DİYALOG MÜZESİ

MERCAN GÖKÇEN UÇKUN İLE

291. DİYALOG
CACIK MESELESİ

American College'de GENEL SANAT KOORDİNATÖRÜ, American Constitution Society at Harvard Law School - HLS ACS'ta Music Teacher ve ACADEMy ART & İzmir Sahne 1176'da MÜZİK BÖLÜM BAŞKANI
İstanbul'da yaşıyor.
 
Sanatçı topluma nasıl uzanır, uzanmalıdır?

 
Öncelikle içinde yaşadığı topluma nasıl bir karşılık vereceğini anlamaya ve analiz etmeye çalıştığı bir süreçten geçmeli sonra özgür seçimlerinin bedeli her ne olursa bunu kabullenip kendi sanatı için toplumun koyduğu kuralları terk etmeli... Beyaz bir sayfayı kalem darbeleriyle donatması, sonra bunları silip yeni bir darbe katmanı uygulamalı.

Yer ve zamanla tanımlı bir ilişkisi kalmayana dek tekrarlaması çalışmanın zeminini oluşturur. Sonraki aşama, dış etkenlerden uzaklaşmış nötr bir alanda uzanan bir modelin portresini çizmek. Bu esnada izleyicilerin bilgi ihtiyacını yatıştırmaya ve sadece tüm kırılganlığıyla ve geçiciliğiyle orada duran şeyi görmelerini sağlamaya yönelik bir boyama şekli gerçekleştiriyor...


Böylece yaptığımız müziği, baleyi, resimi veya tiyatro sahnesini toplumla özdeştirmiş oluruz ve böylelikle sanatçı olarak onlara çoktan uzanmışızdır bile...

Bu uzanım aşamasında sizin tespit ettiğiniz engeller nelerdir?

 
Türkiye için mi konusuyoruz?
Engeli ben kendi toplumum için kullandım çünkü...
Kendi toplumunuzdan başlayarak, Türkiyemiz için de devam edebiliriz sanırım..?

 
Bu uzanım aşamasındaki engeller, en başta ne yazık ki sanata pornografik yaklaşımdır... Ve sanatı hiçe sayıp yok görmektir... Bizde ki amaç ise bu tip toplumun yüzündeki at gözlüklerini çıkarıp onlara daha geniş açıdan bakmayı saglayabilmektir bu da yukarıda anlattığım gibi izleyicinin ihtiyaclarını yatıştırmaya ve sadece kırılganlığıyla ve geçiciliğiyle orada duran şeyi görmelerini sağlamaktır....

İnatla toplum değerleri adına dayatılan ve insanların sanata ulaşmasını engelleyen bağnazlıkların önü nasıl alınabilir?
 
 
Adı üstünde bağnaz! Onların asla önünü alamazsınız... Nasıl elbisemiz katrana bulaştığında artık eskisi gibi olmazsa bağnazların da düzelme oranı o kadar, olmaz...

Yaşadığınız toplumda bu sorun nasıl aşılmıştır, sizin gözlemleriniz ve birikimleriniz ne doğrultuda?
 
 
Batıda sorun aşımı falan olmamıştır, insanlar sanatla hep barışıktı... Yani ki sanata olan saygı sevgi ve büyük bağlılık hep içimizdeki insanlarda vardı. Bagnazlar hep bağnaz, geniş görüşlü hep geniş görüşlüydü. Ne bir fazla ne bir az aslında hep aynıydı sonuç... Doğu / Batı asırlardır hep böyleydi. Nesilden nesile aktarıldıkça da gittikçe küçülüyor saygı ve sevgi bu bağlamda...

İlginç bir değerlendirme bulmuş oldum böylece. Sanat eserlerinin değerli olması veya olmaması bakımından değerlendirecek olursanız, bizde neden sanata gerekli değer verilmez?
 
 
Doğu / Batı asırlardır boyleydı derken doğu hep bağnaz batı hep açık görüşlü olmuştur anlamında...Bunun nedeni de ne yazık ki kültürler arası çatışma sonucudur.

Çünkü biz, dünya haritasında doğu ülkesiyiz, müslüman ülkeyiz nede olsa... Bu da otomatik olarak bizi daha baştan Avrupa Ülkerinden on adım geri atıyor bile. Yani bizler asılar  önce sanatta 1 - 0 yenik başladık. Daha da irdeleyerek yüzyıllar öncesine gidelim. Atalarımız sanata ne kadar değer vermiş ve ne kadarını çocuklarına aktarmış? Avrupalılar ne kadar aktarmış? İkisini karşılaştırdığımızda onların bizden 50 kilo daha fazlası olduğunu bariz bir şekilde görüyoruz...

Örnek vermek gerekirse; onlar çocukları daha iki yaşındayken -hemen, müzikle iç içe büyütüyor ve dokuz yaşında beste yaptıklarını görebiliyorsunuz. Biz Türkler ise daha küçükken -önce, Kurani Kerimle tanıştırılıyoruz, müzik günah olarak aşılanıyor, %70'lik kısım böylelikle müziğe at gözlüğü takarak büyüyor ve sonuc ortada .... Haaa derseniz ki asırlar önce bestecilerimiz yok muydu vardı tabiki en önemlileri; Mercimek Ahmet, Itri , Farabi ve Meragi gibi önemli müzik üstadları vardı tabiki sonrasında onları Türk bestecileri takip etti derken sonuc bugün gördüklerimiz... Yani ki asırlar önce bizim de sanat anlamında değerlerimiz fazlasıyla vardı ama dini baskılar daha ağır bastığından yasadığımız bugunkü sonucu düzeltmemiz pek de mümkün değil... Özetle Türkiye Arabeski, Avrupa Klasik müziği hep sevecektir...

İyi bir çelişki daha çıktı; madem batı ile aramızda -bu biçimiyle, uçurumlar var kendi yolumuzu oluşturabilir miyiz veya "bunlardan bir cacık olmaz" deyip gidebildiğimiz kadar giderek uyum çabalarımızı mı artırmalıyız?
 

Bunlardan bir cacık olmaz.
:)
 
:) Siz de ümidinizi kesenlerdensiniz sanırım?
Katkınız için teşekkür ederim, umarım mesajınız anlaşılır ve birileri utanır artık içinde bulundukları durumdan.

Saygılarımla.
 

Anlayamadım, bunu bir yerdemi yayınlayacaksınız?
Benim ülkeme ümidimi keseli yedi yıl oluyor.

Evet
 
Bu ülke değişmez. Gittikçe daha da yobazlaşıyor.

Malesef. Size, sanat yaşamınızda başarı, daha çok başarı diliyorum.
 
 
Yayınladığınızda Face' sayfamda paylaşırsanız sevinirim, o halde...
Biraz doğaçlama oldu, bilseydim... ama idare edin.

Sitemizi zaman buldukça incelemenizi ve yorum katmanızı rica edeceğim. Sanırım yakında yayınlanır diyalogunuz.
 

Anladım...
Eğer sorularınıza karşılık cevaplarım tatmin etmişse sizi, ne mutlu bana.
 
Amacımız bir parça tohum yakalamak ve topluma saçmak, ekinin / kültürün değerini bilenler alsınlar artık, herkese açık nasıl olsa. Bakarsınız bir cacık olur
 

İnşallah
Sanata verdiğiniz değer için tesekkürler.
Bişey soracagım.

Buyrun lütfen.

Diyalog için neden beni sectiniz?
 
 
O halde kısaca katılımcıların sıralamasını aktarayım, diğer okuyucular için de bilgi olacaktır:

5000 kişilik bir kota var bildiğiniz gibi. Günden güne eklediğim sanatçı arkadaşların tümüne "sanata dair" bir mesaj atarak diyalog başlatıyoruz. İlgililer cevap verip sürdürüyorlar. Meşgul veya katılmak istemeyenler zaten cevap vermiyorlar.

Cevaplandıkça ilerleyen bir süreç yani..

Hayırlısı o halde



DAHA SONRA


Baktım benimki yayınlanmamış..?
Cuma 19:29

Önümüzdeki hafta içi yayınlanır sanırım...



EK 1:
İzmir’de Trabzon’un gururu oldu. Trabzonlu müzik öğretmeni Mercan Gökçen Uçkun, öğretmen olarak görev yaptığı özel bir kolejde, başarıları ile bütün İzmirlilerin dikkatini çekmeye başladı.
Trabzon’dan İzmir’e köprü olan Müzik Öğretmeni Mercan Gökçen Uçkun, Karadeniz türkülerini İzmirli öğrencilerine sevdirirken, Barış Manço anma gecisi de düzenleyerek okulun örgenci velilerine de nostajik anlar yaşattı.Başarılı bir müzik öğretmenliği ile bir anda İzmir’de Laz kızı olarak tanınan ve beğenilen müzik öğretmeni Mercan Gökçen Uçkun’un hedefinde, Trabzonspor için bu yıl bir beste yapmak var.Zaman zaman kendisi de özel olarak piyano konserleri veren Uçkun’un, Barış Manço anma gecesine Barış Manço’nun eşi de katıldı. Manço’nun eşi, bu jestten son derece mutlu oldu.Özel Kollejin müzik öğretmenliğindeki başarısı ile bir anda bütün İzmir’in dikkatlerini üzerine çeken Trabzonlu öğretmen Mercan Gökçen Uçkun, Barış Manço gecesi yapmasının nedenini yeni nesil çocukların onu tanıması için bir fırsat olarak nitelendirdi.

Uçkun, okulda yakında Kazım Koyuncu için de bir anma gecesi yapacağını, Kazım Koyuncu parçaları ile öğrencilerine Karadeniz müziğini sevdireceğini söyledi.İlahiler de okuyan öğretmen Uçkun, müziği seven ve ilgi duyan bir neslin oluşturacağı toplum, her anlamda gelişmeye açık bir toplum olur dedi..

Ek'in Kaynağı: http://www.sanalbasin.com/izmirde-trabzonun-gururu-oldu-5709651/