DİYALOG MÜZESİ

MURAT PROSÇİLER İLE

129. DİYALOG
YAŞAR İNSAN ÖZDEYİŞ GİBİ



Merhaba Murat
Öncelikle arkadaşlığımı kabul ettiğiniz için teşekkür ederim.
 

Estağfirullah, selam olsun!

Bugün ki sanat ortamınızla ilgili bilgi alabilir miyim?
Tiyatroya karşı anlayışınız, güncel radikalizm, sanatçı duyarlığı, ruhsal beslenmeler...
 

Oyuncuyum, kitap yazmayla ilgiliyim bu ara çocuk kitabım bitti. Yayın eviyle anlaşmadayım; büyükler için hazırladığım kitap üzerine çalışıyorum. Bir yandan müzikle ruhu besliyorum, dans geçmişim var -modern dans, orada soluklanıyorum. On beş yıldır böyle... Seslendirme yapıyorum yirmi sekiz yıldır. Ara verdim yeniden başlayacağım, "Sünger Bob'u" ve CNBC-e' de en son "Merlin'i" seslendirdim.

Almanya, Hollanda, Belçika ve Fransa'da Dans Sokak ve Sokakta Tiyatrosu yaptım. Yazılarım ve oyunculukla yoğunluk gidiyor şu ara... "Tasavvuf ve öğretilerin ana damarlarındaki solukla besleniyorum" diyebilirim. Hayatın içinden geçerken hayatın içimden geçişini kutluyor ve bu yolda herkes gibi genel olarak her daim öğrenciyim.
 
 
Meziyetleri hislerle bezeyerek paylaşmayı seviyorum. Şükürle başlayıp şükürle bitiriyorum.

Başarılarınızı devamı dileklerimle. Sempatinizi neye borçlusunuz?
 

Empatiye.
Sağ olun!

Burada, kapağınızda paylaştığınız fotograf sanki biraz kırgın, üzgün, yorgun çıkmış gibi yanılıyor muyum, oysa sizi sürekli güler yüzlü hatırlıyoruz.
 

Her halden geçiyoruz, onlarda var. Hepsi mevcut, olağan.
 
Sanatçıyı güncel yaşamında yaralayan nedir, kendinizi bazen anlaşılmıyor gibi hissettiğiniz olur mu ve asıl bunu nasıl aşarsınız?
 

Kendini anlayabilirsen "anlaşılma derdini" bırakırsın ve yakın dostlarında varsa yolunu bu derdi tasa etmeden yürürsün, bence. Anlaşılamaz hiçbir şey yoktur aslen, bakabildiğin yer önemlidir. "Açılar ve geniş açılar". Güzel sorular teşekkğür ederim.
 
"Sade' de gizlidir tüm anlaşılanmayan haller" diyebilirim, yaşadıklarımdan. Aldığımla...
 
 
"Beslenmek için iyi, başarmak için yanlış bir ülke" bütününe katılır mısınız, şans ve şanssızlık ikileminiz nedir?
 

Katılmam.
Başarıyla ilgilenmem, yaratıyla ilgilenirim.
Şans olasılıkların, gayretin ve nasibin bulıuştuğu koşulların bu güce ayak uydurduğu bir alandır -olaydır, bence.
Ülke şartlarının gereğini hepimiz omuzlarız kabımıza göre, bu da seçimler dahilindedir kanımca.
Meşakkatli ama "değer bir durum" burda yaşamak.
Her şeyin ortasında.
Yaşadığın toplumdaki özdeğerleri anlayamamış ve barış halinde olmayan insan kendiyle barışta değildir.
Farklı hislenim, duygulanımlar ve yolculuklarda bireysellik vardır elbette...
Ama toplumunun ona kattığı hediyeleri de kucaklayabilmelidir insan.
Kendi kültürüyle barış halinde olmayanlar kendiyle barışta olamazlar, kanımca.
 
Bu yaman çelişkiler yumağında insanlık ortak paydasını diri tutmak için ne önerirsiniz, bazen "yeter" dediğiniz olur mu?
 

"Yeter" dediğim olur hatta çokca olur. Bunun için ilk basamak birlik hissi ve diğerini ötekileştirmenin son bulması. İnsan olan "insan denilen" varlığın kime dendiğini anlmak ve birlik hissini yakalamakla mümkün sanırım. İlk basamak birlik hissi. "Ayırmadan" insnalığın haklarını ve doğduğu andan itibaren hakettiği şeyleri bilmek ve saygıda kusur etmemek, birlik hissinin gereğini hissediş. Hissedişle mümkün idrak açıklığı.
 
Teşekkür ediyorum Değerli Murat.
Diyalogumuzu bu biçimiyle yayınlamak isterim izninle. Okuyucunun da çok şey alacağını düşünüyorum.
 

Bir bakıyorum.
Uygundur yayınlayabilirsiniz.

Teşekkür ediyorum. Kolaylıklar ve başarılarınızın devamı dileklerimle.

Son mesaj alabiliriz:
 

Yaşadığını bilir bildiğini yaşar insan.
Selam olsun sonsuzun tüm yolcularına...
 
Ben teşekkür ederim kıymetli sorularınız için.