DİYALOG MÜZESİ

MÜZİK

Freelance Musician ve Musician'da çalışıyor.

Çizginin dışına ilk çıkışınızda ne hissettiğinizi merak ederim, "çizgi dışına çıkmak ve üretim" denilince ne anlamalıyız?

Çok güzel soru. Beş yaşımda hissettiğim şey sanırım

O çocuk halini yakalamak benim için çizgi dışılıktır ve öze yaklaşmak.

Kemanı diğer müzik enstrümanlarından ayıran nedir?
Siz nasıl başladınız?
 
 
Sorunuzu cevaplayayım; keman benim için çocukluğumdan beri özeldir, Ankara'da yan komşumuz Cumhurbaşkanlığı senfoni Orkestrası 2. Keman grup şefi rahmetli Akşit Yücelen'di. Kendisi CSO solist keman sanatçısı Çağıl Yücelen Akın'ın babasıdır. Çok severdim kendisini. Bir gün beni apartmanda şarkı söylerken duymuş, "mutlaka müziğe yönelmem gerektiğini" aileme söylemiş ve ben de bu şekilde solfej ve kemana kendisiyle başladım. Başlarda çok yorucu geliyordu fakat sesini çok seviyordum. Konserlere de sık sık giderdik ailemle. Fakat kemanı altı yaş civarında sadece altı ay çalışabildik. Ailemin tayini olduğu için Ankara'dan ayrılmak zorunda kaldık. Giderken Akşit Amca "mutlaka konservatuvara girmelisin ilkokul bitince" dedi. İlkokul boyunca "ben kemancı olacağım, keman çalacağım" dedim durdum. Ara sıra sıkılınca solfej okurdum. İlkokul bitince Ankara'da konservatuvar sınavlarına girdim ve kazandım çok şükür. Böylece ciddi anlamda kemana başlamış oldum.


Şimdiye kadar hangi eserleri seslendirdiniz, kendinizi daha çok müziğin hangi türünde hissedersiniz?
 

Klasik Batı Müziği olarak yazılmış pek çok keman, oda müziği ve orkestra eseri seslendirdim ve seslendirmeye devam ediyorum. Klasik müzik tabi olmazsa olmazım.

Önerileriniz neler olur yeni başlayanlar ve yakınını müzik eğitimi ile yoğurmak isteyenlere?
 

En başta sevmek gerek ancak çok severek yapılabilecek bir iş. Sonra da sabır. Tabi ki sıkı çalışma beraberinde. Öğrenilenleri çalışmak, bol bol tekrar etmek gerekiyor. Ayrıca usta yorumculardan eserleri sık sık dinlemelerini, canlı performanslara gidip konser salonlarında görerek dinlemelerini yakını eğitim alacaksa bu imkanları sağlamalarını tavsiye ederim.

Klasik müziğin müzik sanatına katkıları sizce neler olmuştur?

Klasik Batı Müziği çok seslidir. Rönesans döneminden günümüze kadar pek çok değişimden, gelişimden geçmiştir. Klasik müzikle birlikte klasik müzik enstrümanları da doğmuş, gelişmiştir. Bunun yanı sıra enstrümanlardan oluşan orkestralar, insan seslerinden oluşan korolar ve her ikisini de içinde barındıran operalar oluşmuştur. Pek çok klasik müzik eseri konser ya da cd'ler dışında da hayatımızdadır aslında. Örneğin cep telefonu melodilerinden tutun da, çizgi film, reklam filmi ya da diğer filmler de sık sık duyarız.
 
Şahsen beni en büyüleyen - etkileyen yönü çok seslilikle birlikte bestekârlarının tarz farkları da... Sizin müzik tecrübelerinizle bestecilerinin tarzları ayırdedilebilir mi?


Elbette bir Mozart ile Tchaikovsky arasında dağlar kadar fark vardır. Mozart klasik dönem dehasıdır. Duyduğunuzda iyimser çocuksu müziğini hemen tanırsınız.
Tchaikovsky gibi romantik dönem ya da bir Bach, Vivaldi gibi Barok dönem bestecilerinin eserlerini, çağdaş müzikleri biraz dinlemeyle iyi bir kulağa ve dikkate de sahipseniz ayırt edersiniz. Bunun için ille de müzisyen olmaya gerek yok.


Kimin ve neyin?

Herkes için kendinin... Kendi özüne yaklaşabildiği ölçüde insan bana göre çizgi dışına çıkar ama kolay bir şey değil, sürekli idman gerektiriyor.

Picassonun buna yakın bir sözü var "ne kadar uğraştıysam çocuk gibi resim çizemedim" diye. Bilmiyorum sorunuzu yanıtlıyor mu tam ama benim için bu

"Başkalarından cümleler almadan sadece kendi cümlelerimizle ifade etmeye başlamak" çizginin neresidir?

Hepimizin aracı olduğuna inanıyorum dünyada ve bazı ruhlar bazı şeyleri benzeri şekilde ifade etmişler. Picasso' nun cümlesini sevdiğim için paylaştım. Sevdiğim şeyleri önyargısızca, özgürce yapmak benim için çizgi dışı olmak, çocuk olmak işte tam da bu benim için...

Sizde Mustafa Kemal ATATÜRK ne ifade eder, bağımsızlık ve bireyle ilgili ondan öğrendiklerimiz nelerdir?

Mustafa Kemal Atatürk benim için "kendinden, kendi yaşamından bağımsızlaşacak kadar" özgür olmayı temsil ediyor.

"Bir gün bilim benim söylediklerim bilimle ters düşerse, bilimi seçin" diyecek kadar kendinden bağımsız bana göre... Benim "aracılık "tanımıma çok denk düşüyor en çok bu yönünü örnek alıyorum.

"Sanat dokunur" sözünden ne anlamalıyız, sizde ne çağrıştırır?

Var olana eleştirel yaklaşıp, gelişmek isteyen, iyiyi daha, güzeli arayan kişinin ruhuna dokunur ve isterse onu iyileştirebilir. İlerlemeye, gelişmeye, özeleştiriye kapalı olanın ise sinirine dokunur, ve onu bir canavara dönüştürebilir bunları çağrıştırdı.

Sanatta mizah nedir, kültür köklerimizde mizahı nerelerde bulursunuz?

Sanatta mizah; sizi kendi gerçeğinizle yüzleştirip, farkındalığınızı arttırıp, özeleştiri yapmanızı sağlarken sizi güldürebilen yerdir.

Eleştiri ve özeleştiriye katkısı nedir?

Mizah mesajları yaratıcı ve yapıcı verebildiği ölçüde "eleştiri" ve "özeleştiri"nin artmasını sağlar ki bu da kişi ve toplumun gelişimini hızlandırır.



Zamanınız varsa kısa bir diyalog yapabiliriz efenim, semahlarda gizli bir şeyler var sanırım, Sayın Musa Eroğlu?
 
Erkan Bey, Alevi ritüelleri şamandır. Samahlar evrenin taklidinden ayrı düşünülemez. Yılların yozlaşmayla açtığı pencereden bakınca görünen karmaşayı kavramak zor değildir. Anadolu Medeniyetleri Müzesine gidip bakarsak, oradaki taş oymlardan bilgilenmiş oluruz. Tüm insanımız da zahmet edip nazar kılarsalar, - "kırkların nerede, nasıl cereyan ettiğini" yakından görmüş olurlar.
Tarih yazmamışım özür dilerim, 3750 sene evvel hititler dönemi.
 
Rica ederim.
Yozlaşmadan muzdarip olduğunuzu görüyorum. Bu eşsiz kültür günümüze kadar gelmeyi başardığı halde, gelecekle ilgili endişelerinizin olduğu doğru mu?

Bu kültürün sahiplerine, değerleri sosyolojik gerçeklerle tarihin ışığında anlatılmazsa -masallaştırılarak, ki öyle görünüyor kaygım artıyor...
 
Avrupa'da yaşayan derneklerinin aşama kaydettikleri fikrine katılır mısınız, bu bağlamda?

Ali - Veli kültü ve dedelik kavramları çözülmedikçe -uzun sürmez, araplaşır insanımız. Dedim ya: "Bilim ve tarih çok çok önemli. Korku toplumu şu an toplumumuz, - haklılar da. Biraz daha baskı ile, işte sana müslüman. Bilgi yok dostum. Şaşkınlığım şurada; Nesimi'yi, Hallac'ı, Turâbi'yi, Fuzûli'yi çıkartırsanız bu eşsiz kültürün içinden ne kalır acaba? Arap çorbasından başka..!
 
Bu aşamada sanatı - her dalıyla, konunun içine çekmek
İnsanımızın detayları daha iyi anlamasına yardımcı olabilir mi?
(Asimilasyondan kurtulmak için)


Evet, evet. 3750 sene evvel iki kâmın saz çalıp on iki kişinin samah dönmesini anladığımızda sanatın ne anlama geldiğini de kendiliğinden kavramış oluruz. Yolunuz düşerse bahsettiğim taş oymalar müzede sergileniyorlar. Özellikle kıyafetler çok düşündürücü...


Sizi yormak istemiyorum fakat diyaloglarımız okunmakta ve takip edilmektedir. İzin verirseniz ve zamanınız varsa bir iki soru ile bitirmek isterim. Ve en son paylaştığınız Ali Ekber ÇİÇEK beyin de içinde olduğu fotografla ilgili.
Bir de kapağınızda "Karacaoğlan" en üstte, bunların sebebini öğrenmek isterim.


"Anonim Bir Türkü Musa Eroğlu" isimli bir kitabım var. Aşıklar konusunda içinde bir şeyler var... Sanırım bilgi edinirsiniz oradan.
 
Saygılarımla
"huzur ve mutluluk dolu günler diliyorum. değerlisiniz hem de çok."