DİYALOG MÜZESİ

BİRGEN ENGİN İLE

205. DİYALOG
ONUNCU KÖY - TEYATORA


Filmi yapılan "Onuncu Köy" şiirimin oyuncusu ile diyalog. (Gülümseme)

Merhaba, kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Süren diyaloglarımızda sizi de görmekle mutlu oluruz. Umarım ilginizi çeker.

Dialogları hatırlıyorum. "Cabbar" arkadaşınız da bahsetmisti.

Evet, birlikte sürdürdüğümüz bir proje...

Ne amaçla sürdürüyorsunuz?

Amaç: Sanat fikrinin toplumda yeşermesi. Sanatçıdan aldığımız tohumu topluma ekme.

Sosyal medya üzerinden devam ediyorsunuz değil mi?
 
Evet, bulabilirsek diğer medyaya da verebiliriz. Bir bloksitemiz var ayrıca...

Nerede ikamet ediyorsunuz?
 
Ben Tokat'tayım. Cabbar Kaygısız İstanbul'da...

Yazarlık ya da iletişim bilimleri ile ilgili bir geçmişiniz var mı?

Ben yazarım. Cabbar Kaygısız konu danışmanı...
Dilerseniz blogun linkini verebilirim.

Ne güzel. Tabii ki... "gg" ile biten adres mi?

Evet, "gg" uzantılı bir blok...

Blogun tabii halka ulaşması önemli, orada yazılanları ve tiyatronun dönemlerini ve türlerini sanatçılar olarak biz biliyoruz detaylıca -kendi alanımdan yola çıkarsak...
Çok güzel bir düşünce. Amacına ulaştırdığı takdirde tebrik ederim fikrinizi.

200'den fazla diyalog yayınladık. Projeler gelişiyor. Konseptler oluşuyor. Tavsiye ederim - öneririm.
Topluma sunmak istediğiniz bir sanat tohumu var mı?

Evet, Cabbar Kaygısız başlamıştı sorular sormaya ama pek açıklama yapmadan ben neden bana sorular sorduğunu bile anlamamıştım. Sonradan -bir kaç gün sonra anladım.
Çünkü hastaydım ve yemek pişirmem gerekiyordu, "sonra muhabbet edelim" dedim ve bıraktım.

Sonradan anladım neyin ortasında olduğumu. (Gülümseme)

Evet, o biçimiyle sürüyor. Doğal ve önhazırlıksız olmasını tasarladık.

Anladım.

Nasıl bir histi?

Orada da yazmıştım zaten...

En kıdemli, sahne tecrübesi yüksek, heyecanı yenmiş sanatçılarımızı bile heyecanlandırmayı başarıyoruz.(Gülümseme)

İlkokulda anket defterleri vardı, ben çok severdim doldurmayı. "Şu anda öyle hissediyorum" demiştim. Durup dururken...

Anketten çok farklı ama.

Konuşmalar o kadar soru cevap şeklinde gitti ki "hahha hhahah haaaa, allah allah" dedim içimden...
"Bu kadar ard arda soru gelmez, normal hayattaki sohbetlerde" dedim.

Ne sormuştu, ilk izlenmde bir dokunuş hissettiniz mi?

Çok az da olsa evet... (Dokunuş sorusu)
Sinema v.s. konuştuk diye hatırlıyorum.
 
Bugünlerde sanat güncelinizde neler var?

Vizyondaki bir filmde oynamıştım.
Bugünlerde genel olarak -oyuncu olarak, kendimi beslemek, boşaltmak ve yeniden şarj etmek var.

Hangisi?

Onuncu Köy Teyatora...


Anlatsanıza biraz; nasıldı, nasıl başladınız, ekibe giriş, önhazırlıklar, rolünüz filan...

İstanbul'da Şehir Tiyatroları'nda "dans tiyatrosu projesi" yapıyordum, genç günler için. O sezon da Shakespeare çalışmıştım Devlet Tiyatrosunda. Onun üzerine Shakespeare'in "First Folio' sunu" anlamak ve yorumlamak üzerine İKSV' nin festival kapsamında bir "workshopuna" katıldım. İçim dışım Shakespeare ve sahneyken -ayrıca gündemde Şşehir Tiyatrolarının yönetmeliğinin değişmesi varken çok hassas uykusuz ve duygusal günler yaşıyordum.

"İzmir'deki yönetmenimin eşinin bir tanıdığı" film çekiyormuş beni tavsiye etmişler. Ben de yönetmeniyle kontağa geçtim ve senaryoyu okuyunca "emekçi, anne bir tiyatrocu karakter" - İnci'yi okudum. Filmin anlatmak istediği de kaybolan değerler ve ülkemizdeki kültürel - tarihsel zenginliğin kıymetini bilememek ile alakalıydı. Bu hisle tabii içinde olmak istedim bu projenin. "Festival Filmi" diye yola çıkıldı, bütçeleri yoktu aynı zamanda tiyatro kursları veren özel bir okulun öğrencileri ile tasarladığı bir projeydi.
Amatör ruhla yola çıkmışlardı, hoşuma giden de bu oldu. Biz de "izmirli eğitimli oyuncular" olarak elimizden geleni yapalım istedik.
Sonradan tabii gişe filmi olması istendi ve başka bir sürece girdi film ve sonuç olarak çok fazla kişiye ulaşamadı.

"Özveri özelinde gelişmiş" gibime geldi. Edindiğiniz tecrübeleri neler oldu, bu durumda?

Uzun bir döneme yayılı kopmamacasına set tecrübesi, bir karakterin film mantığı ile çekilen sahnelerinin karakterin giriş, gelişme ve sonuç bölümlerini tiyatrodakinin tersine sıralaması olmadan çalışma ve aktarma durumu. Ve tabii farklı bir disiplinle hatta ilk kez ailesinden ayrı olarak film setine gelen gençlerle neredeyse aynı şartlar altında bütçenin sıfırları gördüğü durumlarda filmin çekimlerinin bitimine kadar bir gerçek survivor hayatı...

Survivor ile bağ kurmanız ilginç olmuş. Hayatta kalma pahasına sürdürülen bu ve benzeri çabaların karşılık gördüğünü düşünüyor musunuz, sizce eksikler nelerdir?



Manevi ve kişisel gelişimimiz için faydası büyük. Kariyerim açısından bir karşılığı oldu mu ondan da emin değilim? "Set tecrübesi ve ana karakterlerden birisini oynamak" ister istemez deneyim kazandırdı. Bazen sonuçlarını pekte göze almadan ya da planlama yapmadan büyük bir heyecanla projelere başlıyoruz. Tabii lokomotif her zaman projenin başındaki yaratıcıları ya da hayata geçirenler oluyor ve son zamanlarda fazlasıyla bağımsız ve emeğinizin karşılığını veremeyeceğiz ama "deneyim olarak çok şey kazanacaksınız" mantığı ile işler yapılıyor. Profesyonel olarak yapmak üzere 9 yaşında karar verdiğim mesleğimin her türlü gerektirdiklerini karşılıyorum fakat çok başka amaçlarla piyasaya girmek isteyen heyecan dolu kişiler hazırlıksız bir şekilde çok büyük bir maceraya atılıyorlar. Artık "az paralarla iş yapmak sinema sektöründe alışılagelen bir şey oldu" neredeyse. Doktor, emlakçı ya da mühendis profesyonel olarak işini tamamlayıp teslim ediyor ve karşılığını olabildiğince alıyor maddi olarak da bunun yanında oyunculuk meslek dalı olarak görülmüyor maalesef. "İnsanların eğlendiği, meşhur olduğu, egolarını tatmin ettiği bir varoluş hali gibi mi algılanıyor" bilemedim. Bizim kendi mesleğimize sahip çıkmamamızın sonuçlarıyla da yine biz mücadele ediyoruz.

"Birdman'ı" izlediniz mi? Genel yorumunuz nedir?

Birdman' i izledim. Genel olarak yorumumu çok net olarak izledikten hemen sonra verebilirdim ama maalesef şu an tam olarak parçalar bütünleşmedi zihnimde.



Şahsen, trampet sesi ile sürükleme çabası dışında harika buldum ve bir kaç kez daha izleyebilirim. Konu dizilişleri sizinde ilginizi çeker mi?

Ama bir saniye... O an düşündüklerim birer birer düşüyor galiba -" her oyuncunun izlemesi lazım" diye düşündüğümü hatırlıyorum ve hayatın içindeki insan denilen varlığın gelişimini sürdürürken kendine dışarıdan bakabilme seviyesine ulaştığında ve olayların tam içinde ve egosuyla boğuştuğu zamanki kendini ve dünyayı algılayışının arasındaki fark gibi. Bir rolden diğerine ve bir diğerine derken gerçeklikle algı arasındaki ilişki ve değişen dünya... Filmin sahnelerini hatırlamıyorum, sadece böyle bir his kalmış onu hatırladım en azından. (Gülümseme)

Benim şahsi favorim Grand Budapest Hotel'di ama Atmaca kazandı. Sizin favoriniz miydi?

Grand Budapest Hotel'i de izledim. "Ahhh tam benlik bu film" diye izlediğimi hatırlıyorum. Görsel olarak çok zengin ve renkler... Masalsılık... Ama Birdman'le karşılaştırılabilinecek bir film değil. Bana göre farklı kulvarlar. Ben yarışmaları sevmiyorum. "Bir şeyleri kazanmış olmanın hissi çok güzel tabii ama amaca hizmet eden her eser kendine hastır ve karşılaştırılması imkansızdır" benim kanımca.
Sanatta nasıl yarışma ya da ödül olabilir ki..? Yaratıcılıkla dalga geçmek gibi bir şey. (Gülümseme)



Filmlerde sanatın diğer dallarının iç içe işlenmesi sizi de özel etkiliyor mu?

Resim - Sinema
Tiyarto - Sinema
Yazı - Sinema
Dans - Sinema v.s.
GBH'de ki masal - sözlü anlatım ve renk cümbüşü ile kurgulanmış konu akışı ve Birdman'ın tiyatro ile sinamayı işlemesi gibi...


Evet, kesinlikle. Oyunculuk, dans ya da diğer yeteneklerimi bir kenara bırakalım en önemlisi sanat icra etmekten daha iyi bir sanat seyircisiyim. Her etkinlik benden sorulur demiyorum ama sanat denilen estetik ve yaratıcı ruhu seviyorum, hem de çok seviyorum. Sanat dallarının birbirinin içine geçmiş olması zaten çok normal. Zaten hiçbirisi tek başına sadece kendini yansıtmıyor. Ben hepsini birlikte harmanlanmış olarak görüyorum. Ve bu özellik altı çizili olarak belirgin bir şekilde yapılıyorsa tam bir cennet işte o zaman...

Kalıcılığı ve toplumun kuruyan damarlarına enerji pompalaması hususundaki fikriniz nedir?

Neyin kalıcılığı?
Genel olarak sanat dallarının mı, tam anlayamadım.

Sanatın kalıcılığı ve sürekli üretme yetisi... Önemlisi, "damara enerji enjekte" konusu...

 
Hmm. Evrensel olarak düşünmek istiyorum bu sorunun cevabını. Yani ben öyle algılıyorum.

 
Birilerinin sizdeki yeteneği görüp görmediğini merak ettiğiniz zamanlarda işin içinde olanlar "evet evet" "oyuncu damarı kesinlikle var sende" diyorlardı. "Herhalde taze, akışkan, yaşam belirtisi gösteren kanın damarda olma durumu" diye şimdi düşündüm ilk kez. Bazı toplumların bu izleyici damarı ve sahip çıkma damarı daha fazla. Çok güzel ruhlu insanlarız toplum olarak ama sanat...

Ama sanatın ihtiyaç ve hayatımızın parçası olduğu gerçekliği bulunduğumuz ülkede yaşam mücadelesinin içinde kaçıncı sıralarda? Onun için enerji enjekte etmek özellikle bu yolla çok önemli.

Size ulaşabilenlere, tecrübeleriniz ve gelecek planlarınızı da dahil ederek, "sanatın iyi bir şey olduğu" fikri - tohumu aşılamak için neler yapardınız?Şöyle bir anda karşınızdakini irkiltecek, kendine getirecek cümleler istesem...

Ayrıca "insanlara öğretici, tamir edici, eğlendirici bir şeyler sunalım ama sadece sanatın şu haliyle sunalım" diye bir ciddiyet ve kuralcılık beni bile sıkıyor. Çeşit çeşit insan var. Herkesin kalbine giden yol başka, ihtiyaçları başka, görmek istedikleri başka -sahnede ya da TV olsun. Onun için çeşitlilikten yanayım. Önemli olan o kalpleri fethetmek ve kendi ile küs olan insanların kendiyle barışmasını sağlamak. Şimdi son sorunuza cevap veriyorum, hazırsanız. Sıkı durun... (Gülümseme)

Örneğin benim cümlem: "Arkadaşım, nefes alıp vermek yaşam değildir, çevrende olup biten ihtişamı sana sanattan başkası gösteremez".

SON CÜMLE

"Her sabah uyandığında sadece kendine sorduğun soruların cevabını -belki de sanat'da bulacaksın. Uykundan son bir kez daha tekrar uyan".

Beğendim.
Katkı verdiniz, teşekkür ediyorum. Saygılarımızla. (Gülümseme)

Beğendiğinize sevindim. Her soru şu an ve burada yeni bir kapı açtı bende. Nerede olduğumu ve ne düşündüğümü bilmiş oldum. Ben teşekkür ederim.

ALKIŞ
 
:)))