DİYALOG MÜZESİ

ERKAN YAZARGAN İLE

KIRKINCI DİYALOG
(ŞİİR VE HERŞEY ÜZERİNE) 

İyi Pazarlar! 

İyi Pazarlar arkadaşım. Sıra bana geldi galiba? 

Umarım çok bekletmemişimdir Erkan Bey, 

Heyecandan bir sürü şiir yazasım geldi ama biliyorsunuz artık yazmıyorum, ne yapacağımı bilemedim. 

O halde heyacanınızı sonlandıralım ve bir daha benimle uğraşmayın? 

Biran önce olup bitse iyi olur. Teşekkür ederim. 

Öncelikle şiir tabi ki, neden şiir gibi zor bir dalı seçtiniz? 

Ben seçmedim vallahi o beni buldu. Kim seçerki böyle birşeyi? 

Pek, aranızın iyi olmadığı anlaşılıyor bu cümlenizden? 

Değerli arkadaşım, "ne ciğer kaldı ne böbrek" tam bir döküntüye dönüşmüş haldeydim, daha yeni yeni toparlanıyorum. "Aman illallah" der ya insan işte öyle birşeydir şiir. "Gitara başladım da allahdan" biraz biraz düzeldim, yoksa çoktan göçüp gitmiştim. 

Ne diyorsunuz!

O denli yani?...

Aykırı, kızgın, öfkeli, sınır tanımaz, sağı - solu yıkan bir tarzınızın olduğu söyleniyor, ne dersiniz? Aykırı mısınız? 

Tasarlayıp tuttuğum bir yol değil bu bahsettikleriniz. Benim tasarladığım şiirlerin düzeniydi. İlk başladığımda kendi kendime söz verdim: "Bin şiir yazacağım ve bütün herşeyi bu şiirlerin içine sığdırmaya çabalayacağım" ve şiirlerimi tamamladım, sundum, internetten ayrımsız ortamlara yerleştirdim. Görevimi yaptığımı düşünüyorum. Bundan sonra benden kimse birşey istemesin! 

Şiir dışı uğraşılarınızın da olduğunu biliyorum. Şiir dışı uğraşlarınızdan bahsedebilir misiniz? 

Yine tasarı dışı gelişen çabalar bunlar. Birgün birşey oluyor ve beni harekete geçiriyor. Birisi bana: "Bu iş olmaz, uğraşmaya değmez, yapamazsın!.." diyor. Ben de başlıyorum. Nedendir bilmem böylesi tuhaf bir yanım var işte. Dernek çalışmaları yürütüyorum aynı zamanda ve online kurslar filan... 

Sizi en etkileyen şiiriniz hangisiydi, hikayesini verebilir misiniz birazcık?

O şiiri yazdıktan sonra altı ay kendime gelemedim. Hâlâ hatırladığım zaman başımı döndürür, bende öyle bir etkisi oldu. Okuyucuların nasıl etkilendiklerini bilmiyor ve ilgilenmiyorum aslında. Sormak istediğiniz şiirin etkileri ise, insan bir şiiri ömrü boyunca tekrar tekrar okuyabilir ve her defasında zevk alır, duygulanır veya zihninde şimşekler çakar. Bu arada şiirimin ismini de vereyim, merak edenler için: "Yüreğim Hantepe" 

Dokunmak zorundayım özür dileyerek diyalogların amaçlarından birisi de bu zaten: "Psikolojik terapi veya benzeri tedaviler aldınız mı, şimdiye kadar?" 

Almadım ama almayı düşünüyorum. Bazen anlamsız kıvranmalar yaşadığım oluyor, ansız sinirlendiğim ve kendimi kaybettiğimde oluyor. Önerenler oldu ama o anda insan kendini hazır hissetmiyor. Bence gayet normal bir tedavi biçimi, birilerinin "deli" demesi de o kadar önemli değil. 

"Şiirleriniz özelinde ve diğer yazılarınızda da düzensizlik hatta bir sürü yazım hatası olduğu, bunlara dokundurtmadığınız" hakkında ne dersiniz? 

İyi bir soru, bunu daha önce bu şekliyle soran olmamıştı teşekkür ediyorum. Eğer içinizde sanata dair birşey varsa bunu farklı biçimlerde sunmak da istersiniz. Ben böyle bir yol seçtim: "Kimse hazır bulmasın, okurken biraz çaba harcasın, hataların var olabileceğini kabul etsin, mükemmeliyetçiliğin negatif yönlerini görsün, olduğu gibi kabul etmeyi kabullensin..." 

Yayıncılarla da kavgalıymışsınız sanırsam? 

İlk dönem birkaç yazımı gönderdim, bin dereden su getirdiler, o kadar çok şartları vardı ki yazmaya zaman kalmıyordu. Kaprisleri zaten adamı öldürüyor. Bir de para isteyenleri filan görünce tamamen sıtkım sıyrıldı. O konulara hiç girmeyelim adamlar: "Masrafları karşılarsanız basabiliriz" gibi iğrenç ötesi cümleler kurabildiler. Ben tüm yazılarımı internette paylaştım. 

Kaç tane oldu toplamda, yine kızmazsanız tabi bu soruya? 

On iki tanesi şiir olmak üzere toplam otuz dört kitap yayınladım. Araştırma, gezi notları, etüdler v.s. adres vermeyeceğim, isteyen tümüne ulaşabilir. 

Gerçekten ilginç bir emek sizinkisi. Gençlere öneriniz nedir? 

Cesur olsunlar, çekinmesinler, kavgaya girsinler ama şiddetten uzak dursunlar, zihinlerine ve insâni özelliklerine güvensinler, alabildiğine geniş bakış açıları edinsinler, planlı olsunlar, boş işlerle uğraşmasınlar, boş insanlarla vakit harcamasınlar, tıkanıp kaldıklarında durup bir daha düşünsünler, kendilerini gerçekten anlayan insanlara emek versinler... 

Zaman ayırdığınız için teşekkür ediyor ve başarılar diliyorum. 

Değer verdiğiniz ve diyaloglarınıza dahil ettiğiniz için ben teşekkür ediyorum. Bir an önce bitirmeniz dileklerimle. 

Diyalog dışı da görüşmek dileğiyle, hoşçakalın!




40. DİYALOG 2. BÖLÜM

KOLEKSİYONERLİK

Hocam son günlerde koleksiyonerlikle ilgili paylaşımlarınızı görüyoruz. Bilgilendirebilir misiniz, nerden ve neden uyandı bu tutku?

Öncelikle aradan geçen sürede neler olduğunu kısaca yazayım; diyaloglara başladıktan sonra çok değerli dostlar edindik, yazı sanatı ile başladıktan sonra sanat açığının nasıl doldurulduğunu gördük, sanat dallarının gelişimlerini izledik, insandaki coşkunun nelere yol açabileceğini gözlemledik. 

Bütün çabaların sonunda bir yerlerdeki tıkanıkların açılabilmesi / aşılabilmesi için neler yapılabileceğine dair fikir alışverişlerinde bulunduk. Şahsen koleksiyonerliğin önemli bir açılım olduğu kanısındayım. Sanatçıların kendi birikimlerinden ve yakın çevrelerinde edindiklerinden ziyade toplumun içindeki diğer / her bireyin de ilgilenmesi gerektiği kanısındayım. İyi bir uğraş bu...

Müzeciliğin eksikliğinden mi kaynaklanıyor sizce sorun?

Bütün soruların cevaplarında olduğu gibi kestirip atmamalı fakat ülkemizde malesef "modern sanatlar müzesi" diye bir şey -hala, yok. Her büyük şehirde en az bir tane olması gereken, daha büyük metropollerde sayıları daha fazla olması gereken bir temel yapılanmadır bu... Aksi koleksiyonerliğin gelişimi düşünülemez, çabalar okyanusta göl mesabesinde kalır, kanımca. Maniplasyonların ve kurumsallaşma zaaflarının olduğu da göz önüne alınınca "ideal, kendini ispatlamış, ilgi çeken, uluslararası boyut kazanmış koleksiyonerlik bizde yoktur" diyebiliriz. Çöpevler örneği her zaman verilir bir de harabeye dalan hazine avcıları... Oysa koleksiyonerlik de kendi alanında sanatın toplumla buluşması, toplumsallaşmasında önemli aşamalardan biri olmalıdır.

Sizin toplama biçiminiz nedir?

Profesyonel, tanınmış, kabul edilmiş bir koleksiyoner değilim fakat farkım "aile şirketi" gibi bir sistem oturtmak ve dallardan sonra, ekoller, ekollerden sonra değerler, değerlerden sonra incelikler ve yansımalarını biriktiriyorum.
Diyaloglarımızın felsefesinde de olduğu gibi çekirdek arayışındayım sürekli. Yığınların arasında kalan mücevherleri sınıflandırma çabası da diyebilirsiniz buna. Malesef ülkemizin içinde bulunduğu durum her yönü ile kaosun hakim olduğu ve giderek yaygınlaştığı bir dönem. Fırtınadan mal kaçırmaya benziyor bizimkisi. İnsanlar ya çok meşgul, ya çok çaresiz, ya çok ne yaptığını bilmeyecek durumda, ya da kaptırmış kendini sele

Koleksiyonerliği siz nasıl tanımlarsınız?

Tanımlama yapmak istemem fakat tutku'dan yola çıkarsak netice alabiliriz. İnsan denen varlığın tutkuları, bağlılıkları, heyecanları, coşkuları en başta sevgi denilen duygusu yönlendirip duruyor. Bütün bu olup bitenlerde savrulmadan kalmak ve verimli üretmek, işte işin sırrı.

Zengin birisi olmalısınız, masraflı bir iş midir?

Yok denilebilecek kadar sermayesi olmayan, sermayesi bilgi birikimi olan, gözleme değer veren ve imkanları ile süreçleri takip eden birisiyim. Sanatçı dostlarımızdan "hediye" alırım çalışmalarını, onların kazancı "koleksiyonuma eser vermiş olmaları" sanırım.

Maniplasyonlardan bahsetmişken ve kurumsallaşma eksiklerinden dem vurmuşken yine kendinize has çözümlemelerinizle hayret ettiriyorsunuz insanları. Neden versin ki bir sanatçı uğraşını sizin koleksiyonunuza, tutkuyu yok ettiğinizi düşünüyor musunuz?

Aksine uygun eserlerini bana vermeliler çünkü gelinen aşamada sermaye birikimlerinin çözüm olmadığı, mutluluk yerine huzursuzlukları daha çok ürettiği, gülümsemelerin / kahkahaların sahteleştiği bir dünyada yaşıyoruz. Bir yerlerde birilerinin absürd sayılabilecek işler yapıp merkezleri sarması iyi oluyor. Herkesin yapabileceği şeyler benim söyleyip durduklarım. Yeterki iyi bir gözle bakmasını bilsinler.
Ayrıca uygun olmayan çalışmaları zaten kabul etmiyorum. Önceliğim projelere güven ve üretebilirliklerine, sadeliklerine olan inanç.

Atölyeler çabanızla devam etmek isterim. Başvurularınızdan sonuç elde edebildiniz mi, beklentiler ne yöndedir?

Çoklu Atölyeler fikrimle ilgili iki seneyi aşkın süredir resmi / gayri resmi kurum ve kuruluşlara başvurularda bulundum. Aklınıza gelebilecek, google'de bulabileceğiniz ilgili tümüne / neredeyse başvurdum ve malesef beklediğim tepkiyi alamadım. Şöyle bir tuhaflık oluyor; "fikir beyan ediyorum, herkes kendince sahiplenip farklılaştırarak hayata geçirmeye çalışıyor". Bu da bir kazanım aslında fakat hiç olmazsa "şuradan duymuş veya görmüştük, şöyle bir başvuru olmuştu" deseler gam yemeyeceğim. "Fikri mülkiyetimdir" deyip üzerine atladıkları zaman moralim bozuluyor bazen

Bir de kahrolası siyaset Bu lanetlenmiş ülkede üretmek, değerlendirmek için mucize sahibi olmalısınız. Aksi ne var ne yoksa hüpleten bir düzen var dışarda. Sıkı korumacı, denetlemeci, güvenlikçi ve bazen de maniplatif davranıcı olmak zorunda kalıyorsunuz. Bilmem anlatabildim mi?

Tekrar yazışabilmek 3. Bölümde buluşmak dileğimle, iyi ki varsınız.

Teşekkür ederim sevgili Cabbar. Seni seviyoruz, sevgin yayılıyor, umarım farkındasındır.

YAZARGAN KOLEKSİYON - AVU' nun ana karakteridir.