DİYALOG MÜZESİ

HÜLYA SENDAY ÖZDAMAR İLE

200. DİYALOG
RTÜK


Diyaloglara katılmaları talebi ile başladı.

İyi akşamlar Erkan Bey, teşekkür ederim, zamanım uygun olunca tabii ki, size katılırım. Görüşmek üzere.

Teşekkürlerimizle ve zaman ayırabilmeniz dileklerimizle.

Teşekkür ederim. Görüşmek üzere,
Cumartesi 10:46

Günaydın. RTÜK' te "Sosyal Medya Uzmanı" olduğunuz doğru mudur?

Evet, emekliyim. 21 yıl, 4 ay çalıştım. Şimdilerde büyük bir kara sevdaya tutulduğum, aşkım "ekin" dünyasında iyi bir edebiyat sever olma yolunda ilerlemeye çalışıyorum.

Mümkünse şiir ve yazılarınızdan örnekler görmek isterim.

Tabii ki, hay hay. Şu anda size "2014 maden edebiyatına katıldığım şiir yarışmasına" gönderdiğim şiirlerimi yollayayım.

YOKSULLUĞUN HÜKMÜ
UNUTMA SAKIN
İŞTE O AN

"YOKSULLUĞUN HÜKMÜ" ne zaman yazılmıştı, her üçü birbirinin yakını, hangisi sizde öne ne çıkar?

Yarışmaya yollamadan önce yazdım ama yarışmada başarılı olamadım. Çok üzüldüm, ben de özellikle bu şiirimi geçen hafta " Varlık Dergisi" ne ilettim.
Bende "Yoksulluğun Hükmü" öne çıkar.

Yarışmalara şiir ve diğer sanat eseri gönderilmesi fikrine karşı olduğum için. Siparişsiz yazılmış yazılarınızı görmek isterim.


Biraz beklettim, özür dilerim. Bir de bunlara göz atın!

TİMSAH GÖZYAŞLARI
SEVDA TUFANI
ERTELENEN YARIN-ÖYKÜ

Şöyle bir şey dener misiniz: "İsim vermeden, ideoloji belirtmeden bütün insanlığa ait olacak bir yöntem". Edebiyatın diğer alanları ile (Tiyatro, Senaryo yazarlığı gibi) denemeleriniz oldu mu, cümlelerde sanki bir "bu böyledir, başkası da değildir" gibi izlenimler edindim -açık kapı bırakır mısınız?

Evet, oldu. "DANTE ALLİGHİERİ" hakkında 2 perdelik bir tiyatro ürünüm var. Benimle yakından bu biçimde ilgilendiğiniz için çok minnettarım, size. Hemen oyunu mu yolluyorum.

Çok teşekkür ederim, sizinle güzel bir dostluğu başlatacağımı düşünüyorum.

senday dante

Giriş harika.
Bir hikaye arayışı var, sizi de haberdar etmek isterim. (... ...) üzerinde çalışıyor.
Bu diyalogu öneriyorum, izninizle:

www.facebook.com/notes/cabbar-kayg%C4%B1s%C4%B1z/aykut-%C3%BCnal-ile/1544671589104328
 
2. Bölüm özellikle...

Anladım. Saygıdeğer öğretmenim, bana e-posta adresinizi veya (...) Bey'in e-posta adresini verirseniz çok sevinip mutlu olurum. Bu kadar detaylı bir biçimde benimle iletişim kurdunuz, hem size hem de (...) Bey'e cep telefon numaramı yazıyorum,
Sözel olarak hem siz hem de (...) Bey'le telefonda iletişim kurmanın daha büyük bir incelik olacağını düşünüyorum: (... ........)
 
Arkadaş önerdim.
Aykut Ünal Diyalogunu okuyup değerlendirirseniz ayrıca sevinirim.

Tamam. Arkadaşlığı kabul ettim, sizinle görüştükten sonra (...) Bey'e Dante ile ilgili ürünümü yollayacağım.

Kalıcı eserler üretebilmek dileğiyle. Saygılarımla.


(...) Bey ile iletişim kurdum. Benimle ilgili gerekli bilgileri gönderdim. Umarım bu alanda çalışan bizler için yolumuz açık olur.  Umarım görüşürüz, Çok teşekkür ederim. H. Senday ÖZDAMAR

Pazar 20:03

Mutlu pazarlar saygıdeğer öğretmenim, umarım mutlu bir gün geçirmişsinizdir. Havalar güzelleşti. Bugün Aykut hoca ile iletişim kurdum, bana e-posta adresini verdi. Size, çok teşekkür ederim. Önerilerinizi bekliyorum, bana Aykut hocanın diyalogları ile ilgili bilgiyi okumamı rica etmiştiniz. Okudum, aslında Aykut hoca teatral eleştirisini de yansıtmış diyaloglarına. Büyük bir zevkle okudum. Çok teşekkür ederim. Umarım sizinle bir gün yüz yüze gelip sohbette ederiz. İyi akşamlar.

Başarı ve kolaylık dileklerimle. Bu kapıdan ilerleyebilirseniz daha pekçok tiyatro sanatçısı ile iletişim kurarak tiyatro yazı sanatına katkı vermiş olursunuz. Bireysel ne tür desteğe ihtiyacınız olursa hazır olduğumuzu bilmenizi isterim. Proje büyük ve kapsamlı bir projedir. Emeğinizle ve birikiminizle katkı vereceğinize eminim.

Çok teşekkür ederim. Size minnettarlığımı bildirmeyi bir borç bilirim. Şimdi, amacım "minimal öykü" lerle uğraşmak, bu konuda başarılı olmak istiyorum. Bu çalışmamla birlikte öyküde de başarı çizgimi yükseltmek istiyorum. Bu konu ile ilgili size "minimal öyküm olan ertelenen yarın" isimli öykümü gönderiyorum. Adnan YÜCEL " sosyal gerçeklik" konusu hakkında öykü yazma yarışı var. Katılacağım.

ERTELENEN YARIN-ÖYKÜ


Biraz önce bana edebiyat konusunda destek vereceğinizi yazmıştınız. Benim sizden istediğim bir tek destek var: yazdıklarımı sizin de görüşünüzü yazmanızı isterim.

CANLAR SOFRASI
AŞKIN PAYI
ERTELENEN YARIN-ÖYKÜ

Okuduktan sonra genel bir değerlendirme iletirim.

Çok teşekkür ederim. Gerçekten bana yapacağınız en büyük destek bu.

Mutlu hafta başları saygıdeğer öğretmenim, umarım iyisinizdir. RTÜK'den tiyatro ürünüm ile ilgili yazılan tek sayfalık makaleyi gönderiyorum. Bu makalemi hem Selim hem de Aykut hocalara ilettim. Bilgileri var. Çalışmalarıma gösterdiğiniz duyarlılık için size minnettarım.

Son olarak RTÜK ile ilgili görüşünü almak isterim.

RTÜK için şu sonucu çıkarmak istiyorum: RTÜK kurumu içine kapanmış ve içiyle mücadele eden bir kuruluş değildir, sanatsal olaylara duyarlılığı olan ve bu yönde gelişmeleri toplumumuzla özdeş kılan bir kuruluştur. Bu yüzden özellikle bu kurumu "Sansürcü" olmakla suçlamak ön yargılı olmak demektir. Başkanlığını Davut URSUN beyin yaptığı, eğitim seminerleri başlatılmış ve özellikle Doğan CÜCELOĞLU'nun RTÜK Üst Kurul Uzmanlarına verdiği seminer hiç unutulmamıştır.  Bu yapılandırma düzeni içinde, RTÜK'e sansürcü bir
kurum demek haksızlık olur. Yeter ki -lütfen, gelişmemize yardımcı olanları at gözlüğü ile değerlendirmeyelim.
"Senday-Dante" isimli ürünüm,  saygıdeğer RTÜK başkanı Sedat Nuri KAYIŞ başkanlığında "RTÜK İLETİŞİM DERGİSİNDE" yayımlanmıştır. Bu yüzden Sedat başkanıma minnettarlığımı bildirmeyi bir borç bilirim.
Saygıdeğer öğretmenim, "RTÜK" hakkında yazacaklarım bunlar.  Ben size güveniyorum, edebiyat çalışmalarıma büyük bir özveri gösterip ilgilenmek her kişinin harcı değil. 

Çok teşekkür ederim.



EK 1:

                                              HÜLYA SENDAY ÖZDAMAR

 

YaşamÖyküsü

 

1964 yılında Ankara’da doğdu.

1990 yılında, Dil ve Tarih CoğrafyaFakültesi, İtalyan Dili ve Edebiyatı Bölümünden

Mezun oldu. Sürekli Basın Kartı Sahibidir.

İlk yazısı, Berfin Bahardergisinde yayımlandı.

 

                                              Yazılarının Yayımlandığı Dergiler

 

Berfin Bahar /İletişim Dergisi / Güncel Sanat / Her Şeye Karşın Edebiyat / İdakörfez fanzin

Tersakan Toros / Viranve Bahar / Liman Dergisi / İnsancıl / Sanat Sokağı / Kasaba Sanat Dergisi/Ahlat Gazetesi / Sarı Koza Edebiyat / Aşkın-(e) Hali / Amatörce Edebiyat /Antalya Sanat/ Herfene Edebiyat / AfrodisyasSanat / Ayna İnsan Akdoğan / Tay Dergisi / Sunak Edebiyat Maki Edebiyat / MaviYeşil Dergisi / Ay Dili Dergisi/Kardelen Dergisi / Bireylikler / Yanlış /OzanAğacı  / Acemi / Gerçemek / Güney RüzgârıAntakya’da Kültür Sanat / Sanat Cephesi /ZonKişot / Kayıp Edebiyat / BaşkaDergi / Mut Çitlik / Popüler Psikiyatri Dergisi / Ekin Sanat / Bambu TiyatroDergisi / Bağlaç / Patika Suje / Kültür Çağlayanı Çıngı Dergisi

Düşe Yazanlar/ TmolosEdebiyat / Koza Düşünce ve Edebiyat Dergisi/ Mağaradakiler /Dikili Ekin Kültür /Şiiri Özlüyorum/Beş Parmak Dergisi/YabaEdebiyat Dergisi/Erciyes Aylık Fikir ve Sanat Dergisi/


KENDİ KALEMİNDEN:

 

1964 yılında Ankara’dadoğdum. İlkokuldan liseye kadar devam ettiğim “Yükseliş Koleji’nde İngilizceöğrendim. Şiirler yazıyordum.

Temmuz 1990 tarihinde Ankara Üniversitesi Dilve Tarih Coğrafya Fakültesi “İtalyan Dili ve Edebiyatı” bölümünden mezun oldum.1989 Eylül ayında Antalya-Alanya hattında 240 İtalyan Turistten oluşan özel birgruba stajyer rehber yardımcısı olarak hizmet verdim. Böylece yabancı bir dilöğrenmenin yeni bir arkadaş kazanmak olduğunu bir kez daha anladım. 1989Ocak-Şubat aylarında mezuniyet tezimi hazırlamak üzere İtalya’ya gittim.Venedik ve Milano Üniversitelerinde tez konum olan “Neorealist Akım ve Elio VİTTORİNİ”ile ilgili araştırmalar ve incelemelerde bulundum. Ankara İtalyan KültürMerkezinin burslusu olarak 1 Ağustos-31 Ağustos 1990 tarihleri arasındaİtalya-Urbino Üniversitesinde bir aylık “Yabancılar için İtalyan Kültürü veDili” kursuna katıldım. Kursumu başarı ile bitirdim. 1990 Haziran ayında Dünyave İtalyan edebiyatının en seçkin eserlerinden biri olan ve destan türündeyazılmış bulunan “Divina Commedia” adlı yapıtı, bu yapıtın ünlü yazarı“Dante”yi tanıtmayı amaçladım. Bu amaçla iki perdelik İtalyanca bir oyunyazdım. Siena’daki yabancılar için İtalyan Kültür ve Dili okuluna yapıtımıyolladım. Yapıtımın İtalyanca eleştiri mektubu ve Türkçesini çevirdiğim metinelimde mevcuttur.

1991 Şubat ayında TRT tarafından siparişedilip, tercümesi istenen “İnanılmaz ama Gerçek” ( İncredibile ma Vero)başlıklı İtalyanca 16 bölümlük dökümanter bir program dizisini, metinolmaksızın deşifre yolu ile tercüme ettim. Program dizisi,  TRT 3’de yayınlanmıştır. 1991 yılının Eylül ayındaRadyo ve Televizyon Üst Kurulu’nda “Üst Kurul Uzmanı” olarak göreve başladım.16 Ocak 2013 ‘de Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nda “Uluslar Arası DairesiBaşkanlığından” emekli oldum.



EK 2: ERTELENEN YARIN ÖYKÜSÜNÜN SON BÖLÜMÜNDEN BİR KESİT

Evin giriş kapısının önünde yaptıklarıbu konuşmalar silsilesi içinde yüzünde donmuş gözyaşları Berfan’a, bu cümlelerisöylettirdi, “savaştan çıkmış ceset gibi bedenim. Donmuş ruhum, dumura uğramışbenliğim. Çevremde dolaşan solgun bakışlar göz hapsinde sanki çıkarsız,menfaatsiz bir yüzün sıcaklığını duyumsamaktan yoksun ten, yok olup gitmişsonsuza kadar uzanan yaşam halkası içinde. Biz kimiz ki diye sorulan yanıtsızsorular göstermekte onun bir kum tanesi kadar değerinin olmadığını hiç olmayayüz tutmuş bu evrende.” Ethem ona dönerek “hadi o zaman, kalk bakalım, mücadelemizekaldığımız yerden devam edelim birlikte, seni arkadaşlarımızla tanıştırmak banaonur verecektir” diyerek ekledi. Seher Berfan’ın elinden tutarak onun yerdenkalkmasına yardım etti. 

Her üçü de kapının önünden çıkmak üzereyken, dışarıdan gürültülüseslerin geldiğini fark ettiler. Ethem “her ikisine de susun işareti yaparak,sakın konuşmayın” dedi. Dışarıda konuşulan sesleri dinlemeye başladılar. Dışardakiiki kişi onların siluete benzeyen görüntülerini görüyorlardı. Tabii, Seher’insokağın ortasında yerde bıraktığı Türk bayrağını da bulan içlerinden biri olanAli yüksek sesle “eylemciler bunlar öyle olsa gerek, vatan hainleri,  biz bunlara daha kim olduğumuzu anlatamadıkki, uykusuz bıraktılar bizleri,” dedi. Kabzasıyla oynarken silahını yeredüşürdü. Sessizliğin hüküm sürdüğü sokakta bir çınlama etrafa yayıldı. Silahınıyere düşüren Ali, “Eyvah! Bizim kim olduğumuzu anlamışlardır ne yapalım şimdi”diyerek arkadaşı Ahmet ’e baktı. Ahmet “sus ve sakin ol, biraz bekle içeriyebaskın yaparız” diyerek arkadaşını sakinleştirmeye çalıştı. 

Bu arada, alçak sesle Berfan, “merak etme sakın ağabey, benim yüzümden gelmediler, ben bir yere bağlıçalışmıyorum, bunların kim olduklarını bilmiyorum” diyerek, her ikisiningözünün içine baktı. Seher Berfan’ın kulağına eğilerek “biliyoruz, endişelenmeve konuşma” demesine kalmaksızın, Ethem göz ucuyla kapının aralığından bakarak“bunlar polis tayfası, dışarıda iki kişi var, onların sizi bulmaması için öndençıkacağım, sizlere zarar gelmemesi ve baskın yapmamalarını önlemek için, sizleriçeride kalacaksınız, sözlerimin dışına çıkmayın, özellikle sen Seher, bençıkmadan çıkmayacaksın, bu bir emirdir” diyerek bir iki saniye içerde bekledi.Sonra dışarı çıktı. 

Ethem, bu iki polise görünce, siz ve sizin gibilere söyleyecek sözümüzvar: “biz ve bizler vatan haini değiliz, hamimiz ise hiç yok, ufkumuz geleceğeaçık ve uygarlığa bakış açımız insanca bizleri yaşatacak olan haklı ve geçerli koşullarımızıoluşturup yaratmaktır. Hakkı, hukuku ve adaleti topraklarımızda oturtup yaşatmakve böylece amacımız siz ve sizin gibileri kendine getirtip bilinçlendirmektir,özellikle hakları çiğnenmiş ve umutları düşlerinde saklı kalmış kadınlarımızıonurlarıyla ve dik duruşlarıyla yaşayacakları ortamı hazırlamaktır. İştebaskıyla, korkuyla kadınlarımızın bu duruma düşmesinin nedeni siz ve sizin gibilerdir.Beklediğimiz, umutlarımız tabii ki var, olacaktır da zaten. Birimiz ölsek dahibuğday taneleri gibi binler cemiz doğacaktır, insanca yaşama süreci, er geçeninde sonunda başarıya ulaşacaktır, ülkemizde”.

Ahmet ve arkadaşı bu sözleri işitince, kılıç kalkan gösteresi yapıyormuşgibi, ceplerindeki silahları çıkararak, oyun oynuyorlardı, hedefini seçenAhmet, Ethem’in karşısına silahını doğrultarak, “bana, bana bak hele, şimdisöyle bu sözlerini, nasıl oluyormuş bir anla, akıllanmaya bak, akıllan, söylebize, içeriye baskın yapmadan söyle, sizlerin yüzünden gecemiz berbat oldu,evde maç seyredecektim” dedi. Ethem ona “önce yerde duran Türk bayrağını aleline, bayrağımız yerlerde kalmayacak kadar asildir, sonra da adam ol, insanolmayı dene, ne dersin?” diye alay etti. Yanındaki polis arkadaşı Ethem’e “ vayki vay, bakın da, hele, küçük adam nelerde bilip söylermiş, vur başına Ahmet,vur, vücudu fil, beyni fare gibi olan bu densiz adama”. 

İçerden çok ince ve hafif yankı yapan ağlama sesi geliyordu, AhmetAli’ye “ben silahımı doğrulttum bu densiz adamın kafasına, sen de içeriye birbak, kim varsa topla içerdekileri ve dışarıya çıkar” dedi. Ali içeri girdi ve “of ki of! İki tane huri, gelin bakalım güzeller, içeride ne var da saklandınız,gerçek gösteri dışarıda” deyip, kollarından zorla tutarak sürükleye sürükleyesokağa çıkardı onları. Ethem Seherle yüz yüze geldi. Seher, Ethem’le, Berfansuçlu der gibi, birbirlerine bakışıyorlardı. Ahmet ve Ali, onlara “bırakınbakışmayı, bizden af dileyip yalvarırsanız, sizleri bırakırız, biz devletizçünkü. Yanlış yaptığınız için tövbekârsınız, tövbe edinbize, biz de sizleri bırakalım” dedi. 

Berfan hariç ikisi anlamıştı durumu. Seher ve Ethem onlara “biz böyledurumu kabul etmiyoruz, yaşanılır bir ülke yaratma peşindeyiz hepimiz. Bu bizeve bizlere hiç söylenmeyecek sözlerdir, bu sözler, resmen bizi ve bizleriaşağıladığınızı gösteriyor, yaptıklarınızdan dolayı sizi affetmiyoruz, hemenlafa giren Ahmet ona “ölümüne oynuyorsun, seni öldüreceğim, senin cançekiştiğini görerek bu iki tane dilber hatunu da öldüreceğim. Arkamızda döküntü,kirli malzeme bırakmak istemiyoruz çünkü” dedi. Berfan ölüm ve öldürülmekkonularını duyunca, onlara “ döküntü ve kirli malzeme gibi yakıştırmalaryapmaya hakkınız yok bizlere karşı. Biz kullanılacak eşya değiliz, alınıpsatılacak” der demez, Ali onun yüzüne bir şamar indirdi. Ali Berfan’a “sus sen,bu ne böyle, bizim karakolda senin gibilere yolluk derler, herhalde senin debir yerlerin acımıştır” diyerek kahkahasını attı. 

Ethem “bu ne saygısızlık böyle, bizlerin temel hak ve özgürlüklerinihiçe sayıp ezmeye kalkışmanız en büyük darbe” dedi. Ahmet “bak, silahı hareketettiriyorum, bak, kork, kork ki içinin titrediğini hissedeyim” dedi. SeherEthem’e baktı ve ağzından Ethem’in de çok sıkça söylediği bu türküyü okumayabaşladı, “gözlerinde duyumsadım ülkemizin yalnızlığını, okurken haykırışlarınıdağların yamacından, serzenişlerde bulunuyorduk ikimiz bomboş sokakaralarındaki yılgının eşiğinde ve kalınan çaresizliği süresince, yoğrumlunuyorduk boğum boğum, göğü sarmalayan kar topakçıkları gibi, kırılmanoktasındaydı sevdamız ülkemizin yansıttığı alevin gölgesinde.” Berfan ellerinihızlı hızlı vurarak alkışladı. 

Ahmet Ali’ye “yeter artık, bunların yaşadıkları, acı da çekemediler, tirtir titrediklerini bir görseydik, iyiydi, ha, ha, ha, hadi bakalım iş başına, gebermeleriniseyrederiz en azından” dedi. Ethem ‘e yöneltilen silah kafasına ateşlenmiş,Ethem yere düşmüştü. Seher yerde bulunan Türk bayrağını alayım derken sırtındankalleşçe üç el ateşle vurulmuştu. Berfan ise

Yanına yaklaşan Ahmet ve Ali’ninyüzlerini tırmalayıp yırtmış, bu acıyla Ali Berfan’ın göğsüne silahını tutarakonu kalbinden vurmuştu. 

İki polis öldüklerini görünce, bunlar işte leş kargaları, zıbarıpgittiler. Ahmet Ali’ye “her zaman devlet haklı yani biz” dedi, yürürken ayağıbayrak direğine çarparak tökezledi ve düştü, başı yeri öptü. İkisi de Türkbayrağını yerde bırakarak sokaktan ayrıldılar. 

Yağmurlar bulutların bedeninde asılı kalanbir damla. Sokaklar ıslak, sokaklar yalnız. Gecenin yalaz aydınlığını dostkılan esrimeler gündüzün söküğünü dikiyor. Nerede görseler bir naçar kol kanatgeriyor. Hesabı sorulmaksızın yarım bırakılan işler diğer bir günün sabahınasarkan zincirler silsilesi. Çözümsüz yarına ve yitik umutlara bel bağlanmazasla. Kaybedilenlerin arkasından giden gittiği yerde kalır. Soran olmaz kimsindiye. Kimsesiz ve adsız ağıtlar sokağa düşer. Bir türküye dönüşür o an veusumuzda kalan bir ezgi olur, sanki ellerimizle toprağa diktiğimiz fidelerdirher biri. Sevgi ve nefret, akla karanın ayırımı içinde savaşım veriyor sürekli.Akıp giden bu düzende, sokağımızın türküsü öksüz ve yetim. Dışarıda sıcak birgülümsemeye hasret bırakıyor kendini ürkek ve kırılgan sesiyle.  

H. Senday ÖZDAMAR