DİYALOG MÜZESİ

KÜBRA GÜNAY İLE

297. DİYALOG
NEFRETE KALKAN
Tiyatro'da Oyuncu. İstanbul'da yaşıyor.
 
Sanat / Barış ilişkisi sizce nedir?

Merhaba...

Merhabalar Kübra Hanım,katılmak ister misiniz diyaloglarımıza?

Grup konuşması mi yapıyorsunuz?

Diyaloglarımıza katılmanızı rica edecektim...
 

Sayfayı inceledim. Cevap yazmam uzun sürdü kusura bakmayın. Yanlışsam düzeltin, benim anladığım siz bir kaç soru soracaksınız ben de yanıtlayacağım, öyle mi?

Sürecine göre ilerleyen diyaloglar bütünü, sıradan konuşma tarzında fakat her defasında farklı konulara değinip kalıcılık kazandırmak istiyoruz.

Anladım.

Devam edebilir miyiz; sanat ve barış ilişkisi..?

Hareket halindeyim ama yanıtlamaya calışayım: Sanat temel olarak "özgürlük ve adil bir düzen için" mücadele etmiştir. Barış ise adil ve özgür bir durumda mevcudiyet gösterebilir.
 
Sanatçıların / özellikle üst düzey sanatçıların zengin, lüx içinde, şatafatlı, gösterişli yaşamları (algı olsa da) sizce adil midir?

Üst düzey sanatçı kavramını ilk sizden duyuyorum. Çalışarak kazanan insanlar için adalet aramak söz konusu bile değilken şans eseri! İsim yapmış "üst düzey sanatçılar" için tabiki adil değil diyebilirim...

"Kendisini ispatlamış, tarzı olan..." olarak değiştirebilirim o halde. Örneğin TV'de gördükleri sanatçıları kıskanıp savaşçı bir ruha dönüşen insanlar için ne önerirsiniz?

Kendisini ispatlamış, tarzı olan sanatçılar olduğu yeri hak ediyordur, o halde kazançları haklarıdır. Bu durumda sanatçıyı değil tüketim toplumu için sürekli para akıtan patronları sorgulamalıyız, adiller mi diye. Hazımsızlık insanları maalesef bazen amansız savaşçılar haline getirebiliyor. "Daha iyisi varsa sen de koy ortaya" denir...
Ama zaten toplumun yarısı sanatçı! Ne hikmetse

Buradan devam edersek, toplumun yarısı sanatçı ironisi neden toplumun alt katmanlarına yayılmaz, neden sanatçı zihni yaygınlık kazanmaz ve uzaklarda bir yerlerde durur?

Herkes sanatçı olamaz kavramı yıllardır işlenip durmuş ve nice doğal yetenekler özgüven eksikliği ve geçim kaygısıyla sönüp gitmiştir. Bizim toplumumuzda sanat lüx işidir. Ebeveynlerden sıkça duyulan bir cümledir, "kolunda altın bilezik olsun, (meslegin) hobi olarak yine yaparsın ilerde"... Örnek olarak babamı verebilirim: "Devlet konservatuarını kazandığı halde gidememiş çünkü annesi - bu bizim harcımız değil- diye engel olmuş".

Aslında etraflıca bakıldığında ekonomik kaygıların yanı sıra bir türlü bilinçlenememis bir toplum olmamızın da etkisi büyük.

Bilinçlenmenin önündeki en ciddi engelin inançlarla kuşatılmış / bastırılmış bireyler olduğunu görürüm. Sizin bu husustaki görüşünüz nedir?Buradan barış toplumuna da bir bağ kurabiliriz sanırım...

Hayatın uyum ve denge içinde yürümesi, koşulsuz bana göre. Uyumu ve dengeyi yakalayabilmek adına diller, dinler, ırklar v.s. uydurulmuş ve insanlara empoze edilmiş. Tarihe baktığımızda, ezilenlerin ezenlere karşı yürüttüğü mücadeleler sonucunda hep inançsızlıkla suçlanmış olmaları... Din iyi bir silahtır ve hiç kimse vurulmak istemez. En son marjinal, üç beş çapulcu, ateistler... olarak tanımlanmıştır.
 

Bahsettiğiniz bilinen bir gerçek... Merak ettiğim nasıl aşılacağı ile ilgili çözümler, uğraşlar ve kazanımlardır?

Bunun için en başa dönmek gerekiyor sanırım. Okuyan toplum olabilmek ve dahası okuduğunu anlayan bir toplum olabilmek şart. Ben bu konuda umudumu tamamen olmasa da yitirdim. Insanlar duyduğuyla yetinmekte sakınca görmedikçe bu aşılamayacak.

İnsan, kendi zihinsel aktiviteleri ile "kesin doğruları" bulabilir / ulaşabilir mi, dayanışama / yardım alma şart mıdır?

Hala inanç üzerine konuşuyorsak eğer, bu kişiye göre değişir. Tatmin olmasıyla ilgili.

Yorucu olmak istemem. Saplama yapayım bari, yolculuk nereye?

Estağfurullah Eve...



Çalışmalarınızdan bahsetmek ister misiniz?

Nasıl isterdim anlatamam ama uzun süredir işsizim

Umarım gönlünüze göre, tatmin edici, uzun soluklu bir çalışmada bulursunuz kendinizi.Sanatçının işsizliği nasıl bir duygudur?

Teşekkür ederim.
İssizlik genel olarak yorucu ve ağrılı bir sürec...
Bizim işimizde alaylı ve mektepli ayrımı keskindir. Ben okullu bir oyuncu olmadığım için daha fazla sıkıntısını çekiyorum. Maalesef etiket çok önemli...

Etiketleyelim o halde sizi. Albümlerinize göz atıyorum bu arada. Kendinizi hangi yönünüzle farklı sunarsınız?

Farklı sunmak..?

Kübra Günay'ın farkı nedir?

Dengesizliğinden oluşturduğu dengesi
Şaka bir yana sevgisizliğe tahammül edemiyorum. İnsanlarda ki bu aşılama, nefret olgusuna karşı zihnimizde bir kalkan oluşturdum ve garip bir şekilde keyfi hep yerinde olan biriyim. Bu arada bazı kelimeleri telefon otomatik olarak düzeltiyor gözden kaçırıyorum.

Sorun yok, editte düzeltirim onları, rahat olun lütfen. Barışa dair son mesajınızla tamamlayalım dilerseniz.

Baris için insanım diyen herkesin sorumluluk sahibi olduğunu düşünüyorum. Hepimizin sorumluluklarını yerine getirmesi şart. Özellikle aydın kesime daha fazla sorumluluk düştüğüne inanıyorum. Görmezden gelerek, yok sayarak içine çekildigimiz bu bataklıkta kurtuluş için son şansımızı kullanıyoruz. Karamsar olmak istemiyorum fakat geleceği düşününce önümüzdeki sis perdesi karamsarlığa itiyor. Bunu dağıtmak bizim elimizde. Eşit, adil ve özgür bir hayatı yaşamayı herkes hakediyor. Öyleyse hakettigimizi alalım...
Umarım bu yazılanları toparlarsınız. Bu haliyle çok dağınık.

Teşekkür ediyorum mutlu aksamlar

Hemen çıkıyor, birazdan Sizi de etiketliyorum izninizle
Katkınız için çook teşekkür ederim. Barışa evrilmiş bir dünya dileklerimle...