DİYALOG MÜZESİ

BÜLENT İŞBİLEN İLE

Erkan Yazargan·29 Eylül 2017 Cuma



439. DİYALOG: ŞEVKAT YERİMDAR

Merhaba, Şevkat Yerimdar yazışmaya ne dersiniz?

Memnuniyetle...

Bize başarısının sırrını anlatın lütfen!

Sistem dışı başlaması sanırım... Daha YouTube' videoları bile  o yokken 5-6 arkadaşın oldu teşekkürler diye bir Facebook' sayfasında başlattığı biraz bel altı, biraz sistemi sorgulayan komedi videoları ile başlayan amatör bir oluşumun eseri Şevkat Yerimdar aslında... Gezi olayları başlamadan önce Beşiktaşlıydı. İlk filminde "sık bakalım sık bakalım" sloganını hem de bir polise... polis ceza yazarken "yaz bakalım yaz bakalım" diyecek kadar da cesur. Ama şimdi Tv'de yayınlanırken televizyonlar o sahneyi kesiyor

Başarısının sırrı adalet duygusu. Öfke kontrolü sorunu var ama adaletsizliğe karşı. Şu an toplumumuzda en aç olduğumuz şeyin yani adaletin savunucusu olduğu için çok sevildi Şevkat Yerimdar.




Ama sizde sanat ruhu çok eskilerden beri varmış zaten. Gençliğinizden ve yönetmenliğe nasıl başladığınızdan bahsetmek ister misiniz?

Bu fotoğraf bana ait değil ama sınıf arkadaşım. Meslek lisesi mezunuyum ben.

Bağlama sevginizi de gördüm zaman tünelinizde Bir sanatçıyı "ayrılmak istediği ülkesinde tutmaya yetecek kadar güçlü" olmasının nedeni nedir, bağlamanın?

Kültür, duygu. Alevi değilim üstelik atestim ama sanırım benim de ibadetim saz

Şevkat ile İvediği kaba ve saflıklarıyla benzeştirenleri nasıl yanıtlarsınız?

Alâkası yok. İvedik karikatür, Şevkat gerçek. Şimdi unuttuk ama eskiden her mahallenin bir Şevkat abisi vardı aslında. Uzlaştırıcı. Eee, gerektiğinde de son sözü söyleyen. Şevkat Yerimdar'da İvedik'te olduğu gibi karikatür ve abartı unsurlar bulamazsınız. Sadece çok sinirli, öfke kontrol sorunu olan bir Anadolulu aslında.

Ateizm de bir çeşit inanç değil midir, inançlardan nasıl kurtularak bilgiye evrilebiliriz ve laiklik - sekülerizm bizde neden bir türlü anlaşılmaz?

Ateizm bilgiye inanan bir inanç sistemi. Ama diğer tüm ilkel dinler bilgiden korkar ve dolayısıyla inananlarını bilgiden uzaklaştırırlar. Laiklik ve sekülerizmin bizim gibi ülkelerde anlaşılamama nedeni, ilk önce ekonomik bir şey üretmiyorsanız gücü ele geçirmeye çalışırsınız. Bu bazen laiklerde olur bazen de dini siyasetcilerde. Eğitimsiz, cahil ve üretmeyen insanların kavgasından dolayı yani...

Bendeki bilgilere göre; aydınlanma ile birlikte kilisenin cenderesinden kurtulmaya çalışanlar sekülerizmi yani "dinlerin kendi aralarındaki ve içlerindeki sorun veya olup bitenlere BULAŞMAMAYI" esas kabul edip onaylayarak yepyeni çığır açmışlar ve bu arada yine kilise kaynaklı "inanmıyor musunuz" sorusundan ateizm, bir çeşit protest tavır olarak gelişmiştir yani aslında sekülerizmin anlatım derdidir.

En baştan, olduğu gibi ifade edip kilise ve benzeri inanç temelli tüm yapılara bu gerçeği söylemek çözüm olamaz mı?

Sonrasında tuhaf bir sorum daha olacak


Oooo çok güzel soru... Bu arada setteyim sahne aralarında yazıyorum

Söylemek Söylediğiniz söz anlaşılıyorsa sözdür.

Tuhaf sorum şu: "Kilise - Ateizm kavgasında sizin de bahsini ettiğiniz gibi SONRADAN inanca dönüşen ideolojilerin tümü bir yerde kilisenin egemenliğine girmiş olmuyorlar mı, yani netice itibariyle yine başka türlü İNANÇLAR egemen olmuyor mu?"

Bizim gibi ülkelerde ise karşı tarafın - düşmanın söylemidir. Kimse dinlemez bile. "Okumuşlardan korkulur" denen bir ülkede yaşıyoruz, MAALESEF.

Ateizm nasıl kilisenin himayesine girsin zaten onu kaldırmaya çalışıyor.

Ben mevcut sistemle kavgalı olduğum, adliye koridorlarında vaktimin çoğunu geçirdiğimde bir hâkim bey: "Fazla sinirlisin, bir doktora göndereyim seni" demişti.

Sevkat' in de doktora ihtiyacı var mı?


:) Var, olmaz mı? Şevkat Oldu Teşekkürler' de psikolog skeçleri ile başladı zaten.  "Oldu Teşekkürler Şevkat" psikolog diye aratırsanız görürsünüz.

Zihinsel işleyiş ve mevcut sorunlara çözüm arayış biçimi olarak,

Kilisenin veya bir başka inanca dönüşmüş "herneyse onun" özelliklede kurumsallaştığı zaman katmerli sorun olduğu gerçeğinden,

Geleceğimizi nasıl daha bilimsel (kesin bilgi temelli) oluşturmalıyız?


Sahipsizlik. Bence en büyük sorunumuz sahiplenme duygumuzun abartılı oluşu. Takımını sahiplenir, faşist olsa bile "ne olursa olsun o benim devletim" der devletini sahiplenir, babası annesini döver ama "babamdır" der sahiplenir ve bu aşırı sahiplenmeden dolayı da eleştiri ve sorunları düzeltme ihtiyacı duymaz. Gelecek anneyi, babayı, memleketi değil, evreni sahiplenerek şekillenecek.



Çok yürekten, samimi gözler görüyorum burada. Lens kıvamında parlak, simsiyah gözler... Hikâyesini anlatırmısınız bu fotoğrafın, rica etsem..?

En sevmediğim fotoğrafım bir arkadaşım yaptığı için de bir şey diyemedim. Kötü bir photoshop var fotoğrafta. Fotoğraf çeken biri olarak da çok fotoğraf cektirmiyorum aslında.

Sahne aralarından zaman ayırıp tuhaf sorulamıza yanıt verdiğiniz için çook teşekkür eder, başarılarınızın devamını dilerim.

Saygılarımla.


Ne demek keyifle... Teşekkürler.

Bülent İşbilen