DİYALOG MÜZESİ

BERRAK SU İLE

199. DİYALOG
EROS Pİ



Kut Tuncay Diyalogu'na yorum isteğiyle başlayan bir diyalog

Merhaba
Sanatınızla ilgili bugünlerde neler yapıyorsunuz?
 
Merhaba. Yeni bir roman hazırlığındayım.


Meraklandım şimdi. Yazışalım mı biraz bunu?
 
Ama daha birinci bölümdeyim.

"Başlamak bitirmenin yarısıdır" derler. Yazı sanatınızı yazışabiliriz.
 
Olur.

Nasıl bir başlangıç yaptınız, romanınızın türü ve konusu nedir?
 
Kısaca özetlemek gerekirse; bir TANRIÇA figürü düşündüm ve aslında bilinen bir karakter değil. Ölümlü iken ölümsüz bir tanrıça ya dönüşmesini hikaye ediyor.

Kadın figürü önde bu haliyle. İlla tanrıça mı olması gerekiyor kadının kendi yerine sahip çıkabilmek için?
 
Yok, hiç o şekliyle düşünerek oluşan bir şey değil. Bir gün öylesine bir şey çizdim, kanatları olan dişi bir eros... Sonra buna bir isim buldum "Eros Pi". Gerisi geldi.

Eros Pi'nin nasıl bir yaşam ortamı var?
 
Normal bir kaz çobanıyken Eros ve Zeus tarafından tanrıçaya dönüştürülünce "erotik bir karakter" oluyor haliyle.


Ne tür üst güçleri var, detaylandırın lütfen, yazdıklarınızdan ziyade yazacaklarınızı da katın?
 
Misyonu var; dinsel ve cinsel tabuları yıkmak.
Bir kadın en iyi kadınları anlatır, erkek bir kahraman olması zaten çok yanlıştı.
 
Yıkılması gereken dinsel ve cinsel tabular nelerdir?
 
İnsanları, ırk veya cinsiyet anlamında ikiye üçe bölen ayrımcılık unsuru taşıyan ne varsa... aklıma geldikçe yazıyorum.

Sonunda tanrıça başarılı olacak mı, hayal kırıklarına mı neden olacak? Çabalarının, emeklerin değerlendirilmesi bakımından ve evrensel değerlere yaklaşım olarak...
 
Her iki sonuca da hazırım. Tabi iyisini umarak.

Karşıt güçler var mı, nelerdir?
 
Elbette var, tanrı ve tanrıçaların bir kısmı karşı olacak ama Zeus ve Eros ona aşık, o yüzden işleri zor. Tanrıça "Gaia" ondan yana.
 
İsimler aynen Eski Yunan'daki gibi Zeus, Eros v.s. olarak mı geçiyor, değiştirmeyi düşündünüz mü, kendiniz isimlendirmeyi filan?
 
Hayır, hiç birinin adı ve durumları değişik değil.

Bu haliyle sıkıcı olacakları endişesine kapıldığınız oldu mu?
 
Yok, hiç endişelenmedim. "Eros Pi" sıkıcı bir karakter degil zaten.
 
Kısa bir bölümünü buraya yapıştırırsanız diyalogumuza katkı vermiş olursunuz.
 
Siz yayıncı mısınız?

Sanata dair diyaloglar yazıyorum ve sürekli yazı ve sanat dallarıyla ilgili güncel gelir bana, az çok takip ederim.
 
Pi'nin çocukluğu ile ilgili birinci kısmın yarısını gönderebilirim.

Görmek isterim ve hatta bölümlerinden "kesitler" alarak diyalogumuza eklemek de isterim. Bir - iki sayfası ilgi çekecektir.
 
TANRIÇA EROS Pİ

Birinci bölüm:

Benim adım Pi. Benim babam yok. Hiç olmamış. Adımı annemin sevgilisi Teo koymuş. Matematik konusunda uzman ve iyi bir araştırmacı olan Teo, iyi bir buluş olan pi'ye hayranlığı yüzünden eline doğan bana bu ismi vermiş. Anneme gelince... Onun adı Berri idi. İncecik zarif, üflesen uçacak kadar narin bir kadındı. Çok zayıftı ama karakteri çok güçlüydü. Ayrıca vücudu son derece estetik ve atletikti. Incecik sivri burnu, dolgun dudakları ve baktığı yeri yakacakmış kadar haşin, anlamlı gözleri vardı. Ona bir bakan bir daha bakardı. Elbiseleri topuğunun biraz üstünde, her iki taraftan dizine kadar yırtmaçlıydı. Uzun siyah saçlarını daima topuz yapardı. Başında genellikle buz mavisi, kenarları işli eşarp örterdi. Eve geri geldiğinde de hemen açardı. İlk işi kesinlikle evin önündeki derede bir güzel duş almaktı. Akan suyun sihirine inanırdı. Bütün pisliklerden arındığına, tertemiz olduğuna inanarak huzurlu çıkar ve bizle birlikte kahvaltıya otururdu. Anamdı her şeyimdi. Onu sadece çocukluk anılarım da var edebilmek beni hep hüzünlendirir. O bir tapınak fahişesiydi. Daha çok rahiplere hizmet veren bir fahişe!

.......................

Hergün saat üç gibi tapınağa gider gece yarısı dört beş arası eve gelirdi. Evde babam sayılan Teo bana bakardı hem de çok iyi bakardı. Bende elimden geldiğince ona yardım ederdim. Annem eve geldiğinde sabah çorbasını kesinlikle hazır ederdi. Birlikte masaya oturur kahvaltımızı yapardık.. Teo bize çok neşeli hikayeler anlatırdı daha sonra dükkana giderdi. Dükkanında sandaletlerden takunyaya, terliklerden bilekliklere kadar çeşitli ürün bulunurdu. Teo'nun adem elması çıkık uzun boynu, kuvvetli ve güzel titreşimli bir ses tonu vardı o da anam kadar zayıftı. Anneciğime hep sevgiyle bakan gözlerini kısarak bir gülüşü vardı ki o hep gülsün isterdim çünkü gülerken gözlerindeki yıldızlar yanıp sönerdi.

......................

O gün annemin çığlıkları ve Teo'nun bağırışları sonsuza kadar aklımdan çıkmaz. Annemi üç gün sonra derenin kenarında çırılçıplak, her yani mosmor buldular. Eve bir battaniyeye sarıp öyle getirdiler. Teo'nun yanına yatırdılar. İkisi de birbirinin haline ağlayarak bakıyordu. Bense ikisinin arasında ağlayarak bir onu bir bunu okşuyordum.

.....................

 Bir gözüm annem ve Teo'yu tedaviye gelen hekimdeydi ve o konuşmaya başlayınca zırlamayı kestim. Adama kulak kesilmiştim. Dediğine göre "her ikisinde de iç kanamalar varmış". Önümüzdeki bu üç günü atlatırlarsa kurtulmayı garantilerlermiş. Sabaha kadar tanrılara adaklar adadım. Annemin tapınaktan, kesilmeden benim için eve getirdiği yavru bir ceylanım vardı ve kararlıydım, annemle Teo iyilesince onu kesecektim. Ne olsa on yaşında bir çocuktum. Bu kadar düşünüp uyuya kalmışım. Fakat annem ve Teo'nun konuşmaları beni uyandırdı. Yatağımda hafifçe dogrulup dikkatlice dinledim. Her bir sözcüğü adeta beynime kazıdım. Annemin ve Teo'nun fiziksel çektikleri acılar seslerine yansıyordu. Annem o yaratık Kahmat'tan bahsediyordu.

.......................

Annem: hep o geldikten sonra olanlar oldu. Tapınakta adeta bulunmaz bir çilli horoz gibi dolaşıp, herkese dayılanıyor, bu da korkak yığınlar açısından gücüne güç katmasını sağlıyordu. O yeryüzünde kimseyi sevmez, kimsenin kendisini sevecegine de inancı yok! "Teo, belki de o yüzden kimseyi sevmiyor"...




Emirler.. Buna bayılırdı. Birde ayaklarım, onlara adeta tapardı. Dakikalarca öper, benim yemeğimi yememi sabırla beklerdi. Sağ ayağımı öpüyorsa sıkılmış gibi onu ittirerek çeker, öbür ayağımı burnuna sokardım. Tabanimla bazen ağzına vurduğumda olurdu. Hiç sesini çıkarmaz yalamaya devam ederdi. Bazen baldırlarıma kadar çıkardı. Ben emredersem beni aşka getirecek bir coşkuyla vajinamın içinde dilini gezdirirdi. Dakikalarca.. Bazen içtiğim şarabı oraya dökerdim. Yala derdim. Hepsini sessizce yapardı. Bazen bakışları beni ürkütür ve şalımı gözlerine sıkı sıkı bağlardım.O kadar uyumluyduk ki, son ana yaklaştığımızı nefes alışlarından hissedip, elimdeki tavuk budunu onun yerdeki çanağına "ye" diyerek atıp, hızla kalkıp ordan odama giderdim. Teo: vay canına! Peki sonra nasıl davranırdı sana.. Annem: sanırım başkalarından daha çok bağlıydı bana.

......................

Ve seks konusunda çok seçicidir. Eli ayağı çok güzel olacak ve sesinden çok etkilenecek. Emirli konuşacak ama huzur veren bir sıcaklıkta asla sert olmayacak.Teo: hepsi sende var." Deyip annemi aşkla öptü. Çok çok güzel bir uyumla seviştiler. Bu kadar kötü olmasalar belki uykuya bile dalmayacaklardı. Ama sevişmeleri bile mucize gibiydi...

......................

Teo: Sal bekçisi bulmuş seni. Tanıdığı için, battaniyelere sarıp, salla buraya getirdi. Komsuyla birlikte biz bulaşıkları yıkarken onlar tekrar yatıp hemen acılar içinde uykuya daldılar. O gün onlara bunları yapanlardan bir gün öcümü almaya ağlayarak söz verdim. O tatlı komşumuz beni ağlarken görünce yanaklarımdan öptü ve "iyilesecekler, merak etme!" Dedi ama asla iyi olmadılar. Birer gün arayla ikisi de öldü. Onlar ölmeden hemen önce Assos'tan teyzem geldi...

Bu basılmadan önce yayınlanması yanlış olmaz mı?


Bence gayet güzel. Ufak tefek şeyler gözüme takıldı ama onu yarın diyalogu paylaştıktan sonra irdeleyelim dilerseniz. Bölümlerinizi olduğu gibi değil de şöyle on cümle ile bir kaç parça seçerim. Tümü değil kısımlarının paylaşımında bir sakınca olmaz, neden olsun ki? Hem editör desteği bulmanız da kolaylaşır.
 
Çok takipciniz var mı yani işe yarar mı dersiniz paylaşılması?

On bin kadar okuyucumuz var.
 
Nasıl olacak peki, benimle röportaj mi yapacaksınız?

Yaptık bile. Burada yazdıklarımız editten sonra yayınlanacak (Gülümseme)

Enteresan.
 
İyi akşamlar dileklerimle, yazım hayatınızda başarı dileklerimle.
Son soru: Nasıl bir histi, diyaloglara kapılmak? (Gülümseme)

 
Bir anda çıplak kalmış gibi, korunmasız hissettim kendimi. Aynı zamanda içimden bir ses doğru yaptığımızı söylüyor. Hayırlı olmasını dilerim. Çünkü ben bu yükü daha fazla taşıyamayacağım tek başıma. İki yıldır canımdan can aldı.

Umarım destek olur. Milyonların okuyacağı eserler üretmeniz dileklerimle. (Gülümseme)

Bende son bir şey söyleyim. Tanrıça pi adında bir sayfam var ve orada Eros Pi'nin tanınmasını sağlamaya çalışıyorum.
 
Sayfanızı ekleyebiliriz.
 
Olur mu bilmem önce siz bi bakın.

 
Biraz erotik çünkü...

Olur. Sansürsüz bir ortam burası, "facabook şartlarından" geçmişse bizim için sorun olmaz. Ekleyebiliriz.

Peki.
Hayırlı Olsun!