektiğine inanıyorum. Bir Cumhuriyet kurumuna yıkılsın, kapansın demek böyle bir zamanda üstelik cinayettir..

DT' ler kapatılınca tiyatro neden bitsin ki bunu anlamak zor. Hatta bahane bence. Tiyatrocuysanız kendinize yeni mekanlar bulabilirsiniz. Konu o kadar basit değil göründüğü gibi. Bu bahsi geçenler diğer sanatçıların ilerlemesini engelliyorlar. "Ben sahneye çıktığımda 3 yaşında bebektim" argümanlarını da duydum, tırnağı kopan balerin fotograflarını da. Mesele bu değil. İşinizi devlet adına yapıyor olmanız sanatı üzüyor. Özgür olmanız sanatın daha beğeneceği bir şeydir. Sizin gibi değerli sanatçılarımızın daha iyi yerlere gelmeleri uluslararası arenaya çıkmaları için çabalıyoruz fakat bu çakal tabiatli DT ciler sizi de engelliyorlar.
"Böyle bir zaman" argümanı her zaman vardı. Bence Yeniçeri Ocağı, Samurailik gibi devrini kapatması gereken yapılardır bunlar. Dünya da kabul etmiyor zaten.

Bu konuyu ne kadar tartışmak da bir sonuca ulaşmaz.. Ben özel tiyatroda da oynadım. Sıkıntılarını biliyorum..patron kazanır, size iki oyundan bir tanesin parasını verir vergimle var vs..vs.. olmayan bütçeyle nasıl açacak benim yolumu.. Hiç sahneye çıktınız mi?

Bu kadar sert ve ön yargılı ya da gördüğünüz kötü örneklere dayanarak yargılamamalısınız.

Bakınız devletin size verdiğin en büyük zararlardan bir tanesi de budur: "Başınızda illa bir patron, müdür, amir v.s. görmek istiyorsunuz" Neden bireysel kurumsallaşmanızı gerçekleştirmek fikri gelişmez bir türlü?

Olmaz da ondan.. Sanat disiplin ister.. Sanatla ilgilenen insanlar egoları olan insanlardır.. Kolektif çalışma adıyla başladığınız çalışma bile sonunda bir yönetmenin denetimine girer. Bizi güdecek bir coban aramak meselesi değil yani.

Bunca yıllık tecrübeleriniz, insan tanımanız, çevre edinmenizle... tüm bu edinimlerinizi kendiniz organize etseniz daha güzel sonuçlar almaz mıydınız? Hiç olmazsa gelecek nesillere örnek olurdunuz. Devletin mevzuatı, memurun muhakematı v.s. duvarlar yıkılmak zorunda değil miydi şimdiye kadar?

Şahane olur hem de.. Özel tiyatro deneyimim sonucu bunun pek de kolay olmadığını gördüm ama.. Kapatılsın derken bu ülkede tiyatro yapmaya devam edecek özel tiyatroları gerçekten destekleyeceğini, oyuncularının sürünmeyecegini, kaliteli produksiyonlar çıkacağını nasıl hayal ediyorsunuz peki? Siz dahil hepimiz karnımız doymuyorsa hiçbir şey yapamayız.. bunlar ütopyadan öteye geçmez..Özeldekiler sıkıntı yaşıyorsa devlettekiler de beter olsunlar, sürünsünler demek biraz acımasız geliyor bana.. Mücadelemiz devlettekiler süründürmek yerine özeldekiler şartlarını iyileştirmek üzerine olmali. Tabii ki bir yandan da Devlet Tiyatrosu'nun tıkanan noktalarını iyileştirerek.

Sporlukluk hukuku diye bir şey var ve bugünün devlet kadrolarını ele geçirenler bu paraları kendi vakıflarına, derneklerine akıtıyorlar... sizin hakkınız olan paraları.
Devlet denilen sinsi düzen toplumu böylece bastırarak sadece sizin değil milyonlarca vatandaşının hakkını oraya buraya akıtıyor. Biz köle zihniyetliler uyanıp başkaldırmadıkça da bu düzen sürüp gidecektir çünkü cesaretimizi çaldılar. Gece gündüz korku senaryoları ile toplumu devletin kucağına itiyorlar.
Lütfen halktan yana geçin ve birlikte bunlarla mücadele edelim. Kaybedecek bir şeyimiz yok. Devletin elinde ne var ne yoksa geri alalım.

Hepimizin sanat adına çabası ve niyetinin iyi olduğuna inaniyorum. Ancak sorunlarımızı birbirimizle kavga ederek çözemeyiz..Yıllardır böyle olduğu için çözemedik..Öncelikli derdimiz anlaşabilmek için ortak bir dil bulmak ve egolarımızı kapının dışında bırakmak. Bunu halletmedigimiz sürece kendimiz çalıp kendimiz söylemeye devam edeceğiz. Gerçekten kaygımız tiyatronun var olmasıyla ilgiliyse "sen ben" demeden, birbirimizi kırıp dökmeden ortak akılla çözmeliyiz.. Aksi halde düşmanı dışarıda değil içeride aramamız gerekir. Biz birbirimizle anlaşamayınca devlet ne özele ne tüzele yar olmuyor ve geçip karşımıza gülüyor..

Kavga bir kaç günlük kavga değil ki! Anamızdan emdiğimiz sütü burnumuzdan getirdiler
Bu aşamadan sonra devlet kadrolarında yer alan tüm sanatçılara mesafeliyim, şahsen. Ben dışarda örgütlenme ve yoğunluk oluşturma çabası içine girdim. Yoğunluk yeterince artarsa bu tarafa kendiliğinden geçeceklerdir. Aksi durdukları yerde faydalı olmaları mümkün görünmüyor.

Mesela burnunuzdan gelen nedir?

Bütün girişimlerimiz engellendi. Bütün önerilerimiz savsaklandı. Bütün önerilen yeni sanatçı kişilikler dışlandı. Bütün çağrılarımıza kulak tıkandı. Bütün masraflarımız sıfırlandı. Bütün dostluklarımız gizli mesajlarla boşa çıkarıldı.
Bütün ama.
Sırf kendi o müflis egemenliklerini sürdürebilmek için ellerinden geleni ardlarına koymadılar. Tabii biz bunu anlayıncaya kadar aradan baya bir sene geçti. Gülen, dalga geçen devlet bunların kendisiydi yani

Sadece söyledikleriniz kişisel bir kızgınlıkla mı yoksa gerçekten son derece samimi olarak buna inandığınız için mi böyle düşündüğünüzü öğrenmek istedim..Kızgın olabilirsiniz.. İstedikleriniz yapılmamış olabilir.. Gerçekten yapılamıyorsa? Ayrıca niye genelliyorsunuz tüm çalışanları? Benimle hiç tanışıklığınız yok, niye beni kötü bilesiniz?

Kesinlikle uzun yılların edimidir bunlar. Durum genele şâmildir Hülya Hanım. Sizi kötü bilmiyorum kesinlikle fakat mevcut durumun gölü kokuttuğu kanısına vardım. Bu gölden ürün elde edilemez. Bu gölün ekosistemi kesinlikle ve kesinlikle değiştirilmek zorundadır. Geçen güzel günler müzelerde filan korunabilir fakat olayı kavga - savaş boyutuna taşıyanların tümü ama tümü hem zarar edecekler hem de ellerinde ne var ne yoksa kaybedecekler. Kötüsü gelecekte de iyi anılmayacaklar.

Pekiyi, nasıl diliyorsaniz öyle olsun..Sizi ne mutlu edecek ve öfkenizi bastiracaksa oyle olsun. Çünkü söyledikleriniz öneriden çok öfke gibi geçti bana. Çok sert ve keskin soylemleriniz. Sizin istediğiniz olsun dilerim. Asla güvence altında olayım derdinde değilim. İstediğim an emekli olabilirim. Kapatılmak beni bağlamaz rahatlığında değilim. İşimi seviyorum ve bu ülkeye siz inanmasaniz da inanılmaz katkıları oldugunu bizzat yaşayarak gördüğüm bir kurumun kapatılmasını cinayet olarak gördüğüm icin ve bu konuda ortak bir dusunce6olusturamayacagimiz ortada olduğu için sizin gönlünüzden geçen olsun diyorum..Eger dileğimiz gerçekleşirse umarım sonrası size pişmanlık ve üzüntü olarak geri dönmez..Sohbet için teşekkür ederim. İyi geceler..

"Kapatılma cinayettir" klişe oldu bugün. Kimden duyarsam aynı uyarıyı alıyorum ve hoşuma gitmiyor. Ezberlenmiş cümlelerin tümü zararlıdır hele ki sanat için.
Çok uzun süredir bu uğraşın içindeyim ve karşı tarafın bir iki hamlesi kaldığı kanısındayım. Çok yakında sırıtarak "siz haklıymışsınız" dediklerini duyar gibiyim.
Hepimiz için en iyisi budur.
Sevgi ile kalınız. Entrikalardan uzak durunuz.

Entrika ve klişelerle isim olmaz.. İnandığım ve doğru bildiğim yolda giderim. Herkesin böyle söylediğini bilemem. Aklın yolu bir de denilebilir klişe yerine.. Öfkeniz geçince daha rahat anlaşabiliriz.. Yolumuzu açacak olan öfke değil ortak akıldır.. Umarım dilediğiniz her şey olur huzur bulursunuz.. İyi olan her şekilde her yerde işini yapar. Entrikayla işi olan düşünsün öyle değil mi? Sevgiyle kalın siz de..

OK.