DİYALOG MÜZESİ

DİZAYN



Sistem bilgilerinin olmazsa olmazıdır oysa süreç... Takip ettiğiniz süreçler yok mudur, ilginizi çeken, takip etmezseniz eksiklik hissettiğiniz v.s. ?

Ben bu süreç söylemini "modernin üzerinde çok durduğu" bir söylem olarak görüyorum. Bu açıdan haklı olabilirsiniz tüm modern sistemler için ideal akıl açan bir tarafı olabilir ama dediğim gibi bana yorulmuş ve kafası çok karışık bir kelimeden daha fazlasını sunamıyor.


Hangi alanda eğitim almıştınız ve hocalarınızdan bahsetmek ister misiniz?

Beni yetiştiren hocaları sadece okuduğum lise ve üniversitenin çatısı altında aramak yanlış olur. Pekâlâ okulunun bekçisi İsmail Dayı'nın ya da görevlisi Ali Abi'nin de hayli emeği var eğitimimde. Tabii ki ailemin de...

Ama illa isim istiyorsanız medyanın mesleki kodlarını bana belleten Ragıp Duran, pazarlamanın inceliklerini öğrendiğim Çiğdem Ersayın, sağlık iletişimi konusunda çok tecrübeli İnci Çınarlı, tezimi sunmak konusunda emeği ödenmez Barış Kara, Zeynep Güney, bunlar Galatasaray Üniversitesi yıllarımdan bana katkılarını esirgemeyen değerli öğretim üyeleri.

Bir de çalıştığım işlerde tiyatro deyince Eftal Gülbudak, spor medyasında ise Bağış Erten isimleri mesleklerindeki ilkeli ve her daim vermeye gönüllü oluşları itibariyle saygıyı hak eden şahsiyetler.

Daha çok var ama sıkmayayım okuyanlar olursa.

Cümle kuruluşlarınız dikkatimi çekti de "vurguyu sona atmanızın" bir anlamı var mı yoksa alışkanlıktan mı kaynaklanıyor?

Sanırım Fransızca yazmak alışkanlığı olabilir... Oradaki cümle yapısı yaklaşık seekiz sene önemliydi eğitimimde. Vurgular genelde sona düşer uzun cümlelerse söz konusu...

Bilemiyorum benim de şimdi siz söyleyince dikkatimi çekti.


Yull Brynner'e dönersek, nasıl bir sanatçıdır sizce?


Onu düşününce ilk aklıma "Kral ve Ben" performansı. Çok iyi bir oyuncu. Bazı sanatçılar tek bir filmle akılda kalabilir. Benim için onun filmi o. Konusu ve dekoru da muhteşemdi. Kadın aktrisi de elbette...

 
Kral Lear'ı 5000 defa oynayan kişi de oydu zaten. Bana sarsıcı geliyor.

Hem de çok.
 
Bir sanatçı bir rolü 5000 defa nasıl oynayabilir? Mucize gibi... Oyuncu ile sanatçının farkı bu olsa gerek. Ölümsüzlükte. Shekespeare Onu tanımış olsaydı kesin çok iyi bir biçimde kucaklardı.
 

Her halde öyledir.
 
Ölümsüz eserler bırakmak konusundaki fikriniz nedir?

Bizde de var canım çok sayıda oyun oynayanlar. Ferhan Şensoy gibi, Ali Poyrazoğlu gibi... Cüneyt Bey de çok sayıda oynamıştı bildiğim kadarıyla o oyunu.
 
 
Fark yaratmak için gerekli olan nedir?

Farklı olmak...Hepsi bu.
Aslında hepimiz farklıyız ama bunun farkında olmak farkı farkettirir.

Farklı olanında beğenilmesi gerekiyor kanımca. Beğenilerin sürekli olması içinde ayrı bir ruh...

Beğeni...o da ayrı bir görecelik.

Aşkın bir şey. "İnsan acaba bunun için mi var" diye çok düşünürüm

Ama ortak paydada beğenilen üstün nitelikli şeyler de yok değil, onlara da klasik diyoruz...
İnsan sadece zarar vermek için var...
İnsanları sevmiyorum.
Çocuklukları hariç...

Klasik ile gelenek ve modern çatışmasına geri döneriz. İlerlemek için hatta geleceği bugünden yapmak -kurgulamak kurmak için de farklı bir şeyler gerekiyor kanımca.
Ben de inatçı insanları hiç sevmem.
Çocuk demişken her canlının küçüğünün ayrı bir ihtişamın olduğunu da görürüm. Yavruların...

İnadın yapıcı olanına "azim" diyorlar.
İyi bir şeymiş...
Kesinlikle, her canlının yavrusu harikadır, fareler hariç...
Elbette onları tüylü görmeye şartlandığımızdan...
Yani çirkin olan bizi önyargılarımız tabii.