DİYALOG MÜZESİ

CEM SULTAN UNGAN İLE

336. DİYALOG: DEDİKODU
Berlin'de yaşıyor.

BİR KAÇ LİNK PAYLAŞIMINDAN SONRA

Merhaba,
"Sanatçı okumaları ve teknolojinin hızına uyumla ilgili" düşüncenizi alabilir miyim?

Buradan mı, nereden çıkacak?
Bence gerilim için ters hız SÖZKONUSU!
"Hızlı giden atın b*ku seyrek olur" derler, hızlı yapılan sanatın çok yere "bastığı alanların" verimli olduğu tartışılır. Teknoloji mi hızlı yoksa biz mi onu kafamızda hızlandırıyoruz?
 
Geçen ay bir hanfendi sanatçımız sözleşme imzalayıp gönderecekti, bekliyoruz bakalım... Oysa anlık e-mail kabulümüzdü.

Sanatçı duyarlığı demek her b*k'a karşı olmak anlamına mı geliyor?

Tiyatro, insanın yüzeysel yaşantısına aldanıyor bence, kendimizi hissedemiyoruz.
 
O konuya hiç girmesek daha iyi. DT çalışanlarıyla sorunluyuz

Normal. Yobaz kafalılar, pardon küçük düşünüyorlar... Mesela Komedia del Arte, baş örtüsüz oynanmaz, günahtır. Bunu hangisi ciddiye alır..!
 
"Süt danası gibi devlet ineğinin sütünden kesilemediniz gitti 70 yıldır" dedik, söylemediklerini / yapmadıklarını bırakmadılar.

Çok ukala ve şımarıktılar ve hep küs...
 
Neymiş efenim Cumhuriyet'in emanetleriymişler.. "Ulan" dedik, "siz cumhuriyetin emanetisiniz de biz onun bunun çocuğumuyuz" Alışmışlar maaşa.
Sanatçı okumalarına dönecek olursak, neden okumuyor bizim sanatçılarımız?

Okuma yazmaları yok.
 
Kulislerde, dedikodu cafelerde birbirlerinden ezberlediklerini yutturma çabaları nedendir, kim dur diyecek bu işlere?

Ayrıca şeffaf değiller. Hep Nazım okunmazki...
 
"Ölü adamların sırtından geçinmeyi bırakın artık" diyoruz. "Vay sen Nazım'a karşı mısın?" diyorlar Bir de Aziz Nesin!

Ben çoktan bıktım bu muafazakâr korkak sanattan.
 
Çok kötü bir huyları da anında dedikoduya başlayıp karalayıvermeleri... Hiç vicdanları yok
Siz neler yapıyorsunuz, neler yaptınız?

Ben genelde "uraufführung" yani ilkyazılan oyunlarda yer aldım?
Kader ama iyi kader. Yazıyorum, oynuyorum, yönetmenlik ve öğretmenlik...
Benim aküm bitiyor ve oğlumlayım sonra bir ara görüşelim.
 
Natürlich. Buraya kadar olan kısmı yayınlıyorum izninizle

Aaa, bir de şu var; yabancı oyunları çok iyi oynadılar biz mi duymadık. Ama çok iyi oyuncuları olduğu halde 30 sene önce DT oyuncularının bazılarına Kuranı okuyun demiştim, gülmüşlerdi...
 
Şimdi... Ben onlara gülüyorum. Yahudiler Tevrat'ın, Hristiyanlar Incilin oyunları'nı yaptılar... Biz?
 
İmkan olsa Kuran’ ı sahnelemek isterdim. Bu benim fikrim, çalınmasın.
 
Türk sanatçısı birazda araklar...
 
CEBRAİL İLE başlıklı bir tiyatro kesiti yazmıştım Kısaca; "balkonuma gelen Cebrail'i gitmesi yoksa polis çağıracağım tehdidiyle geri gönderiyordum"... Cesaret edemediler. Melekler Şehri'nin başaramadığını biz başarabilir miyiz acaba, hani masal tadında bir anlatım tuttursak taşa tutarlar mı?

Kesin bulunu bir yolu.
 
Aykırı veya kışkırtıcı oyunlarla ilgili fikrinizi alabilir miyim?

Seyircinin hazır olması gerekli. Kontrol mü yoksa kontrolsüz mü?
 
Bu tip çalışmalar anlamsızlık içinde boğulursa sıkıcı olabilir.
 
Bir de toplum değerlerinin tahrik yoluyla örselenmesi gibi bir suç var. "Dini değerlere ve devlet büyüklerine hakaret" davaları...

Kibar olmakta yarar var. Kimsenin kimseyi aşşağılamaya hakkı yok bence...
 
Toplum değerleri?
 
Kişisel çıkarlar içinde var oldukça zor ama bir metre mesafe ile insanlar birbirine sokulmaları, izinsiz, yaklaşmak niye!
 
Toplumun karnı toksa daha kolay her şey. Küfür etme, sevişme teklifi de olabilir. Yani Türkiye gibi yerlerde kolaycılık, çok belirgindir. Zaten maymunuz ama çaktırmadan daha modern...
 
İlk bölüm için teşekkürlerimi sunuyorum İlerleyen günlerde yeniden yazışabilmek ve bölüm ekleriyle diyalogumuzu zenginleştirmek dileğiyle sayın Ungan.
Saygılarımızı sunuyorum.

Teşekkürler.
 
 İKİNCİ BÖLÜM: KURGULAR

Odaklanma, sertlik, tebessüm, konsantrasyon, birlik, sanat ve quantum kurgunuzun sonucu nedir, neden?

Yaşam. Tabii bunu açmak zor. Ben daha fazla yarattığı pozitif / negatif enerjinin ölçülmesine taktım. Yazarak bana zor geliyor, bu karıncalanamayı anlatmak :)

Ya da bu yapıyı yaratmasındaki süreç... İyileştirici unsuru da var. Kurguyl
a ilgili değil, tam çünkü komplizier - komplike - karmaşık...

İçimizdeki kötü yada iyi istekleri fazla yeşerip bize zarar vermeden, konuşabilir yazabilir yada paylaşabilirsek... öç almadan, daha büyük felaketler yaşamadan ve dogmalara sıçramadan... yaşamı basitleştirmeyi deneme, başarma süreci, insanı kendiyle mutlu, beklentisi az ama bir o kadar da kontrollü / yoğun var olma diyelim.

Kabuğu kırarken incinip - incitmekle ilgili; kendin incinmiyorsan, başkasının incinmesi ne kadar gerçektir bu da tartışılır. Benim şahsi fikrim: "Ötekinin incinmemesini istemek ve buna yakın uygulamada bulunmak tabiiki ahlak kurallarına yakışır ve tepkinin getireceği cevapta ona aittir. Fakat bu bağlantıda birbiri ile muhatab olanlar zaten bence zeka yapısı olarak, bir çok şeyi göza almış demektir.