DİYALOG MÜZESİ

EMİN CAN SAVAŞ İLE

168. DİYALOG
KOD ADI: KOZ



"Mutluyum, huzurluyum, kazanıyorum" cümlesi kazanmak için kuruluyor olamaz mı?
Amerikalıların bir sözü vardır: "Ne olursa olsun kazanıyorum de, aksi halde kaybedersin"
 
 
Yalanla kazanmaya gerek yok. Nice yalancılar biliyorum: "Yapıyorum, ediyorum, biliyorum" deyip de boş olan... Sizler de bilirsiniz evinde oturduğu halde, "oradayım, şuradayım" diye farklı yer bildirenleri. Bize has insanlar lazım - hepimiz için, özü sözü bir olan.

 
Sanat çevrelerinin bu kaçamaklarının sebebi, ilgi ile ilgili olabilir mi?
 
 
Eyyamcılıktan hiç bir zaman haz etmedim. Her zaman emeğin destekçisi oldum. Beni bilenler bilir. Sanat için emek lazım yalakalık değil, bu şekilde büyük başarılar, eserler ortaya çıkarabiliriz.
 
Konuyu genişletmek için soruyorum: "Şimdiye kadar ne ürettiniz, neler üretmeyi ister veya planlarsınız?"
 

Ben yedi senedir oyunculuk yapıyorum. Ailemi reddetme derecesinde - memleketimden gelerek, hayallerimi gerçekleştirdiğim oyunculuğu başardım. Akrabalarım, çevrem, arkadaşlarım anlamadılar beni. Eminönü'nde oturup dua ettiğim günleri ben bilirim. Bir sevgilinin veremediği mutluluğu işimden alıyorum. Ürettim, başardım ve bu doğrultuda ilerleyeceğim.
 
Ürün bolluğunda değersizleşen sanat ve çabuk tüketilen ürünler zaman kaybı değil mi?

Zaman kaybı, yakındığımız söz konusu durumda budur zaten. Herkesin duyarlı olması lazım. Ben değil biz olmakla başarabiliriz.
 
Değerli ürün üretimi için önerileriniz nedir?
 

Çalışmak, uğraşmak, kimsenin gölgesi olmamak.

 
Sanatçı dayanışmalarının tıkandığı noktalar nerelerdir?
 

Bencillik iç güdüsü. Hep ben başarılı olayım, zirvede hep ben olayım egoları. "Sanatı sanat için yapmak lazım" görüşündeyim.
 
Aşılamaz engeller ve kulisleri kimler oluşturuyor. Sanatın kendini korumacılığı ile alakası olabilir mi?
 

Şu an sanat için para en büyük etken gibi gözükse de emek en büyük hazinedir.

Örneğin herhangi bir proje neden gizli kapaklı yürütülür?
 

Halbuki açık olmalıdır ki yoruma açık olabilsin... Diyorum ya "hep ben ben başarayım iç güdüsü".
 
Siz projelerinizi açık açık ortaya koyabiliyor musunuz?
 
 
Evet, koyabiliyorum.

İlişkilerinizi geliştirirken gizlilik - özellikle sanat camiasında neden bu denli öndedir?
Proje kapma, oyun kapma, rol çalma v.b. kavramlar neden özellikle burada yoğundur?
 
 
Herkesin ahkâm kesebildiği tek yer burası olduğu için.

Yüz liralık işleri on liraya yapacak kişiler neden çıkar sürekli?
 

Nice insanlar tanıyorum tanıdım: "Sırf facebook'ta yazıp beraber ilşki geliştirip sonrasında albüm yaptıranları..."
Rekabeti artırmak için. Şimdi herkes oyuncu. Oysa iki kelimeyi bir araya getiremez.
 
Sanatçının etikleri neler olmalıdır. Gerçek sanatçılık neden bu kadar zordur?
 

Eğitimi, projesi yok fikir darağacı dar. Sanatçının etikleri bilgi ve eğitim olmalıdır, bir sanatçı bu şekilde öne çıkabilir. Popüler olma çabasıyla sanatçılık kimliğini karıştırmayalım.
 
Mafia ve benzeri kuralsızlıkların sanat camiasına etkileri devam edebiliyor mu?
Kuralların olmadığı ve işletilemediği ortam sorunları nelerdir?
 

Bilgisizlikdir en büyük sorun. Araştırılmadan kafaların dikine gitmelerinden dolayı sorunlar ortadadır.
 
Sinema ile dizi ayrımı yaparsak, tecrübelerinizi almak isterim.
 

Sinema para kazanmak için her yönetmenin ortaya koyduğu bir projedir - yapımcının diyelim. Dizi ise tutunabilme iç güdüsü içinde toplumun ilgisini çekebilcek tutunma sanatıdır. Şu an dizilerden ziyade talk show programları meşhur oldu. "Bu tarz benim" gibi.
Bu kadar bilgisiziz oyuna gelen, hep güdülen insanlar. Dizi olarak dikkat çekici bir proje görmüyorum. Ya aldatan erkek ya aldatılan bir bayan aşkları, yatıp kalkması. Monoton sıradanlık söz konusu.
"Yeşilçam Ruhu" bitmiş durumda. Komik - güldürülen sistem ise hep bel altında. O kadar düzensiz - bilgisiz bir düzen var ki.
"Benim için vazgeçilmez, alnımın teri ile ortaya çıkarabileceğim iş tiyatrodur" diyebiliyorum.
 

Dertler, çabalar, istekler - arzular, beklentiler, projeler, çevre...
 

Başarıya her zaman aç bir insanım. Öğrenmenin yaşı olmaz. Öğretene duacıyım. Hedef kitleyi hep bir elle tutunarak yakalayabiliriz. "Kod Adı: Koz" adlı sinema filmizin 11 Şubat'ta Zorlu Center'da galası var.
 
Düzensiz düzenden bahsetmiştiniz yukarda. Bunca kurum ve kuruluş, akademi, TV neden istenilen düzeni bir türlü yakalayamaz. Karmaşa hakim olur ve koşuşturmaca sürer gider?
 

Tecrübeli, sanata hayatını adamış ustalarımızın her konuda eğitimine, her alanda destediğimiz var. Herhangi bir şirket yöneticisi, yapımcı veremez bu serüveni bizlere. Üstadlarımıza, sanat için yıllarını veren çınarlarımıza daha iyi bakmamız, onların fikirlerne daha çok kulak asmamız lazım.

Son olarak "Kod Adı Koz" un izleyiciye mesajı nedir?
 

En büyük mesajını izleyici verecektir. Biz yaptık, uğraştık, güzel şeyler ortaya çıkardık. Takdir izleyicinin.
 
Teşekkür ediyorum, katkı verdiniz. Başarılarınızın devamı, sanat dolu günler dileklerimizle.
 

Ben teşekkür ediyorum saygılar, sanat için katkı veren herkese kapımız açık...