DİYALOG MÜZESİ

HASAN ERDEMİR İLE

331. DİYALOG: BİR FİLM
Studio ve Back to Stockholm'da çalışıyor. İzmir'de yaşıyor.

Studio Back nedir, Stockholm Sendromu'na girmeden?

Atölyeye geri dönme...
 
Ben de atölyecilerdenim. Süreçlerinizi merak ederim. Anlatmak isterseniz de seve seve dinlerim hatta diyaloglarımızda da yayınlamak isterim

Otuz yedi yıldan sonra atölyemi Stokholm'den İzmir’e taşıdım.

O halde senaryo gereği, 37 öncesine gitmemiz gerekecek. Daha sonra kaldığımız yerden devam ederiz. Hollywood'da işler böyle yürüyor.

Evet.
 
Şimdi 37 yıl öncesine gidelim. Kamera sizde:

1978 yılında Stokholm Büyükelçiliği Konsolosluk Şubesi'nde sözleşmeli memur olarak çalışmaya başladım. 1969 yılında başlayan resim serüveni Stokholm'de başka boyut kazandı, ustalarla tanıştım. İki kollektif atölyede çalıştım.

Devam edin lütfen ben filminizdeyim. Boşluk kalmadan - tüm boşlukları doldurarak devame edelim. Ben ara ara gerek olursa sorularla girerim. Bir sanatçı filmi yapalım -şimdi birlikte.

İlhan Koman, Rauf Alazan, İhsan Aydın, Ali Cevat Ayral ile tanışmak ayrıcalık oldu.
 
Filmlerde mühim olan tabii ki kameranın yerleri, ışık, renkler, oyuncuların mimikleri, efektler, müzik v.s. öne çıkacaktır.
 
Hasan Erdemir çalışması...
 
İKİNCİ BÖLÜM:
 
Rauf Alazan ustayla aynı atölyede 15 yıl çalıştık.
 
Bütün bunları şu dille aktaralım lütfen: "Rauf Alazan ile çalışıyordum. Onunla çalışmanın ayrıcalıkları... hisler... ondan kalan bir kaç cümle... tatlı ve hüzünlü anılar... daha sonra aranıza katılanlar ve ayrılanlar... dönemin koşulları... kıyafetler... yeme içme biçimleri ve kültürlerinden örnekler... İzleyicinin ilgisini çekecek ne varsa lütfen, kamera sizde

Usta, beş Türk filminde oynadı. Türkan Şoray'ın ilk filminde de vardı. Zeki Faik izer' in atölyesinden mezun oldu. Orhan Peker' in, Cahit Irgat' ın, Orhan Veli'nin, Ümit Yaşar Oğuzcan, İlhan Koman, kuzgun Acar' ın,Arif Keskiner' in, Utku Varlık' in ve daha isimlerini hatırlayamadığım bir çok sinema sanatçısı, ressam, heykeltraş ve müzisyenin yakın arkadaşıydı. Her mecliste hoş sohbetiyle daima odak noktası olurdu.
 
Hem Klasik hem soyut çalışırdı. politik karikatürlerini Akbaba benzeri dergilerde yayınlarken imza yerine karga yapardı. Bu sebepten arkadaşları ona Karga Rauf takma adını koymuşlardı.
 
Hocam bana müsaade. Hazırlanmam lazım. Mümkünse sonra devam edelim?

Ok. Buraya kadar olan kısmı yayınlayıp daha sonraki yazışmalarımızı bölüm ekleriyle sunacağım izninizle. Okuyucunuzun bol olması dileklerimle

Rauf Ustanın Hakkı'nda sayfamda bilgi var:
Teşekkür ederim tekrar görüşmek dileğiyle.
 
Tamadır. İkinci Bölümün sonunu Rauf usta hakkında linkinizle tamamlıyoruz bu durumda.

Linkin Türkçe bölümünde ustayla ilgili yazı var - nettede bilgi var: "Karga Raufun Külleri Boğaz'la buluştu" diye, Hürriyet'te çıkmıştı ben külleri Boğaz'a kayıktan dökerken...
 
 
d e v a m   e d e c e k . . .