DİYALOG MÜZESİ

AYSEN SAVCI İLE

AYSEN SAVCI İLE
450. DİYALOG: CAM


Erkan Yazargan·29 Aralık 2017 Cuma




Aslında cam, "Türkiye’de Sanat" denilince hemen akla gelen bir malzeme değil. Türkiye’de cam, sanattan ziyade fonksiyonel obje üretimi noktasında çok önemli bir yere sahip. Son yıllarda bu fonksiyonel objeler tasarım yönünden de çok güçlü noktalara ulaştı. Oysa benim yıllarca yaşadığım ve çalıştığım İsveç’ te ve sizin de belirttiğiniz gibi diğer bazı ülkelerde cam aynı zamanda çok değer verilen bir çağdaş sanat malzemesi.

Cam ile çalışmanın pek çok zorluğu var, kaprisli bir malzeme… Ama cam aynı zamanda üç boyutluluğa getirdiği çok farklı olanaklarıyla, saydamlığı sayesinde renk ve form kombinasyonlarına tanıdığı farklılaşmayla, başka hiç bir malzemenin sunamayacağı olanakları sunuyor. Ben  cama, üfleme yoluyla değil de kökü milattan öncesine dayanan ‘kiln casting/kalıpla şekillendirme’ denilen  teknikleri kullanarak şekil veriyorum. Ayrıca bir de camın transparan özelliğini kullanarak, açık kalıplar vasıtası ile üç boyutta çok güzel etkiler yakalayabiliyorum. Ben bunu, camın içinde renklerle üç boyutlu bir resim yapmak olarak tanımlıyorum.

Yaptığım heykelleri, hazırladığım kalıplar vasıtasıyla, camı fırınlarda önce eritip sonra da soğutarak elde ediyorum. Bu oldukça uzun ve meşakkatli bir süreç. Modelimi önce kilden yapıyorum sonra silikon kalıbını alıyorum ve bu kalıp vasıtası ile modeli ikinci aşamada balmumundan döküyorum. Sonrasında fırına girebilir bir kalıp hazırlayıp, balmumunu içinden erittikten sonra cam yükleyip fırına veriyorum. Fırında kalma süresi, camın cinsi, et kalınlığı gibi faktörlere dayanan bir program ile belirleniyor. Soğuma işlemi tamamlandıktan sonra, kalıbı kırarak içinden camı çıkarıyorum. Dolayısıyla her bir çalışma tek oluyor. Bu teknik ile yapılan işlerde camın transparan özelliği bir ölçüde kaybedilse de buzlu, ışığı gizemli bir şekilde yansıtan muhteşem sonuçlar elde ediliyor.

Ben hem geçmişte beni etkilemiş olan durumları hem de yaşadığımız çağda ve coğrafyada olan ve beni etkileyen olayları ve duyguları yansıtmaya çalışıyorum çalışmalarıma. Bu coğrafyada yaşayan bir kadın olarak, benim için başka türlüsü de mümkün değil. Olayın veya durumun kendisinden ziyade bunun bende bıraktığı izler ve duygular yansıyor cam heykellerime. Ben çoklukla heykellerimi, doğa dostu bir malzeme olan camı, doğal taşların kucağına bırakarak oluşturuyorum.

Çalışmalarınızdan birkaç örnek görmemiz mümkün mü, daha sonra üzerlerine konuşabiliriz sanırım..?

Tabii web sayfam: studiovolcano

Orda da örnekler var. Instagram'da da "studiovolcano" diye bakarsanız örnekler var.








Muhteşem işler bunlar. 1 ile 3' ün ortak olduğunu görüyorum. Kalıplardan da bahsetmişken, sanata en ciddi ilham kaynağı doğa ile SİZ nasıl bir ilişki kurarsınız?

Aynı form evet ama kalıp her seferinde kırılıp, sonra yeniden yapılıyor... Ben doğal bir malzeme olan camı genelde doğal taşlar, ağaçlar, fosillerle birleştiriyorum. Yaşadığımız coğrafyanın doğasından esinlendiğim işler de var.

Son sergim şu anda İstanbul'da GaleriDeniz' de görülebilir.

Heykel merkezinde sanatçı adaylarına neler önerirsiniz, farkı nasıl yakalayabilir ve yaratabilirler?

Bence çok fazla pinterest bakmasınlar Kopya yapmaktan ziyade kendi içlerinden geleni yapsınlar. Her insan farklı, ve eğer insan kendi içinden geleni yaparsa zaten farkı yakalar...

Lütfen resimlerinizden bahsedelim.

Resim benim cam ile çalışırken desenimi geliştirmek ve farklı çalışmalar yapabilmek için el attığım bir dal. Ancak resim her yerde, her zaman yapılabiliyor. Bir karakalemle bile çok şeyler anlatılabiliyor. Onun için resmi sevdim. Yolculuklarım sırasında gördüğüm yerler, tanıştığım ve benim üzerimde etki bırakan bütün insanlar, yıllar içerisinde karşıma çıkan tüm zorluklar ve mutluluklar yaptığım resimlerle somutlaştı. Bende bir şekilde etki bırakan insan yüzlerini ve yaşamlarından kesitleri resmetmeyi seviyorum.







Glass is not a material that comes to mind when one talks about art in Turkey. However, in Sweden, where I lived and worked for many years, as well as in many other countries, glass is a highly appreciated art material. I love to work with glass, it has a soul with the visual movement, the transparency, the texture and the depth of multi-layers in three dimensions. I try to bring out the soul of the glass in my work.

When I decided to continue my work at my own studio, to name it as “Studio Volcano” was a natural choice. My life after I started to work with glass has been like a volcano eruption. Also when one takes into account that volcanic activity is the only place where one can find naturally created glass, there could be no other choice for the name of my studio.

Aysen Savci