DİYALOG MÜZESİ

KUZEY VEDAT KORKMAZ İLE

172. DİYALOG
KANAT ATÖLYESİ DANS KLÜBÜ


Merhabalar, sanat güncelinizle ilgili bir diyalog dileklerimizle. HOŞGELDİNİZ.
 

Teşekkür ederiz.

Klübünüzün çalışmalarından yazışabilir miyiz?
 

Tabiki...

Ne zaman ve nasıl başladığınızı ve ekibinizi merak ediyorum, başlangıçta?
 
 
"Kanat Atölyesi Dans & Drama" adı ile ilk kez 2012 yılında başladık. Çalışmalarımız ilk olarak gösteriye yönelik çalışmalardı. Devlet Tiyatrosu, İzmir Sanat ve Yeryüzü Sahnesi İzmir başta olmak üzere çeşitli tiyatroların koreografi çalışmalarına detek verdik. Geçen yıldan beri Karşıyaka Çarşı'da yeni atölyemizde eğitime yönelik çalışmalar yapıyoruz.
 
Dans olarak Latin Amerikan, (Salsa, Bachata, Cha cha, Merengue) Arjantin Tango, Modern Danslar, Sirtaki, Harmandalı, Vals ve slow rock, Bunların dışında proje odaklı drama ve temel oyunculuk eğitimleri veriyoruz.

İzmir Belediyesi'nden destek alabiliyor musunuz? Sponsorluk ve diğer tanıtımlar gibi. Sizi görmezlikten geliyorlarsa onlara: "Tokat'tan sevgi ve selamlar ile..." diyebilirsiniz!

Maalesef hiçbir belediye veya kurumdan destek almıyoruz.

Sponsorluğun önündeki engeller nedir sizce, kurumsalınızı yeterli düzeyde değil mi?
 
 
Belediyelere veya farklı bir kuruma şu ana kadar bir sponsorluk için bir başvurumuz olmadı hiç. Elbette daha iyi kostüm, daha iyi sahne, daha iyi salon ve çalışma koşulları için sponsorlara ihtyacımız var ama biz bunu biz başvurmadanda zamanla kazanacağımıza inanıyorum.
 
Eğitimlerinizi nasıl tamamladınız, nasıl sürdürüyorsunuz?

 
Akademik anlamda ilk eğitimime Ankara Oluşum Drama enstitüsü ile başladım. Daha sonra Çanakkale 18 Mart Üniveristesi Oyunculuk Bölümüne girdim, onu yarıda bırakarak "Ege Üniversitesi Sahne Animasyon Bölümü" yetenek sınavlarına katıldım şu an bu bölümde son senem. Bunların dışında çeşitli tiyatro ve dans akademilerindende asistalık, eğitmenlik ve oyunculuk yaparak devam ettirdim.

Albümünüzden seçtiğim bu fotografın hikayesini verebilir misiniz?


Bu; senenin ilk açılış gecesinin sonunda öğrencilerimizle beraber bir fotoğraf çektirdik.

Sizce, dansı sanatın temel dallarından biri yapan nedir?
 
 
Dans aslında bir çok sanat dalını kendi içerisinde barındırıyor. "Müziği kullanıyorsunuz. Tiyatral çalışmalar yapıyorsunuz. Pozlarınız kimi zaman bir heykel, çizdiğinizde resim, anı yakaladığınızda fotoğraf ve doğada sadece insan değil, insanlarla beraber hayvanların hatta belkide bitkilerin dans ettiğiniz" söyleyebiliriz. Dans bu dünyadaki tüm canlıların bedenlerini kullanarak yaptıkları ortak bir dil.
 
Bir paylaşımınızla zenginleştirmek isterim: "Erotizm veya cinsel dürtülerin coşturulması provokasyon mudur" (Sanat Bağlamında)


Toplumdaki dansa karşı tutuculuğu nasıl yıkabiliriz?
 
 
"Aslında toplumda dansa karşı bir tutuculuk yok" bana göre, sadece insanlar yapamayacaklarını düşündükleri, cesaret edemedikleri için uzak duruyor veya tutucu söylemler yapıyorlar.

Biraz daha genelleştirirsek sorumuzu: "Muhafazakar toplumların sanata karşı tutumlarındaki temel sorun sizce ne olabilir?"
Sanatın neyi kaybettireceğinden korkuyorlar?
 
 
Sanattan korkmuyorlar, birbirlerinden korkuyorlar. Dışlanacaklarını düşünüyorlar. Bu sadece daha önce yemedikleri bir yemek gibi. Sorunumuz aslında sadece "Elalem ne der?" kaygısı.
 
Peki siz daha önce dans ettinizmi ?

"Semah" kültürü var, dans kabul ederseniz. Semahın da 1000 türü.
Mahalle baskısı" sendromu yani...
O halde daha yaygın ve güvenli atölyelerin olabilmesi için neler yapılabilir, Anadolu'ya açılmak veya daha içlere yaygınlaşmak için ne tür projeler geliştirilebilir?
Mahalle baskısı 2. kısım oluyor.
 
 
Aslında Anadolu bunu istiyor, buna açık. Dört yıl önce haftada bir kez Denizli'ye giderek orada eğitim veriyordum. O zamanlar belki dans okulu iki veya üç taneydi şimdi on tane vardır. Öğrenci sayısınının da en az yirmi'ye katlandığına eminim. Anadolu'da eksik olan, eğitmen. Bu işle uğraşan eğitmenler büyük şehirlerde kalmayı buralarda çalışmayı tercih ediyorlar. Küçük şehirlerde eğitim verenlerde bilgi ve donanım olarak yetersizler. Bazen bu yetersizlik o bölgenin insanının hoşuna gitmeyebiliyor, bu yüzden Anadolu'da geç ilerliyor.

 
Semahları dans kabul eder misiniz? (Her ne kadar binlerce yıldır ibadet kasdıyla yapılsalar da, inceleme fırsatınız oldu mu?)
 

Elbette. Hatta çok da severim. Flemenkoya benzetirim birazda. Dört yıl önce İspanyol ve Türk bir grup sufi flemenco adı ile bir gösteri hazırlmıştır, sahnede ilahiler ve flemenko müzikleri eşliğinde. Bir semazen ve flemenko yapan bir bayan vardı. Bence çok hoştu. Mesela bende, tango ile düşünüyorum sema'yı bir arada. İlahi aşk ve modern aşkı yanyana koymak bence çok değişik olabilir.
 
 
"Semah ile sema'yı karıştırdınız sanırım!" Alevi semahlarını kasdetmiştim.
 
 
Pardon. Alevi semahları hakkında çok fazla bir bilgim yok. Alevi halkının sanatta ve kültürde çok önemli bir yeri var.
 
İlginizi çekmemiş olabilir gayet normaldir fakat semahlarda ayrı birer ritm ve her ocağın kendi semahı ile gelişen bir süreç vardır. Kayıtlara geçmiş bin farklı semah belgelenmiştir. Sema ise Mevlana'nın kendi sürecinde geliştirdiği tek kişi özelinde bir döngü temellidirler. Alevi semahları tek kişi ile veya sadece erkekler - sadece kadınlar ile yapılmaz. Çiftler halinde olmalıdır. Bu derin kültür bağları ile sanat arasında nasıl bir iletişim kurulabilir?
 

Alevilerde yıllarca yaşadıklarını; başlarına gelenleri, haksızlıkları, hayal kırıklarını vs. hep yazdılar, şiirini okudular, şarkısını söylediler ve okudular ama savaşmadılar. Bu yüzden çok daha aydın, ileri görüşlü ve sanatı destekleyen ve gelişmesinde büyük rolü olan topluluktur.

Örneğin siz kendi kuruluşunuzda derslerin arasına bir kaç semah ekleyebilir misiniz, tepki alır mı?
 
 
Eğer semah konusunda yetkin bilgiye sahip olursam olabilir ama bu konuda yeterli bilgiye sahip olamadan bu inanışa zarar vermek istemem.

Son mesajınızla diyalogumuzu tamamlamak istiyorum ve isminizi de rica ediyorum (Diyalogumuzun başlığına eklemek için)
 

İsmim Kuzey Vedat Korkmaz.

Çok memnun oldum ve keyifli sobetiniz için ayrıca teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim. Sanat, başarı, kazanç dolu günler dileklerimle.