DİYALOG MÜZESİ

EMRE AYDOĞAN İLE

422. DİYALOG: "ARAP -  FARS" ETKİSİ
Erkan Yazargan·3 Mayıs 2017 Çarşamba





Aydınlarımız neden -genellikle asabi, asık suratlı ve sinirlidirler?

İnsanlar soru sormaya cesaret edemesin ki bilgisiz oldukları ortaya çıkmasın diye! Sözde aydın ya hepsi

Aydın her şeyi bilmek zorunda mıdır, nedir aydının farkı?

Bu sorunun cevabı ülkemizde o kadar zor ki! "Sanat filmi nedir" demekle aynı diyebilirim. Aydın adı üzerinde topluma ışık tutan, tutabilecek insandır. İlla her şeyi bilmesine gerek yoktur. Yol göstericidir. Ayrıca Türkiye'de Aydın olduğunu da düşünmüyorum...

Sanat filmi çok kolay, "gişe veya festival İÇİN yapılmamış film"

Neden ülkemizde olamıyor sayın hocam, malzemesi mi eksik?


Sanat filmi olup da gişe yapan filmler de yok mu?

Aydın konusuna gelince, bu topraklarda olup da Farsça, Osmanlıca ve Yunanca bilmiyorsa... o dillerde yazılan eserleri birebir okuyamayıp, Almanca' dan Fransızca' dan çevirip okuyorsa ve bununla da Türkiye' de "sanki bir halt yapmış gibi" konuşuyorsa ben ona "Aydın" demem. Medeniyetlerin temeline inersek günümüzü anlar ve insanlara yön verebiliriz. Ancak ülkemizde bu coğrafyanın eserlerini başka dillerden öğrenip sanki o başka dilleri konuşan insanlar yazmış gibi anlatanları da gördük.

Hmm, can alıcı bir kaç noktaya temâs ettiniz

O halde birlikte devam edelim lütfen! İlk soruya yine kısaca değinelim diğer konu daha hassas... Evet, gişe yapan sanat filmleri de vardır fakat gişe için yapıldıkları kanısında değilim. Gişe denilince aklıma Skyfall veya Recep İvedik geliyor.

Bir aydının tüm o dilleri bilmesine gerek yoktur. Aydın en kısa ve basit anlamıyla; günü, günceli ve olup biteni toplumu özelinde insanlığa en dürüst biçimiyle izah edebilen, özellikle kilise ve ideoloji baskısından sıyrılmış bireydir.


Medeniyetimizin temelinde Türk Kültürü varsa ne âlâ lakin Arap veya Fars kültürlerini Türk kelimesine bulayarak Türk - İslam gibi bir zırvayı topluma dayatmaktan daha büyük bir cinayette olamaz.

Dil özelinde bulduğumuz kültürümüzün özünde - çekirdeğinde üstün aydınlanma fikri zaten vardır (Alevilerin "dağ kültü" özelinde ritüel olarak gerçekleştirdikleri ve güneş doğmadan dağın zirvesine çıkıp doğaya niyaz etmeleri ve ışığın aydınlığını kutsamaları günümüzde halen uygulanmaktadır fakat hiçbir akademisyemiz bilmez )


Bütün entrikalara rağmen binlerce yıllık kanlı, gözyaşılı, darağaçlı, idamlı, kuyulu, katliamlı günlerden geçen muhteşem kültürümüz Türk - İslam zırvası ile boğulmaya çalışılır fakat asla başarılı olamaz.

Görüşlerinizi merak ederim...


"Türk Kültür Derinliklerinde Aydınlanma Fikri - İnancı" başlığına yakın bir tek akademik çalışmamız varsa tarayıp bizi de bilgilendiriniz lütfen. Ben haftalık tarama yapıyorum, senelerdir ve bahsini ettiğim muhteşem kültür özlerimize dair araştırmalar göremiyorum. Burada sorulması gereken ciddi soru: "Nasıl oluyor da TÜRKİYE cumhuriyeti akademilerinde binlerce Türk - İslam zırvası çalışması örgütlenirken asıl kültürümüz görmezden geliniyor?"

Cevap çok basit: "Çünkü onlar Türk filan değiller, Türklükle uzaktan yakından alakası olmayan Araplaşmış, Farslaşmış veya başkalaşmışlar. Zaten kendilerinden olmayanı da barındırmaz - nefes aldırmazlar

İlginç olan bu kültür böyle gelmiş böyle gider...

"Harabat Ehliyiz Mestaneyiz Biz
Alemin Nadanı Biganeyiz Biz
Vahdet Şarabından İçmek İstersen
Bizden İç Şarabı Meyhaneyiz Biz"





"Aydın bir insanın o dilleri bilmesine gerek yok" demenin, bu coğrafya için geçerli olduğunu düşünmüyorum. Günü ve günceli yorumlayarak sadece bugünde kalırlar. Mesela bir Hukuk öğrencisi neden Roma Hukukunu da öğreniyor. Ne gerek var? Güncel yasalar varken 2000 yıllık Roma Hukuku neden öğretiliyor? Aydın sıfatını bir insana yapıştıra bilmemiz de bu örnek gibidir.

Bir soru sormak istiyorum? Bizim Aydınlarımız sizce ideoloji baskısından sıyrılmış bireyler mi? Fars medeniyetini Arap medeniyetinden ayrı tutmak istiyorum. Çünkü Fars medeniyeti bana sorarsanız çok derin bir kültür olarak görüyorum. Çevresini etkileyen ve kendine çeviren. Bu sebeple dilimizi ve kültürümüzü etkilemesini normal karşılıyorum. Hatta İngilizcenin kökeninin Farsça olduğunu biliyor muydunuz? Ben kültürü dinden ayrı ve bağımsız tuttuğum için o konuda yorum yapmak istemiyorum çünkü kültürün ve kültürlerin de dini etkilediğini düşünüyorum.

Mesela Türklerin yaşadığı coğrafyada eski Şaman inanışı ve kültürü, Arapların yaşadığı yerlerde eski sapkın inanışları ve erkek egemen toplumları dini etkilemiştir. Roma'nın Hıristiyanlığı benimsemesinden sonra da eski kültürlerinden eklemeleri de farklı dinlere de örnektir. Türk Medeniyeti demişsiniz ama ben tek bir ırkın medeniyet olabileceğine inanmıyorum demek istemiyorum ama medeniyetlerin etkileşimlerle doğduğunu ve doğabileceğini düşünüyorum. Tıpkı insanlarımızın "Tük mutfağı şöyle zengin böyle zengin" derken aslında bu yemeklerin etkileşimle doğduklarını unuttukları gibi.

Din konusuna da değinecek olursak; Din yanlış kişilerin elinde bir silah olabilir (günümüz gibi) ancak felsefesine değinirsek anlayabileceğimizi düşünüyorum.

Hukuk disiplini örneğinden devam ettiniz fakat yine çelişkiye yol açıyor ve "aydınlanmanın" ne olduğunu anlamaya çalışırken maniple ediliyor kanımca. Akademisyen ile aydın farklıdır çünkü...

Aydınlarımız, tamamına yakını ideolojinin yoğurduğu kişiler malesef. Dışındakileri de dışlayan tuhaf bir tavırları var. Ezberlediklerini "aydınlanma fikri" diye birbirlerine kakalayıp dururlar ve bugünlerde "aydına saldırı cehalettir" gibi bir pakt oluşturmuş durumdalar.


İngilizcenin kökeni Farsça filan değildir. Ülkemizdeki Acem hayranı - İran sevdalısı - dinci dolandırıcılığın başka versiyonları bunlar...

Eee, şimdi kültür köklerine "sapkın inanç"  derseniz o zaman sorun çıkıyor ister istemez. "İslam denilen uyduruk - Tevratın kopyası, İçine savaş girmiş din" dedikleri zaman üzülmeyeceksiniz bu durumda.

Felsefenin içinde bir disiplin olabilir din felsefesi fakat dinin felsefesi olamaz. Din felsefe ile barışık değildir. Din tıpkı siyaset veya ideoloji gibi felsefeye hakim olmak ister... Olursa felsefe biter.


Asıl konu: "Aydınlanma Kültür Özümüz" nedir?




Aydınlanma da bir disiplin gerektirdiği için Hukuk örneğini verdim. Fransız İhtilaline girersek temelinde Aydınlar yatar. Rönesans'a hiç girmiyorum...

Evet, aydınlarımız maalesef ideolojinin yoğurduğu kişiler olduğundan bu ülkede aydın yok dedim. Sonuna kadar da katılıyorum size, ezberlediklerini söylemekten başka bir işe de yaramıyorlar.

İngilizcenin kökeni derken, dil ailesini kastettim. Silsileye bakarsak. Perslerle başlayan kültür, Helen kültürünü o da Roma Medeniyetini beslemiştir. Roma da 'Latin' kültürünün temelidir ve İngilizcenin de temelini oluşturur. Bir diğer tespitte, İngilizce gramer yapısıyla Farsça arasındaki büyük benzerliktir. Hatta İngilizceye Farsçadan giren kelimelere de bakabiliriz.

Dediğim gibi Din yanlış ellerde silah olabilir. Günümüz gibi.

Din felsefeyle barışık değildir. Kesinlikle katılıyorum. Ancak Felsefe dinle barışıktır diye düşünüyorum

Sorunuza gelince: Bizim Aydınlara göre; Avrupa ne yaparsa aynını yap demektir

Yoo, "aydınlanma disiplini" diye bir disiplin olamaz çünkü süreklidir, sınırlandırdığınız zaman donuklaşır, yerinde sayar, zamanla geriler. Tam aksine aydınlanma canlı ve gelişen bir şeydir....

İngilizcenin silsilesi diğer pekçok Avrupa dilinde olduğu gibi Latincedir. Kelime olayına hiç girmiyorum çünkü ses ve gırtlak olduğu için insan konuşuyor diğer canlılardan farkı budur.

Felsefenin kendisi her şeyle barışıktır fakat neredeyse her şey felsefenin bu özelliği - güzelliğinden dolayı onu kapsamaya çabalar fakat olamaz.


"Avrupa ne yaparsa yapmak aydınlanmadır" anlayışı çok yanlış, kabul edilemez. Aydınlanma tümüyle insan zihniyle ilgili bir gelişimdir.

Burada bir diğer soruya geçebiliriz: "Adı ne olursa olsun, bizler bu aydınlanmayı nasıl anlayıp anlatacağız?"




Süreklilik disiplinle olur. Disiplini kaybederseniz işte o zaman gerilersiniz.

Doğru Avrupa dillerinin silsilesi Latincedir ancak Latincenin de silsilesi Farsçadır. Ben de ilk öğrendiğimde çok şaşırmıştım ama araştırınca doğru olduğunu öğrendim.

"Avrupa ne yaparsa yapmak aydınlanmadır" bunu tamamen esprisine söyledim sadece bizim "Aydın" geçinen insanlarımızın kafa yapısına değinmek için söyledim.

Bizler bu aydınlanmayı nasıl yapabiliriz? İnanın hiç düşünmedim, bu kadar aydınımız varken bana laf düşmez herhalde diye düşündüğümden, o konulardan kendimi uzak tutuyorum..

Ooo, biz dükkanı kapatalım ve Fars egemenliğini kabul edelim bu durumda da günümüz dünyasının ilk beş dilini saydığımızda Türk Dili beşinci dil ve Farsça bu sıralamada bayağı altlarda

Öncelikle kültür köklerinizi araştırın ve yazıp konuştuğumuz bu dilin nereden ve nasıl geldiğini bulun. Daha sonra gördüğünüz özleri güncelleyip topluma ve dolayısıyla insanlığa aktarın. Akademik sorumluluk bunu gerektirir. Aslında çok kolaydır. Bir defa ucunu yakaladığınız anda çorap söküğü gibi gelecektir. Yalnız bunun bir tek koşulu vardır: "Diğer kültürlerin etkisinden kurtulacaksınız". Başka türlü o muhteşem evren sizi içine de almaz, size bir şey göstermez de...


Aydın evrensel bilgiye ulaşan ve sadece insanlık için çabalayan kişidir de aynı zamanda.




Dükkan bırakmadılar günümüzde Tabi şu an da sıralama da beşinciyiz ve İran altlarda, konuşan insan sayısı sınırlarıyla sınırlı haklısınız...

Aaa, şimdi kültür köklerine girersek sabahı ederiz Kendi kültürümü her milletten ayrı tutarım hatta medeniyetin başlangıcı, dünyaya insanlığı öğreten millet olduğumuzu söylerim. Ancak günümüze gelirsek. Medeniyet diye Avrupa ve içimizdeki bazı kesiminde arap özentiliğinden kurtulmamız gerektiğini düşünüyorum.

Aydının tanımına imzamı atarım ama Türkiye'de onlardan olmadığını düşünüyorum..

"Arabın melhemi olsa kendi k*çına çalar" derdi dedem, aynını Farslar ve Fars Kültürü içinde ben söylüyorum

Bizi de olumsuz etkileyen vahşi, saldırgan, hegemonik, baskıcı, zorba dinciliğin merkezi bugün Vatikandan sonra İran'dadır. Mollalar Fars Kültürünü imha ettikleri gibi çevrelerinde ne kadar Kültür varsa tümünün yakılıp yıkılmasına sebep oldular. Nasıl mı oldu: "Humeyni denen üşütük Fransa'dan gelip -Allah Şah'ı seçmedi, Allah'ın seçmediği birisi bizi yönetemez. Allah beni seçti. Ben de devlet ilan edeceğim. İslam devletini kuracağım- deyip bütün idareyi mollaların eline verdi. Mollalar da "sakın haa, laik fikirlileri iktidara yaklaştırmayın bile deyip duruyorlar. Bu üşütüklerden etkilenen bizdeki üşütüklerde halifelik sevdası ile hırsızlık, yolsuzluk, kaatillik... ellerinden geleni ardlarına koymuyorlar".


İşte aydın sorumluluğu budur.

İnsanlara bunları anlatacaksınız!





Dedeniz çok doğru söylemiş İran kültürü diye bahsettiğim bugün değil. 1979 öncesi İran'dan bahsediyorum. Bugün ki tamamen fasa fiso.

Bir de "Biz Osmanlı torunuyuz" diyenler var ya bir çift lafım var onlara. Devlet düzenini bir araştırsalarmış keşke. Ben Osmanlının bu kadar yobaz olduğunu düşünmüyorum. Torunları bunlar olamaz..

Değerli hocam, maal'esef bizdeki Osmanlıcıları da körükleyenler İran'ın dinci ideolojikleridir. Onların bir tek amacı vardır: "Bütün dünyanın velayet-i fakih dedikleri molla egemenliği ile yönetilmesi" Onlar için Osmanlı mollası veya Fars mollası olmasının farkı yoktur. Bizdekiler de buna kapılıp gidiyorlar...

En başta kilisenin zindanlarında inim inim inleyen Avrupa'nın keşfedip başardığı aydınlanma günümüz dünyası içinde geçerlidir. Bugün Vatikan arşivlerinde taa o günlerin cinayetleri gün gün, tarih tarih, isim isim kayıtlıdır. 300.000' den çok masum insanı - çoğu kadın, içlerine şeytan girmiş, ancak yakılarak kurtulabilirler diyerek şehirlerin meydanlarında yaktılar. Bu vahşet - karanlık imparatorluğu günümüzde egemenliğini bir biçimiyle halâ sürdürüyor.

Aydınlanma budur: "Kahrolsun Kilise".



Sonuna kadar katılıyorum söylediklerinize ve maalesef söylediğiniz gibi her şey.

Günümüz İran'ın ideolojisine kapılmış giden cahillerimiz varken biz Avrupa'nın yaşadığı aydınlanmayı zor yaşarız..

Böylece oturumumuzu kapatabiliriz.

Aydınlarımıza çook görev düşüyor çok. Yapılacak o kadar iş var ki!


Güzel günler görmek umuduyla diyelim o zaman Çok güzel bir sohbetti, teşekkür ederim..

Haa, bu arada bütün yazılanlardan kendilerine pay çıkarmaya çalışan üşütük koministlere de bir kaç cümle sarfetmeli: "Siz komünistlerin bizim nazarımızda kiliseden en küçük bir farkı yoktur. Tıpkısının aynı, kopyası, madalyonun öteki yüzüsünüz"

Sevgi ve aydınlanma ile...



Bence din çok karlı bir müessese o yüzden üzerinden rant sağlamak için böyle yapıyorlar. Sorsak eminim ki dini de bilmiyorlardır.

Emre Aydoğan