DİYALOG MÜZESİ

ATALAY MANSUROĞLU İLE

ATALAY MANSUROĞLU İLE
426. DİYALOG: İKİ, İKİ DAHA DÖRT

Hep sorularla karşılaşınca, bir öğrenci edasıyla cevap hevesi doğar herhalde?

İlk başlarda çok iyi ilerliyordu. Aşayukarı 3 sene düzenli akışı vardı. Daha sonra tıkandı

Nedeni nedir tıkanması için, belki sorular olabilir..? Çok hızlı tüketen bir yaşantımız oldu neticede.
 
Alışkanlık oluştu. Toplu soru sayfası açtık fakat ilgi yok malesef. İlk dönem farkı hissediliyor ve heyecan yaratıyordu.

Evet, haklısınız.
 
Yazıya kolay 400 den fazla diyalog yayınladık. Gerçekleştirebilmek için 20.000' den fazla sanatçıya mesaj atmışız.

Sanırım bu, üretememe stresi... hemen, zahmetsiz aldığı şeyi tüketme noktasında oluyor.
 
Çalmak
Ama bizde soru tükenmiyor. Sadece karşıdan bekliyoruz, sanırım artık...

Bu iyi bir soru olabilir mi; tüketim, tüketim toplumu deniyor ama sanırım kimse gerçekte farkında değil hepimiz tüketiyoruz... arkadaşlıkları, her şeyi..!
Altını dolduran yok bu kavramın.

Bazı şeyler tüketilemez. Örneğin bizim oluşturduğumuz bu platformda sorular ve ucu açık yanıtlarla sonsuzluğu işaret ediyoruz sürekli.
Sorunun özü: "Sanat Nedir?"

Bitip tükenmek bilmez bir konu

Doğrudur.
 
Bahsini ettiğiniz yaklaşıma sanal paylaşımları örnek gösteriyorum. Örneğin bir resim yapmış sanatçı ve fotografını paylaşmış. Paylaştıkça çoğalıyor

Çok ilginç. Aslında evet, bu açıdan bakınca... ama bir başka açıdan bakınca, bu kadar göz önünde durması iyi midir?
 
İyidir. Şöyle ki: "Herkes anlamıyor zaten"

bu güzeldi.
 
Sanatınızdan bahsetmek ister misiniz?

Olabilir, evet...
 
Aslında çok bilinenin aksine "resim, tasarlanarak yapılan bir disiplin değil" diye düşünüyorum yani "ben şöyle yapayım, şu güzel, kırmızıyı da sürdüm mü acayip olacak" diye bir şey hiç olmadı, olmaz da.
 
Bir durum sizi kemiriyor yani "siyasal ortam" diyelim... O zaten içinizde ve ifade etmek istersiniz ama gerisi tamamen oluşan tesadüf ve onu yönetme kaygısı yani ne kadar plastik öğeler önde duruyor gibi gözükse de aslında kavramsal bir ağırlığı ve buna direnen bir estetik kaygı var.

Yazdıklarınızdan o kadar çok soru çıkar ki okuyucuları dikkat ederlerse zihinlerinde yepyeni yollar açılacaktır:
Kemiren durumdan başlarsak ve başlangıç kabul edersek, geçmişte bu durumu tanımlamaya çabaladınız mı yoksa aksine "varlığının farkındayım ve ondan yararlanıyorum" mu diyorsunuz?


Güzel soru...
 
Evet, farkındayım. Yararlanmak şöyle olabilir kendi açımdan; sorunlu olmayan yani dünyayla, kendiyle sorunu olmayan insan sanat yapabilir mi ya da bu alana yönelir mi? Bence hayır yani felsefe olmazsa boş dekorlara döner bence...
 
Yalnız soru ve sorunlar mı resmi tetikliyor resim mi siyaseti felsefeyi emin değilim.
 
Oradan kurtarıp kendi varlığı ile ele alarak mevcut yanlışlıkların, kötülüklerin, tarihi kirli birikimlerin girdabına da dalmadan en saf - arı duru biçimiyle sunmak mıdır yoksa anlık etkilere tepki vermek midir sanat?

Yani, yapan kisi açısından..?
 
Elbette. Kemiren durumun etkilediği kişi. Sanata nasıl dönüştürüyor..?

Öncelikle sanata merak yada yetenek dedikleri şey belki sadece ilgi, nasıl ki yazın dilindeyse görsel dilde ifade etme istenci, başta var olan bir durum. "Dış çevreden etkileşim bu var olan ilgiyi bir yere taşıyor, motive ediyor" diye düşünüyorum.

Sanatçı kendisini ispat etmeye çalışır mı, çalışırsa enerjisini boş bir yere harcamış olur mu, enerjinizin ideal kullanımını nasıl kontrol eder - düzenlersiniz?

Burada sorun biraz derin. Birincisi sanatçı kendini ispat etmeye çalışmamalı ama evet, çalışır hatta fazlasıyla izleyiciyi etkilemek adına yapar ve bu ne kadar saklanırsa da gerçek... Bütün maharetini -sanat populizmi de diyebiliriz- gösterir.
"İdeal bir enerji kullanımı söz konusu bile değil. Olursa da kof çalışmalar çıkar" diye düşünüyorum çünkü çalışma ayrıca bir heyecandır, bu heyecanı dizginleyip yapmak mümkün değil.
 
Örneğin coşkunuz yükseldi ve sizi yeni bir şey yapmaya itiyor. Nasıl başlar ve sürdürürsünüz, yaparken coşkunuzu nasıl kullanırsınız, şimdiye kadar edindiğiniz bilgi veya tecrübede neler var?

Resim yaparkenki heyecan ilk defa en muhteşem anlatım heyecanıyla başlıyor aksi durumda bırakıyorum zaten. Resmin nereye sürüklediği ve ne zaman bittiği hiç belli olmuyor. Çoğunlukla herkesin uyuduğu, kendi dünyamla baş başa kaldığım zamanlar yapıyorum. Hep sabahı bulur.
 
Bazen ki çoğunlukla tatmin olmadığımda ise başka resme başlıyorum. Diğer resme daha enerjik ve heves içinde olduğum bir zamanda tekrar dönüp başlıyorum. Daha doğrusu bozup tekrar başlıyorum. Resim tuvalle yapan arasında bir savaş gibi, çoğunlukla tuval kazanıyor ama bir an oluyor,bir yere varıyor. İyi bir çalışma için her an resmi tekrar bozup değiştirme iradesidir, bence. O yüzden "çok güzel oldu" diye bir şey söz konusu değil. Her resmimin arkasında en az bir çalışma vardır.
 
Bozup tekrar üzerine çalışmışım hatta hala sırada bozacağım beğenmediğim çalışmalar var.
 
Son dönem çalışmalarınızdan bir kaç örnek rica edebilir miyim, belki birlikte izlememize izin verir çalışmalarınız..?
 
Resimlerin çoğunu paylaşmışım. Buraya taşıyayım mı, en son çalışma en son paylaştığım, buradaki değil yani.
 
Çok fazla detay var burada İlk önce: Buz ve Renk diyorum. İzin verirseniz kitabını bile yazabilirim. Sevdim...

Yani bu:
 
Resimlerde çok fazla doku var.
 
Müthiş. İçine çekiyor insanı. İlk izlenim: "Korkmana Gerek Yok" diyor. Tekrar bakmalıyım...

O kuş orada olmasaydı ne olurdu diye sordum kendime. Siz, neden o kuşu oraya koyma gereği hissettiniz, koymasaydınız ne olurdu?

Çok güzel soru. Aslında bu temel soru:
 
Hani aslında; bir, yaşam ruhunu temsil ediyor bir de, kompozisyona az bir denge ama olmasaydı bir eksiklik olmaz fakat bu kendi yapabildiğini gösterme dürtüsü çünkü çoğunluk siz idare etseniz bile bir tesadüf içeriyor.

İzleyicinin dikkatini dağıtabileceği ve asıl "yolcuların nereye gittiği" sorusunu engellediğini düşünebilir miyiz, eğer öyleyse kasıtlı bir uzaklaştırma ve gerçek izleyicisini bulma çabası olabilir mi?

Bu hareketli kompozisyonun temelinde var ve bunu artık reflaksif kullanmaya başladığımı düşündüm. Kesinlikle doğru. İyi ki söylediniz.
 
Bir önceki çalışmanızla bütünleştirirsek; keskin çizgiler ve buzlar arasında bir coşkun renk cümbüşünden, kapalı bir havada nereye gittiği bilinmeyen bir dolu insan karmaşası... Resim izleyicisi, sanatçının bir tek eserinden sonuca varabilir mi?

Çok fikir edinebilir ama bir çalışmadan sonuca varmak yanıltıcı olabilir. Bununla kendimi kastetmiyorum, genel bir yaklaşım. Çalışmalarda genellikle çok farklı yorumlara açık olmasını iyi buluyorum. "Kim, nasıl bir sonuç çıkarabiliyorsa o yeni bir bakış açısı kazandırıyor" diye düşünürüm. Sonuçta hepimizin bir anlam ve "felsefeye yönelim antremanı" yapması iyi bir şey.
 
İzninizle 2 çalışma da ben paylaşmak isterim. Sizden ricam bu iki resmi değerlendirmeniz, mümkün mü?
 
 
Bana soyut dışavurumcu bir anlatım gibi geldi ama ilkinde hissettiğim bir figür var. Yalnız, çalışma kenarlarından sınırlandırılmasaydı daha etkili olurdu. Bir de renk fazlalığı odaklanma ve enerji kayması yaratıyor yani biraz yoruyor, ortadaki figür sakinleştiriyor.

Alttaki bana göre; bir portre, kenar sınırları ve ölçüler zihni portreye yönlendiriyor. Renk dağılımı daha dengeli ama biraz kirlenmiş renkler. Bu teknik analizler. Tematik analiz yapamıyorum bu saatte (gecenin iki'si). Çok odaklanmam konsantre olmam lazım, bağışlayın!
 
Grupta ara" ile diğer çalışmalarını da görebilirsiniz:


Denis Kaplan
Manfred Von Kühnemund
 
Grubu daha önce görmüş müydünüz?
 
Evet, ama bu resimlere dikkat etmemiştim.
 
Genel değerlendirme rica edebilir miyim grubumuzla ilgili, -geçen sürecinde yüz bin yeni eser paylaşıldı... Sizce böylesi platform çabaların sanatımıza ne gibi faydaları olabilir?

Bir başka ülkede çok anlam yüklemeyebilirdim ama özellikle günümüzde çok anlamlı olduğunu düşünüyorum.
 
Ne süredir izliyorsunuz (ArtCRİTİCS)' İ?

Bir yıl önce, ilk gördüm.
 
Baya iyi bir süre aslında Tüm eserleri görmüş olabilir misiniz?

Hayır...
 
Zaman ayırıp izlemeye değer bulur musunuz?

Evet, tabi ki...
 
Bir yıl önce bu guruptan arkadaşlarım oldu, o şekilde görmüş olmalıyım...
 
Tümüyle bize ait - tüm kullanım ve yönetim hakkı bizim olan bir grup. Yerli sanatçılarımızın - sanat camiamızın ilgisiz kalması / etkinlik göstermemelerinin nedeni ne olabilir?

Bu soru cevaplayamayacağım bir soru olarak kalsın şimdilik. Zor soru...
 
Üzülmeye hakkımız var mı?

Sanmıyorum. Bence sorun değil... Güzel bir irade ortaya koyuyorsunuz.
 
Saygılarımızı sunuyorum, anladığınız için çünkü geçmişinde oldukça yoğun boğuşmalardan geçti İlk döneminde bu denli güçlü ve yaygın olabileceğini hiç kimse - biz dahil tahmin bile etmiyordu.

Bildiğiniz bu genişlikte başka platformumuz var mı?

Bildiğim kadarıyla yok...
Saygılar ve güzel çalışmalar diliyorum!
 
Yorgun değilseniz, evrensel sanat ile devam etmek isterim..?

Yarın üniversitede olmalıyım. Başka zaman devam edebiliriz.

Katkınız için teşekkür ederim. İzninizle buraya kadar olan kısmı yayınlamak isterim ve iletişim bilgilerinizi verirseniz ekleyebilirim...

atalaykunst@gmail.com
amansuroglu@dogus.edu.tr iletişim adreslerim.