DİYALOG MÜZESİ

AYDA AKSEL İLE

301. DİYALOG
YAŞAYAMAYIZ BAŞKA TÜRLÜ

3 Mart 12:40'de diyalogların tanıtımı ile başladı...
Ortak arkadaşımızın diyaloguna yorumunuzla katkı verirseniz mutlu olacağız, sizi aramızda görmekten dolayı.
Saygılarımızla:


DAHA SONRA
"Tarzınıza dair ne söylemek istersiniz?"
Ayda Aksel'in sanatını diğerlerinden ayıran nedir?

Canlandırdığım karakterin içimdeki bir başka Ayda' olduğunu varsayarak, onunla birlikte yaşamayı öğrenmek, onu da kendim gibi geliştirmeye çalışmak ve sevmek...

Sanat dolu bir yaşamda olduğunuz için kendinizi şanslı bulur musunuz?
 
Hayatta en büyük şanslarımdan biri olarak görüyorum.

Sanatın iyileştirici etkisi olmasaydı toplumların tümüyle aklını yitireceğini düşünür müsünüz?
Yaşam neden bu kadar zordur?

Yaşam yapısı itibariyle zor. Gelişme daha doğrusu eski deyimiyle tekamül başka türlü de mümkün olmuyor. İnsanın kendini sağaltıcı unsurlarından ve en önemlilerinden biri sanat. Sanatı içselleştirememiş kişilerin nasıl delirdiklerinin tanığıyız zaten. Haberleri açın hemen karşınıza çıkar...

Genel olarak sanat camiamızı nasıl değerlendirirsiniz?
Uluslararası arenada yerimiz neresidir?

Yıllarca her anlamda o kadar kapalı ve baskı altında kalmışız ki... Kendini özgürce ifade edememe en büyük sorun, yaratıcılığın önünde çok büyük engel.


Ağzını kapatıp küçük seslerle konuşan ve gülen bir toplumuz biz. Böyle öğretilmiş ve maalesef devam ediyor. Biraz özgürlük yeri bulduğumuzda da kontrolsüz ve gelişmemiş bir ifade tarzımız oluyor. Aynen yaratıcılığımız da böyle. Beynimizi dolduruyoruz, besliyoruz, geliştiriyoruz ancak bu kısırlık bizi bağlıyor.

Sanatçı dayanışmaları hususunda fikriniz nedir?
Daha yaygın ve etkili üretimler için neler önerirsiniz?

Herkes elinden geldiği kadar bir yere - bir gruba dahil olup bir şeyler yapmaya çalışıyor ama diğer grup ve kişilere o kadar kapalı ki... Ötekileştirme her yerde. En azında sağlam organik bağlar kurulmalı.

 
Siz kendi özelinizde engelleri nasıl aşarsınız?
Farkında olmayanlara ne önerirsiniz?

En azından iki tane üstüne basabilecekleri ayaklarının olduğunu hatırlatmak isterim:)
Rahmetli eşimin dediği gibi "Yaşıyorsak geç değildir"

Genel bir değerlendirme oldu ama olsun değer katıyorsunuz.Barışa dair ne söylemek istersiniz, bu kadar zor mudur?

Hayır asla! Bu ülkede hala sonuna kadar barış olacağına inanan insanlar var. Dünyanın her yerinde olduğu gibi. Ama hep sancılı acılı olmuştur bilirsiniz. Asla ümidimi yitirmiyorum. Yaşayamayız başka türlü.
 
Katkınız için teşekkür eder, sanat yaşamınızda başarılar ve barışa evrilmiş bir dünya dilerim.

Çok teşekkür ederim. Ben de aynı şeyi diliyorum. Umarım en yakın zamanda.

Ek 1: Ödülleri

  • 16.Sadri Alışık Ödülleri "yılın en iyi yardımdıcı kadın oyuncusu" Aşk Tesadüfleri Sever - Ömer Faruk Sorak
  • Afife Tiyatro Ödülleri: Yılın Müzikal ya da Komedi Dalında En Başarılı Kadın Oyuncusu Omuzumdaki Melek - 2007
  • Lions Tiyatro Ödülleri En Başarılı Kadın Oyuncu Omuzumdaki Melek - 2007
  • İstanbul Teknik Üniversitesi En Başarılı Kadın Oyuncu Omuzumdaki Melek - 2007
  • İsmet Küntay : En İyi Kadın Oyuncu Ödülü-Yarım Bardak Su-2004
  • Afife Tiyatro Ödülleri: En İyi Kadın Oyuncu Ödülü Ölümüne Suçlu-2003
  • 11.Ankara Film Festivali: En İyi Kadın Oyuncu Kaçıklık Diploması-1999
  • 10.Orhan Arıburnu Ödülleri: En İyi Kadın Oyuncu Kaçıklık Diploması-1999



Ek 2: Filmografi

  • Zengin Kız Fakir Oğlan - 2012
  • Mandıra Filozofu -
  • Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm - 2011
  • Aşk Tesadüfleri Sever - 2011
  • Gönülçelen - 2010
  • Sınav - 2006
  • Esir Kalpler - 2006
  • Hatırla Sevgili - 2006 - Selma Gürsoy
  • Adı Aşk Olsun - 2004
  • Halk Düşmanı - 2004
  • Çekirdek Aile - 2002
  • Kıvılcım - 1999
  • Kaçıklık Diploması - 1998
  • Cumhuriyet - 1998 - Halide Edip
  • Bir Erkeğin Anatomisi - 1996
  • Kurtuluş - 1996 - Halide Edip
  • Yıldızlar Gece Büyür - 1991
  • Yaprak Dökümü - 1987
  • Üç İstanbul - 1983
  • Bir Avuç Deniz(2011)

Ek 3: Rol aldığı bazı oyunlar

  • Omuzumdaki Melek: Stephan Levi - İstanbul Devlet Tiyatrosu- 2007
  • Yarım Bardak Su: Tarık Ginersel - İstanbul Devlet Tiyatrosu - 2004
  • Ölümüne Suçlu: Richard Harris - İstanbul Devlet Tiyatrosu - 2002
  • Özel Hayatlar: Noel Coward - İstanbul Devlet Tiyatrosu - 2000
  • Karşı Penceredeki Kadın: Yavuz Özkan - Sadri Alışık Tiyatrosu - 1998
  • Ben Anadolu: Güngör Dilmen - İstanbul Devlet Tiyatrosu - 1997
  • Gizli Oturum: Jean Paul Sartre - İstanbul Devlet Tiyatrosu - 1993
  • Yedi Kadın: William Shakespeare - İstanbul Devlet Tiyatrosu - 1991
  • Budala: Fyodor Dostoyevski\Simon Gray - İstanbul Devlet Tiyatrosu - 1990
  • Yangın Yerinde Orkideler: Memet Baydur - İstanbul Devlet Tiyatrosu - 1989
  • Tohum Ve Toprak: Orhan Asena - İstanbul Devlet Tiyatrosu - 1986
  • Gergedan: Eugene İonesc - İstanbul Devlet Tiyatrosu - 1986
  • Cadıların Macbethi: William Shakespeare'den Uyarlayan Müge Gürman - İstanbul Devlet Tiyatrosu - 1986
  • Ah Şu Gençler: Turgut Özakman - İstanbul Devlet Tiyatrosu - 1985
  • Sevgili doktor: Neil Simon - İstanbul Devlet Tiyatrosu - 1984
  • Düşüş (oyun): Nahid Sırrı Örik\Kemal Bekir - İstanbul Devlet Tiyatrosu - 1984
  • İstanbul Efendisi: Musahipzade Celal - İstanbul Devlet Tiyatrosu - 1983
  • Yoklar Dağındaki Kar: Mümtaz Zeki Taşkın - İstanbul Devlet Tiyatrosu - 1981
  • Truva Savaşı Olmayacak: Jean Giraudoux - İstanbul Devlet Tiyatrosu - 1980



Ek 4: Bir Röportajı

 "Kadın meselesini çözmek için, İnsana verilen değer artmalı" 

‘8 Kadın 8 Hikâye’ konuklarından birisi olan ve “Yapmayı üstlendiğiniz iş için elinizden geleni yaparak, ürünlerinizi almaya başlamanızdır” diyerek başarıyı tanımlayan Ayda Aksel, Türkiye’nin önemli kadın sanatçılarından bir tanesi. Türkiye’de kadın olmanın hiçbir avantajının bulunmadığını düşünen Aksel, kadın sorununun çözülmesi için önce insana verilen değerin ortaya çıkarılması gerektiğine dikkat çekiyor.
 

Büründüğü her rolün hakkını veren ender oyunculardan bir tanesi Ayda Aksel. Tiyatro oyunculuğunu, reji deneyiminden sonra kazanan, televizyon dizileri ile hepimizin tanıdığı bir simaya dönüşen ünlü oyuncu, “8 Kadın 8 Hikâye” çalışmamızdaki konuklarımızdan bir tanesi oldu. Oyunculuğu kadar yemek yapmadaki başarısını da öğrendiğimiz Aksel, kültür düzeyinin artmasıyla tiyatronun hak ettiği değeri bulacağını ifade ediyor. Şu sıralar Zengin Kız Fakir Oğlan dizisiyle ekranlarda gördüğümüz Ayda Aksel’in bilinmeyen yönlerini, oyuncu olmak isteyen gençlerin ihtiyaç duyacağı tüyoları ve kadın sorununa ilişkin düşüncelerini konuştuk.  

-Sizi yıllardır ekranlarda görüyoruz. Bizim tanıdığımızın dışında Ayda Aksel’in bilinmeyen yanları nelerdir?

Tam bir ev kuşuyum ben. Günlerce evde durabilirim. Bir anlamda, asosyal biriyim diyebilirim. Küçüklüğümden beri yemek yapıyorum. Yemek yapmak,  hobim. 1,5 yıl kadar işsiz kaldığım bir dönemde, internet ve yemek kitapları aracılıyla bu hobim oldukça gelişti. Bir ara o kadar yoğun bir şekilde mutfaktaki yakınlarımdan bu işi profesyonel anlamda yapmam konusunda öneriler almaya başladım. Hala oldukça yorucu bir iş günü sonrasında mutlaka dinlenebilmek için mutfaktayımdır.

“Kültür düzeyi artmadıkça sanat yaşayamaz”


-Tiyatroyu tercih etmenizdeki nedenler neydi? Bunun yanında size göre tiyatro nedir? 

Aslında, tiyatronun hayatıma çok geç girdiğini fark ettim. Ben hep tiyatro oyunlarımızda reji yapıp, oyunlar sahneye koymuştum. Gerçek anlamda tiyatroyla tanışmam, konservatuara girince oldu. Bana göre tiyatro, insanı, insana insanla anlatan, her zaman canlı olan, her seyirciyle yeniden yaratılan ve yorumlanan bir sanattır. Son derece değerli ve zordur. Her oyun öncesi “neden ben” diyeceğiniz kadar ürkütücü ama bir o kadar da zevklidir. Bunun yanında her gece, yüzlerce göz önünde, onurunuzu ortaya koyduğunuz vazgeçilmez bir iştir.

-Tiyatroların geleceği hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Kültür düzeyi artmadıkça sanatın birçok dalı yaşayamaz. Tiyatro da bunlardan sadece biri. Ülkemiz, bir geçiş dönemi yaşanmakta, koskoca bir kasabaya dönüşmektedir. Bu dönem, sağlıklı atlatılabilirse diğer birçok konu gibi sanat dalları da yerini bulmaya başlayacak ve kendini yenilemek zorunda kalacaktır.

-Türkiye’de kadın olmanın avantaj ve dezavantajları nelerdir?

Bugün geldiğimiz noktada insana verilen değerin oldukça düşük olduğu görülmektedir. Kadınlar, bu durumu katlamalı olarak yaşıyor. Ne yazık ki avantaj denilebilecek bir durumun olmadığını düşünüyorum. 

“Oyuncu olmak isteyenler sıklıkla tiyatroya gitmeli” 

-Size göre başarının anlamı nedir?

Başarı, yapmayı üstlendiğiniz iş için elinizden geleni yapmaya çalışarak, ürünlerinizi almaya başladığınız andır. Alanınız ne olursa olsun, küçük gülümsemeler yaratabiliyorsanız, bu bir başarıdır.

-Oyuncu olmak isteyenlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Her gece televizyonda mutlaka bir dizi izleyip, oradaki karakterlerden etkilenerek oyuncu olmak isteyen milyonlarca genç var. Gençlerin önce oyunculuğun ne olduğunu kavramlarını isterim. Bunun için de sıklıkla tiyatroya, sinemaya, opera ve baleye, sergilere, konserlere gitmelerini; bol kitap okumalarını öneririm. Zira oyunculuk, bunların hepsini içeriyor. Elbette eğitim kurumlarını araştırırken dilerince en uygun yerden eğitim almaları gerekiyor.

Ayda Hanım, röportajımıza katıldığınız için çok teşekkür ediyoruz.

Teşekkür ederiz.

Ek'in Kaynağı: http://seyahatnameanatolia.com/?p=931